Etkinlik: Türkiye’de Rekabet Hukuku Perspektifinden 2018 Yılı ve 2019 Yılı ve Sonrası için Öngörüler

Geçtiğimiz hafta, BASEAK Rekabet ve Regülasyon departmanı bünyesinde, Türkiye’de 2018 yılının rekabet hukuku açısından nasıl geçtiğine ve önümüzdeki dönemde rekabet politikası ve rekabet hukuku uygulaması adına bizleri neler beklediğine ilişkin bir etkinlik düzenledik.

Farklı sektörlerde faaliyet gösteren çeşitli şirketlerin hukuk departmanlarından avukatların katılımıyla gerçekleştirdiğimiz panelin ilk bölümünde departmanımız bünyesinde “counsel” olarak görev yapan Av. Bora İkiler ile Evren Sesli, “Rekabet Hukukunda Öne Çıkan Başlıklar: 2018’e Bakış” adlı bir sunum gerçekleştirdiler. Bu oturumda, Rekabet Kurumu’nun 2018 yılındaki faaliyetlerine ilişkin yayınladığı Yıllık Rapor’da sunulan veriler, (i) rekabet savunuculuğu, (ii) birleşme ve devralmaların kontrolü, (iii) rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar, (iv) hakim durumun kötüye kullanılması ve (v) usul olmak üzere beş ayrı alt başlık altında değerlendirildi. Rekabet Kurulu’nun teşekkülündeki değişikliklerin rekabet hukuku uygulamasına etkisinden, Kurul’un son zamanlarda verdiği tartışmalı kararlara, Kurul’un ortak girişimlerde tam işlevselliğe yaklaşımından, teknoloji yoğun pazarlardaki rekabet hukuku ihlallerine karşı reaksiyonlarına kadar geniş yelpazede değerlendirmeler katılımcılarla paylaşıldı.

Bu bölümün sonunda ise avukat sayısı bazında Dünya’nın en büyük uluslararası “elit” hukuk bürosu olan Dentons’ın Brüksel ofisi bünyesindeki ortak avukatı Yves Botteman, 2018 yılını Avrupa rekabet hukuku açısından ortaya koyan bir sunum gerçekleştirdi. 2018 yılının genel değerlendirmesinin yanında 2019 yılına ilişkin öngörülerin de paylaşıldığı bu bölümde Avrupa Komisyonu’nun dijital piyasalara yaklaşımı, yoğunlaşmaların kontrolünde inovasyon güdüsü ve imkanının önemindeki artış ve Brexit’in özellikle İngiltere’de halihazırda açılmış olan rekabet hukuku ihlallerinden kaynaklanan tazminat davalarına potansiyel etkisi gibi konular öne çıkan başlıklar olarak dikkat çekti.

Etkinliğin ikinci bölümünde BASEAK Rekabet ve Regülasyon departmanının ortak avukatı Av. Şahin Ardıyok moderatörlüğünde, Türkiye’de rekabet politikasına ve rekabet hukukuna yönelik 2019 yılı ve sonrası için öngörülerin paylaşıldığı bir panel gerçekleştirildi. Panelin katılımcıları arasında Bahçeşehir Üniveritesi öğretim üyesi Doç. Dr. Emin Köksal, geçmişte Danıştay tetkik hakimliği ve idare mahkemesi başkanlığı da yapmış olan eski Rekabet Kurulu üyesi ve başkan vekili Av. Reşit Gürpınar ve Kocaeli Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Muzaffer Eroğlu bulunmaktaydı. Rekabet Kurulu’nun idarî yapısında yapılması gereken değişikliklerden, halihazırda üzerinde çalışılmakta olan kanun taslağına; teknoloji yoğun pazarlara ilişkin rekabet politikalarından, yeniden satış fiyatının belirlenmesine ilişkin güncel Rekabet Kurulu kararlarına kadar birçok farklı konu üzerinden Türkiye’de rekabet hukukunun geleceğine ilişkin deneyimli panelistlerin öne sürdüğü düşünceler, katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi.

