İçeriğe geç

Tarafından getirildi

logo

Rekabet ve Regülasyon

En yeni haberler, değişiklikler, kararlar, değerlendirmeler…

open menu close menu

Rekabet ve Regülasyon

  • Anasayfa
  • Hakkımızda

Google AI Overviews Rekabeti İhlal Ediyor mu?: Cevabı Masa Başında Değil, Sahada Aramak

Yazar Şahin Ardıyok and Emin Köksal
22 Eylül 2026
  • Yapay Zeka
Share on Facebook Share on Twitter Share via email Share on LinkedIn

Reuters’ın 1 Eylül 2026 tarihli haberine göre Avrupa Komisyonu, Temmuz ayında Avrupalı yayıncılara bir soru formu gönderdi ve cevapları 28 Ağustos’a kadar topladı.[1] Yayıncı derken haber sitelerini ve öteki çevrim içi içerik üreticilerini kastediyoruz. Sorular basit görünüyor. Yayıncılar, Google’ın Haziran’da duyurduğu “yapay zekâ özetlerinden çıkma” (opt-out) seçeneğini kullanmayı düşünüyor mu? Bu kararı hangi etkenler belirliyor? Google’ın Mayıs ayında AI Overviews ile AI Mode’u tek bir “AI Search” deneyiminde birleştirmesini nasıl değerlendiriyorlar? Bu formun arkasında, Komisyon’un 9 Aralık 2025’te açtığı resmi soruşturma var. Komisyon iki şeye bakıyor. Google, arama motorundaki hâkim durumuna dayanarak yayıncıların içeriğini yapay zekâ özetlerinde karşılıksız mı kullanıyor? Ve yayıncılar bu kullanımı reddettiklerinde Google Search’teki yerlerini kaybediyor mu? Şubat 2026’da Avrupa Yayıncılar Konseyi’nin (EPC) yaptığı resmi şikâyet de aynı dosyaya eklenmiş durumda. Yani Brüksel şimdi, Google’ın kendi elini kendisinin bağladığı bir çözümün işe yarayıp yaramayacağını, zarar gördüğünü söyleyen tarafa soruyor.

Hatırlarsanız Google’ın yapay zekâ cephesindeki yükümlülüklerine bu blogda yakın zamanda iki kez değinmiştik. DMA kapsamındaki Android ve Google Search kararlarını ve yapay zekâ ajanlarının yeni kapı bekçileri olup olmadığına dair Fransız Rekabet Otoritesi’nin görüşünü ele almıştık. Bu yazıda konunun daha temel bir katmanına inmek istiyoruz. Zira “AI Overviews rekabeti ihlal ediyor mu?” sorusunun hukuki cevabından önce, o cevabın dayandığı olgusal önerme var. Bu özetler yayıncılara gerçekten zarar veriyor mu ve buna karşılık kullanıcıya ilave bir faydası var mı? İki yıldır herkes bu soruya kendi cevabını veriyor. Google bir şey söylüyor, yayıncılar başka bir şey, arama motoru optimizasyonu (SEO) şirketleri bambaşka rakamlar yayımlıyor. Bizim bu yazıdaki iddiamız basit. Tezleri çarpıştırarak bu sorunun cevabına varamayız. Cevap sahada, ölçümde. Ve bu ölçüm yakın zamanda yapıldı.

Herkesin Elinde Bir Rakam Var: Peki Hangisi Doğru?

Tartışmanın taraflarına baktığımızda, her birinin masaya kendi rakamlarıyla geldiğini görüyoruz. Google’ın Arama Birimi Başkanı Liz Reid, Ağustos 2025’te yayımladığı bir yazıda toplam organik tıklama hacminin bir önceki yıla göre “görece istikrarlı” olduğunu ileri sürdü. Hatta “kaliteli tıklama” sayısının biraz arttığını da ekledi.[2] Kaliteli tıklamadan kasıt, kullanıcının siteye girip hemen geri dönmediği ziyaretler. Reid’e göre yapay zekâ özeti, zaten tek bir bilgi için siteye girip çıkacak olan “zıplayan tıklamaları” (bounce clicks) eliyor. Geriye kalan ziyaretler ise daha değerli. Yazıda bu iddiayı destekleyen rakamlardan bahsedilmiyor. Karşı tarafta ise, Ahrefs’in Şubat 2026 çalışmasına göre yapay zekâ özetinin bulunduğu aramalarda ilk sıradaki sayfaların tıklanma oranı yüzde 58 düşmüş. Pew Araştırma Merkezi’nin Temmuz 2025 verisine göre kullanıcılar özet varken sonuçlara yüzde 8, yokken yüzde 15 oranında tıklıyor. Chartbeat ise 2025’te iki bin beş yüzden fazla haber sitesinde Google’dan gelen trafiğin üçte bir azaldığını ölçmüş.[3]