Türkiye’de rekabet hukukunun güncel problemlerini ve geleceğini farklı sektör temsilcileri ile paylaşıp tartıştığımız etkinliğin bir yenisini yapmak için sabırsızlanıyoruz!

ICN’den hodri meydan: Rekabet otoriteleri daha şeffaf bir işleyişe hazır mı?

Uluslararası Rekabet Ağı (International Competition Network – ICN), 3 Nisan 2019’da yaptığı açıklama ile üyesi olsun olmasın tüm rekabet otoritelerini daha adil ve daha güçlü bir rekabet hukuku uygulaması için hazırlanan prosedürlere yönelik çerçeve anlaşmayı imzalamaya davet etti.

Rekabet hukukunun daha iyi anlaşılması ve dünya genelinde daha uyumlu ve etkili bir rekabet uygulamasının oluşması amacıyla 15 rekabet otoritesi öncülüğünde Ekim 2001’de kurulan ICN, bugün 125 ülkeden toplam 138 üyesi ile rekabet politikası alanındaki gelişmelerde en belirleyici aktörlerden biri. Bu belirleyici ve öncü rolün son yansıması ise ICN tarafından 3 Nisan 2019’da duyurusu yapılan “Rekabet Otoriteleri Prosedürlerine Yönelik Çerçeve Metin”. Geçtiğimiz yıllarda, ICN üyesi rekabet otoriteleri ve bu alanda çalışan rekabet danışmanlık şirketleri tarafından başarılı bir şekilde hayata geçirilen kartel ve devralma uygulamalarına yönelik çerçeve metinlerinin ardından ICN, kendi üyesi olan ve olmayan tüm rekabet otoritelerini “Rekabet Otoriteleri Prosedürlerine Yönelik Çerçeve Metni” imzalamaya davet ediyor.

Ülke uygulamalarındaki hukuki veya yapısal farklılıklardan bağımsız olarak güçlü bir prosedürel veya usule yönelik işleyişin, etkin bir rekabet hukuku uygulamasının en önemli unsurlarından biri olduğunu belirten ICN, duyurusunda geniş katılımın önemine vurgu yapıyor. Gönüllü katılım esasıyla işlemesi planlanan uygulama kapsamında Çerçeve Metin, 1 Mayıs 2019’dan itibaren ICN’nin internet sayfasında imzaya açıldı. Yine bu sayfadan belirli aralıklarla metne imza atan katılımcı rekabet otoritelerinin duyurulması planlanıyor.

ICN’nin büyük önem atfettiğini gördüğümüz “Rekabet Otoriteleri Prosedürlerine Yönelik Çerçeve Metnin” hayata geçmesi ile başta soruşturmalar olmak üzere rekabet otoriteleri tarafından uygulanan çeşitli işlemler sırasında şeffaflığın ve öngörülebilirliğin arttırılması, taraflar arasındaki çıkar çatışmalarının en aza indirgenmesi, tüm tarafların süreçlere zamanında ve etkin şekilde dâhil olması, savunma hakkının kısıtlanmaması, gizlilik hükümlerine dikkat edilmesi, otoriteler tarafından alınan kararlara erişimin sağlanması ve kararların bağımsız denetiminin işlerlik kazanması gibi çeşitli hedefler öngörülüyor.  ICN’nin internet sayfasında yer verilen ve rekabet otoritelerinin farklı konulardaki işleyişine ve yasal düzenlemelerine ilişkin on alt başlıktan oluşan şablon metinlerin en geç altı ay içinde, uygulamayı hayata geçirmeyi planlayan rekabet otoriteleri tarafından doldurulması planlanıyor. ICN, etkin bir rekabet otoritesinin en önemli unsurlarından biri olarak gördüğü uygulamanın işlerliğini sağlamak adına yıllık olarak düzenlediği konferanslarda Çerçeve Metin ile ilgili oturumlar yapmayı düşündüğünü de açıkladı. Böylelikle, rekabet otoritelerinin deneyimleri ile mevcut metnin iyileştirilmesi ve daha çok rekabet otoritesinin Çerçeve Metni imzalamak için teşvik edilmesi amaçlanıyor. Yine bu toplantılar sonunda hazırlanacak raporlar ile ülke rekabet otoriteleri özelindeki bilgi ve deneyimlerin anonimleştirilerek aktarılması ve genel eğilimin ortaya konulması ve böylelikle tecrübelerin daha geniş kitlelere yayılması gündemde.

ICN’nin 15 Mayıs 2019’da Cartagena’daki (Kolombiya) yıllık konferansında lansmanı yapılacak “Rekabet Otoriteleri Prosedürlerine Yönelik Çerçeve Metnin” ortaya koyduğu gerçek ise birçok kamu otoritesi ve düzenleyici kuruluşa kıyasla daha şeffaf ve öngörülebilir usuli kurallara sahip rekabet otoriteleri için hala gidilebilecek yollar var. Değişen ve daha da önemlisi dijitalleşen ekonominin piyasadaki tüm oyuncular ve düzenleyiciler için daha fazla şeffaflık ve öngörülebilirlik ihtiyacını beraberinde getirdiği çok açık. ICN’nin davetine rekabet otoritelerinin katılımının nasıl olacağını biz de merak ve ilgiyle takip ediyor olacağız. 




Ekibimizden yeni bir başarı: Evren Sesli Counsel Oldu!

Ekim 2017 tarihinde ekibimize katılan Rekabet Kurumu’nun eski başuzmanı ve ekonomisti Evren Sesli’nin Counsel pozisyonuna terfi ettiğini duyurmak isteriz.

Yaklaşık 1,5 yıldır Balcıoğlu Selçuk Akman Keki Avukatlık Ortaklığı’nın (BASEAK) Rekabet ve Regülasyon Departmanı bünyesinde kıdemli danışman olarak görev yapan Evren Sesli, özellikle farklı sektörlerdeki müvekkillerimize yönelik rekabet hukuku danışmanlığı ve rekabet uyum programlarının yürütülmesindeki başarılarıyla dikkat çekti.

Lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi İktisat bölümünde tamamlayan Evren Sesli ayrıca, “Online Reklamcılık Sektörü’nde Göze Çarpan Rekabet Politikaları Endişeleri” üzerine yazdığı tez ile İtalya’daki Bocconi Üniversitesi’nden ekonomi alanında yüksek lisans derecesini aldı.

Evren Sesli, engin birikimi ve değerli katkılarıyla BASEAK’ı güçlendirmeye devam edecek.

Kendisini kutluyoruz!

Geleneksel Bilgi Üniversitesi Uygulamalı Rekabet Hukuku Seminerlerine Hazır Mısınız?

Türkiye’de rekabet hukuku alanındaki usta isimlerin katkılarıyla 2011 yılından bu yana süren Bilgi Üniversitesi Rekabet Hukuku Seminerleri, 19 Şubat’ta başlıyor!

Piyasa ekonomisinin rekabet hukuku kuralları çerçevesinde nasıl evirildiğini deneyimler üzerinden anlatan ve 12 hafta sürecek seminerlere, BASEAK Rekabet ve Regülasyon ekibinden tanıdık simalar 8. ve 9. haftalarda konuşmacı olarak katılacak.

8. haftada ekibimizin lideri Av Şahin Ardıyok yanı sıra ekibimizin iktisatçılarından Evren Sesli, “Rekabet Hukuku Bakımından Elektrik Tedarik Piyasalarında Davranışsal Ekonomi ve Kamu Politikaları: Rekabet Kurulu’nun Son Dönemdeki Soruşturmaları” konusunu ele alacak. Uzun yıllardır “Regülasyon Ekonomisi ve Hukuk” ile “Enerji Hukuku ve Politikası” derslerini veren Ardıyok ve son dönemde Enerjisa ile Bereket Soruşturmalarında hem hukuki hem iktisadi savunmalar sunan ekipte bulunan ve Rekabet Kurumu geçmiş olan Evren Sesli elektrik piyasalarına dair tüketici menfaati ile yatırımcı motivasyonunu kamu yararı ve davranışsal iktisat perspektifinden değerlendirecek. Sunumda halihazırda yeni başlatılan Sektör Araştırmasına yönelik düşüncelere de yer verilecek.