İktisatçı olarak bu rakamların hiçbirine tam olarak güvenemiyoruz ve sebebi sayıların yanlış olması değil. Sorun, yapay zekâ özetinin hangi aramada çıkacağına Google’ın karar vermesi. Özetler ağırlıklı olarak bilgi arayan sorgularda beliriyor. O sorgularda tıklama zaten her zaman daha azdı. Özetli ve özetsiz aramaları yan yana koyup farkı özete yazmak, yazın dondurma satışıyla boğulma vakalarının birlikte arttığını görüp dondurmayı suçlamaya benziyor. Üstelik aynı dönemde ChatGPT’ye kayan kullanıcı, değişen arama algoritması ve haber tüketimindeki genel düşüş de trafiği etkiliyor. Ekonometri diliyle söylersek elimizdeki veri gözlemsel, özet ise dışsal olarak atanmamış. Dolayısıyla nedensel etkiyi (causal effect) korelasyondan ayıramıyoruz. Google’ın “istikrarlı” iddiasının da aynı zaafı var, üstelik veriyi yalnızca Google görüyor.

Meselenin teorik tarafı da sanıldığı kadar tek yönlü değil. Özetin tıklamayı ikame edeceği açık. Ama özet, kaynaklarını sayfanın en tepesinde alıntılayıp bağlantı veriyor. Bu bir vitrin etkisi yaratabilir ve bazı yayıncılara eskisinden fazla trafik gönderebilir. Yani ikame etkisiyle vitrin etkisinin hangisinin ağır bastığı teoriyle çözülecek bir soru değil. Bu noktada bizce yapılacak tek şey, sahaya inip ölçmek.

Sahaya İniyoruz: Bin Kullanıcı, İki Hafta, Bir Eklenti

Tam da bunu yapan bir çalışma var. Indian School of Business’tan Saharsh Agarwal ile Carnegie Mellon’dan Ananya Sen, Temmuz 2026 tarihli working paper’larında bir saha deneyi (field experiment) raporluyor.[4] Deneyin tasarımı basit ama akıllıca. Araştırmacılar bir Chrome eklentisi geliştirmiş ve Ocak 2026’da Prolific üzerinden ABD’de 1.065 kullanıcıya bu eklentiyi kurdurmuş. Kullanıcılar rastgele üç gruba ayrılmış. Kontrol grubu Google’ı olduğu gibi görüyor. İkinci grupta eklenti, yapay zekâ özetini sayfadan siliyor ve alttaki sonuçları yukarı kaydırıyor. Kullanıcı, özetin hiç çıkmadığı bir Google görüyor. Üçüncü grup ise her aramada doğrudan AI Mode’a yönlendiriliyor. İki hafta boyunca 68 bin arama, tıklanan her bağlantı, sayfada geçirilen süre ve geri tuşuna basılıp basılmadığı kaydedilmiş. Deney öncesinde kayıt altına alınmış (pre-registered), etik kurul onayı var ve kullanıcıların yüzde 95’ten fazlası herhangi bir değişiklik fark etmediğini söylüyor.

Burada bir parantez açmakta fayda var, bu tasarımın gücü tam olarak nereden geliyor? Özetin görünüp görünmemesine artık Google karar vermiyor, yazı tura karar veriyor. İki grup yaş, cinsiyet, yapay zekâya güven ve önceki arama alışkanlıkları bakımından birbirinin aynı. Tek fark özet. Dolayısıyla iki grup arasındaki tıklama farkını doğrudan özete yazabiliyoruz. Bu, karşı-olgusal (counterfactual) durumu tahmin etmek yerine bizzat gözlemlemek demek. Rekabet hukukunda “bu davranış olmasaydı piyasa nasıl görünürdü” sorusuyla her dosyada boğuşuyoruz. Burada o soruya deneysel bir cevap var. Yazarların deney bittikten sonra grupları yer değiştirip aynı sonucu bir kez daha görmesi ise bulgunun sağlamlığına dair ek bir teminat niteliğinde.