9. haftada ise ekibimizin Of-Counsel iktisatçısı Doç Dr. Emin Köksal ile Counsel’ı Av. Bora İkiler, son zamanlarda rekabet hukuku camiasında en dikkat çekici alanlardan biri olarak öne çıkan dijital platformları inceleyecek. Platform ekonomisi alanında oldukça önemli bir bilgi birikimine ve know-how’a sahip Köksal ve İkiler, bu konuyu “Dünyada ve Türkiye’de Platformlara Yönelik Güncel Rekabet Politikaları: ABD’de Amex, AB’de Google Shopping ve Türkiye’de Sahibinden Kararları” adlı sunumlarında hem hukuki hem de iktisadi bakış açısıyla irdeleyecek.

19 Şubat -14 Mayıs tarihlerinde her Salı saat 19:00 -21:30 arasında Bilgi Üniversitesi Santral Kampüs’te gerçekleşecek olan seminerlere herhangi bir ücret ödemeden genel katılım sağlayabilir ya da sertifika programına kayıt olabilirsiniz. Aman sertifikalı katılım için erken indirim tarihini kaçırmayın, sonrasında pişman olursunuz – 25 Ocak 2019 tarihine kadar %40 oranında erken kayıt indiriminden yararlanabilirsiniz!

Daha fazla bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Bilgi Rekabet Hukuku Sertifika Programı’na kayıt olmak için son günler !

Doç. Dr. Kerem Cem Sanlı koordinatörlüğünde İstanbul Bilgi Üniversitesi Rekabet Hukuku ve Politikası Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından sekizincisi düzenlenecek Rekabet Hukuku Sertifika Programı’nın tarihi yaklaşıyor! 3 Kasım-15 Aralık 2018 tarihleri arasında Cumartesi günleri 09.30-12.30 / 13.30-16.30 arasında gerçekleşecek programa ekibimizin liderlerinden Şahin Ardıyok, iktisatçı uzmanlarından Dr.Emin Köksal yanı sıra değerli Dr. Pınar Artıran’ın da konuşmacı olarak katılıyor.

Rekabet dünyasının gözde isimlerinin pek çok konuda deneyimleri ile beraber teorik ve akademik yaklaşımları paylaşacağı bu programa kayıtlı olmak için son günler sizleri bekliyor. Kış soğuğunda haftasonumu verimli değerlendirmek, biraz da network ağımı genişletmek isterim diyenler Cuma gününe kadar (21 Eylül 2018) programa kaydolarak erken kayıt indiriminden (%40) faydalanabilirsiniz.

Programa dair detaylı bilgilere aşağıdaki linklerden erişim sağlayabilirsiniz:

https://www.bilgi.edu.tr/tr/etkinlik/8143/rekabet-hukuku-sertifika-programi/

https://rhm.bilgi.edu.tr/media/2018/8/17/Program%20v2.pdf

Tüm görüşmelere dikkat! diye boşuna demiyoruz

Her rekabet hukukçusunun iki lafından biri “aman konuşmalarınıza dikkat edin!” olur. Neden mi? Her türlü mecradan yapılabilecek her türlü görüşme yarın karşımıza delil olarak çıkabilir de ondan!

Peki neler delil olabilir?

Süregelen uygulamaya baktığımızda, uzmanların yerinde incelemeler esnasında bilgisayarlar veya laptoplardaki belgeleri, e-postaları, ofiste masa üstündeki veya dolaplardaki belgeleri incelediklerini, sözlü ve yazılı bilgi taleplerinde bulunduklarını görüyoruz. Otel kayıtları, uçak rezervasyonları, restoran fişleri gibi belgeler de delil olarak kullanılabiliyor.

Telefon görüşmeleri bakımından ise yeni yeni uygulamanın geliştiğini görüyoruz.

Delil standardına yönelik bir konu yakın zamanda pişmanlık başvurusu kapsamında sunulan telefon konuşmalarının delil olarak esas alındığı kurumsal kredi pazarında faaliyet gösteren bankalar arası bilgi değişimine ilişkin kararda gündeme gelmişti. Rekabet Kurumu, söz konusu incelemesinde “serbest delil sisteminin geçerli olduğu” ve “kararı etkileyebilecek her türlü bilgi ve delilin” sunulabileceği değerlendirmesini yaparak, iletişimde rıza unsurunun bulunduğu, telefon görüşmelerinin delil olarak kullanılabileceği sonuca varmıştı.

Benzer bir yaklaşımın Avrupa Komisyonu ve Avrupa Genel Mahkemesi’nin kararlarında da benimsendiği gözlemleniyor. Örneğin; Komisyon’un 2013 yılında karides satıcılarına yönelik yürüttüğü bir kartel incelemesinde, taraflardan biri olan Kok Seafood, kartele taraf başka bir teşebbüs olan Heiploeg ile olan konuşmalarını gizli bir şekilde kaydetmiş ve rekabet uzmanları da yerinde incelemelerde bahse konu konuşmalara rastlamış ve soruşturma kapsamında değerlendirmek üzere el koymuştu. Bunun üzerine ise Heiploeg söz konusu konuşmaların hukuki olarak geçersiz sayıldığını ve dolayısıyla inceleme kapsamında kullanılmaması gerektiğini belirtmişti. Ancak Avrupa Komisyonu gibi Genel Mahkeme de söz konusu konuşmaların hukuka uygun bir şekilde yerinde inceleme esnasında elde edildiğini, ihlali gösteren başka delillerin de mevcut olduğunu ve ilgili tarafa konuşmaları dinleme ve konuşmalara yönelik savunma haklarını kullanma fırsatının tanındığını belirterek konuşmaların soruşturma kapsamında kullanılmasının uygun olduğu sonucuna varmıştı.

Telefon görüşmeleri bakımından rekabet hukukçularının sürekli karşı karşıya kaldığı sorulardan biri de “Kurum uzmanları WhatsApp konuşmalarımı inceleyebilir mi?” sorusu.

Bu zamana kadar Rekabet Kurumu’nun WhatsApp konuşmalarını esas aldığını görmemiştik ancak Kurul’un 29.03.2018 tarihli Ortodonti Kararı ile bu soruya bir nebze de olsa açıklık getirdiğini görüyoruz. Zira kararda yer alan “bir şirket çalışanının bilgisayarından elde edilen ve şirket GSM hattı üzerinden yapılan […] tarihli WhatsApp görüşmelerinde ve müşterisi ile arasında gerçekleşen […] tarihli WhatsApp yazışmalarındaifadelerinden WhatsApp konuşmalarının bir kopyasının alındığını anlıyoruz.

Ancak burada ek açıklamaya muhtaç iki nokta daha dikkatimizi çekiyor:

  1. Şirket GSM hattı üzerinden yapılan WhatsApp görüşmeleri nasıl bilgisayardan elde edildi? Sanıyoruz ki telefonun bilgisayara bağlanması suretiyle verilerin paylaşımına izin verilmiş olabilir ya da tarayıcı üzerinden çalışan http://web.whatsapp.com uygulaması bilgisayarda WhatsApp görüşmelerini depoluyor olabilir.
  2. WhatsApp yazışmalarından bazıları telefondan ya da bilgisayar dışı başka mecralardan mı elde edildi? Nitekim yukarıda da yer verilen bazı açıklamalarda WhatsApp konuşmalarının bilgisayardan elde edildiğine dair ifadeler yer almıyor. Bu noktada, eğer telefondan elde edildiyse şirket telefonu mu yoksa çalışanın şahsi telefonundaki görüşmeler mi incelendi? sorusu da aklımıza geliyor.

Peki daha önce WhatsApp görüşmelerini inceleyen başka rekabet otoriteleri oldu mu?

Bizden çok uzakta olmayan Akdeniz’li komşumuz İspanya’da da 2013 yılında telefon konuşmaları yanı sıra WhatsApp konuşmaları delil olarak esas alınmıştı. Nitekim İspanya Yüksek Mahkemesi bir kararında İspanya Rekabet Otoritesi (Comisión Nacional de los Mercados y la Competencia) tarafından İspanyol’lara özgü turron tatlısının imalatını yapan Almendra y Miel firmasında gerçekleştirilen yerinde incelemede çalışanların WhatsApp mesajlarının alınmasının ve delil olarak kullanılmasının hukuki olarak geçerli olup olmadığını incelemişti. Sonuç olarak ise İspanya Yüksek Mahkemesi (Audiencia Nacional), rekabet uzmanların yetkilerinin fiziksel ve elektronik kayıtlarını incelemeye izin verdiğini ve bu yetkinin cep telefonlarını da kapsadığını belirtmişti. Söz konusu yazışmalar incelemeye konu pazar paylaşımı davranışlarına ilişkin olarak esaslı delil olarak ele alınmıştı. Bunun üzerine, çimento sektöründe gerçekleşen bir kartele ilişkin yakın tarihli bir kararda da toplantılar, e-postalar ve faks üzerinden gerçekleşen bilgi değişimi yanı sıra WhatsApp üzerinden gerçekleştirilen bilgi değişimleri inceleme bakımından dikkate alınmıştı.

WhatsApp’in Uzak Doğu’daki muadili WeChat ise 2016 yılında Çin Rekabet Otoritesi’nin (National Development and Reform Commission) radarına girmiş ve söz konusu rekabet otoritesi Shaanxi bölgesindeki araç muayenesi fiyatlarının tespitine yönelik kartele ilişkin planların WeChat üzerinden konuşulduğunu belirtmişti.

2017 yılında ise Hong Kong Rekabet Otoritesi (The Competition Commission) tarafından IT server sistemine yönelik ihalelerde danışıklı hareket ettiği ortaya çıkan Hong Kong Young Women’s Christian Association ve söz konusu dernek bünyesindeki beş teşebbüsün bilgi değişiminde bulunmak için WhatsApp’ı kullandığı keşfedilmişti.

ABD’de ise bileklik gibi ürünlerin satışını gerçekleştiren Zaappaaz, Promotions, Wrist-Band, Customlanyard gibi e-ticaret şirketlerinin fiyat tespitinde bulunulduğuna dair 2017 yılında gerçekleştirilen incelemede WhatsApp yanı sıra telefon mesajları ve Skype, Facebook gibi mecraların da iletişim için kullanıldığı dikkat çekmişti.

Dolayısıyla, Rekabet Kurumu’nun da WhatsApp incelemelerine başlaması şaşırtıcı değil. İlerleyen günlerde bu incelemelerin nasıl gerçekleştirildiği konusunda daha detaylı bilgi edinebiliriz, ancak şimdilik (ve her zamanki gibi): Aman konuşmalarınıza dikkat edin!”.

Birbiri ardına yayımlanan kararnameler ne söylüyor?

2018 Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimini takiben Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ve Kanun Hükmünde Kararnameler birbirini ardına Resmi Gazete’de yayımlanmaya başladı. Peki bu kararnameler atamalar ve görev süreleri hakkında ne diyor? Biz sizlere, aralarında Rekabet Kurumu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ve Kişisel Verilerin Korunması Kurumu’nun (“KVKK”) da bulunduğu kamu kurum ve kuruluşlarının atama usul ve esaslarına önemli değişiklikler getiren düzenlemeleri kısaca aktaralım.

Öncelikle 9 Temmuz 2018 tarihinde yayımlanan Kanun Hükmünde Kararname (“KHK”) ve onu takip eden gün yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile söz konusu atama usullerinde son derece büyük ve önemli değişiklikler yapıldığını belirtmekte fayda görüyoruz. Söz konusu KHK’nın doğrudan Rekabet Kanunu’nda değişiklik yapması nedeniyle önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu değişiklikleri aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz:

  • Önceden Bakanlar Kurulu tarafından, çeşitlik bakanlıklar ve kuruluşların gösterdiği adaylar arasından seçilen Başkan, İkinci Başkan ve Rekabet Kurulu üyeleri artık doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından atanacak. Değişen maddede söz konusu atamalar için bakanlıklar veya kurumlar tarafından aday gösterileceğine ilişkin düzenlemeye de yer verilmiyor.
  • Eski düzenlemeye göre üye olarak atanma şartı kabul edilen, “mesleki açıdan yeterli bilgi ve deneyime sahip olma” kriterine yeni düzenlemede yer verilmemiş. “Meslekleri ile ilgili olarak kamu veya özel sektörde 10 yıl çalışmış olma” şartı ise bir gün sonra yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile meslek ile ilgili bir sektör olması aranmaksızın 5 yıl olarak değiştirildi.
  • Kurul üyeleri için önceden 6 yıl olarak öngörülen görev süresi sonraki gün yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile 4 yıl olarak değiştirildi.
  • Ücret ve diğer mali haklar, emeklilik ve hizmet süresi ve Rekabet Kurumu bütçesine ilişkin konularda ise karar merci yine Cumhurbaşkanı olarak değiştirildi.
  • Kurulca hazırlanacak yönetmeliklerin Bakanlar Kurulu yerine Cumhurbaşkanı tarafından yürürlüğe konulmasına karar verildi.

10 Temmuz 2018 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile Rekabet Kurulu üyelerinin yanında, RTÜK ve KVKK dışındaki düzenleyici ve denetleyici kurum başkan ve üyelerinin de görev süresi 4 yıl olarak değiştirildi. Bu değişikliği takiben hâlihazırda görev yapmakta olan başkan ve üyelerin görev sürelerinin ne zaman biteceği sorusunun cevabı ise KHK’da saklı. Buna göre aşağıdaki kurumların başkan ve üyeleri, atama tarihi itibariyle görevde dördüncü yılını doldurmuş ise görevleri KHK’nın yayımlandığı 9 Temmuz 2018 tarihinde sona eriyor:

  • Radyo ve Televizyon Üst Kurulu
  • Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu
  • Sermaye Piyasası Kurumu
  • Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu
  • Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu
  • Kamu İhale Kurumu
  • Rekabet Kurumu
  • Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu
  • Kişisel Verileri Koruma Kurumu

Henüz görevde dördüncü yılını doldurmamış olan başkan ve üyelerin görevi ise bu sürenin dolması ile sona eriyor.

Rekabet Kurulu üyelerinin atanma şartları bahsi geçen kanun değişikliği ile düzenlenirken, 10 Temmuz 2018 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile RTÜK ve KVKK dışındaki düzenleyici ve denetleyici kurumların başkan ve üyelerinin atanma şartlarına ilişkin genel hükümler belirlendi. Bu kurumların başkan ve üyelerinin atamalarında kısaca aşağıdaki şartlar aranacak:

  • Devlet Memurları Kanunu ile öngörülen genel şartları sağlamak,
  • En az dört yıllık yükseköğretim mezunu olmak ve
  • Kamuda, uluslararası kuruluşlar ile özel sektörde veya serbest olarak en az beş yıl çalışmış olmak.

Kararnamede bahsi geçen tüm bu kurum ve kuruluşlar açısından da atamaya yetkili kişinin Cumhurbaşkanı olması öngörülüyor. Bu hükmün düzenleyici ve denetleyici kurumlar açısından uygulanmayacağı belirtilse de belirli kurum ve kuruluşların üyelerinin, görev süresi bitmeden de Cumhurbaşkanı tarafından görevden alınması mümkün.

Biz atama ve görev sürelerine ilişkin değişiklikleri sizlere kısaca aktarmaya çalıştık. Uygulamada ise karşımıza neler çıkacağını tahmin etmek güç. Ancak bu yeni dönemde soru atama ise, cevap Cumhurbaşkanı olacak gibi…