Sahadan Gelen Cevap: Her Beş Tıklamadan İkisi Buharlaşıyor

Şimdi rakamlara bakalım. Kullanıcıların yaptığı aramaların yüzde 41’inde yapay zekâ özeti tetikleniyor. Bu aramalarda, özeti gören kontrol grubu her yüz aramada 37 kez bir dış siteye tıklarken, özeti görmeyen grup 62 kez tıklıyor. Özetin olmadığı dünyaya kıyasla ölçtüğümüzde, özet yayıncılara giden tıklamaların yüzde 39,8’ini götürüyor. Hiç tıklanmayan arama oranı ise yüzde 54’ten 73’e çıkıyor. Etki, özetin sayfanın en tepesinde durduğu aramalarda yoğunlaşıyor. Aramaların yüzde 88’inde durum bu ve orada tıklama neredeyse yarıya iniyor. Özet daha aşağıda çıktığında fark yok. Bilgi arayan sorgularda etki büyük, bir siteye gitmek isteyen ya da alışveriş yapan kullanıcıda istatistiksel olarak anlamlı değil. Bir de bizim için önemli bir ayrıntı var. Reklam tıklamaları iki grupta da aynı. Yani kaybın tamamı organik tarafta. Google’ın kendi reklam gelirine dokunan bir şey yok.

Vitrin etkisine ne oldu diye soracak olursak, cevap kısa: Pek bir şey olmadı. Kontrol grubunda özetli aramalardan çıkan 5.249 dış tıklamanın yalnızca 372’si, yani yüzde 7’si, özetin içindeki alıntılardan geliyor. Kalan yüzde 93 özetin altındaki klasik mavi bağlantılara ait. Yazarların ifadesiyle, özetin içinde alıntılanmaktan gelen trafik “mütevazı” ve dolayısıyla “üretken motor optimizasyonu” (generative engine optimization) denen yeni sektörün vaadi de şimdilik mütevazı. Bu bulgunun Komisyon’daki dosya için ne anlama geldiğine aşağıda döneceğiz.

Bu noktada okurun dikkatini çekmek istediğimiz bir şey var. Yüzde 40’lık kayıp, özetin çıktığı aramalar için geçerli. Tüm aramalara yaydığımızda ortalama kayıp yüzde 18,5’e iniyor. Bu, Ahrefs’in yüzde 58’inden de, sektörün dilindeki “trafik çöktü” anlatısından da küçük bir rakam. Yani deney aynı anda iki şeyi yapıyor. Yayıncıların zarar gördüğünü teyit ediyor ve zararın büyüklüğünü ölçüye çekiyor. Bir tarafın tezini bütünüyle doğrulayan bir ölçüm olsaydı biz de şüphelenirdik. Şeytanın ayrıntıda gizli olduğunu unutmayalım. Deney ABD’de, masaüstü Chrome’da, Ocak ile Şubat 2026 arasında iki hafta sürdü ve Google’ın Haberler sekmesindeki aramaları kapsamıyor. Dolayısıyla “haber yayıncıları şu kadar kaybediyor” diyen bir çalışma değil bu. Genel web aramasında içerik üreticilerinin ne kaybettiğini ölçüyor.

Peki, Kullanıcı Bu İşten Ne Kazanıyor?

Rekabet hukukunda bir davranışı değerlendirirken karşı tarafın etkinlik savunmasını ciddiye almak zorundayız. Google’ın savunması iki ayaklı. Elenen tıklamalar zaten değersizdi, kullanıcı ise özet sayesinde daha memnun. Deney her iki ayağı da test ediyor. Birinci ayak için yazarlar, özet olmayan grupta ortaya çıkan ek tıklamaların kalitesine bakıyor. Siteye girip on saniye içinde çıkma oranı her iki grupta da yaklaşık yüzde 18. Geri tuşuyla arama sayfasına dönme oranı yüzde 40 civarında ve aynı. Sitede geçirilen süre de farksız. Yani özetin yok ettiği tıklamalar, kalan tıklamalardan daha kötü değil. “Zıplayan tıklamaları eliyoruz” tezi, veriyle karşılaştığında pek ayakta kalamıyor.

İkinci ayak için deney sonunda anket yapılmış. Google’dan genel memnuniyet, bulunan bilginin kalitesi ve bilgiye ulaşma kolaylığı, özeti gören ve görmeyen gruplarda beş üzerinden birebir aynı: Dört. Bu, istatistiksel olarak hassas biçimde ölçülmüş bir “fark yok”. AI Mode’a yönlendirilen üçüncü grupta ise memnuniyet 2,9’a düşüyor ve bu gruptan kopanların sayısı diğerlerinin çok üstünde. Yazarlar bu grup için nedensellik iddia etmiyor, bulguyu betimsel olarak sunuyor. Ama not edelim ki 2,9 puanı deneyi terk etmeyen en sabırlı kullanıcılar vermiş. Hepsini bir araya getirdiğimizde makalenin vardığı yer belli. Üretken yapay zekâ, ölçülen boyutlarda kullanıcıya denk bir fayda sağlamadan yayıncılara giden trafiği azaltıyor.

İktisadi açıdan bu tablo bir değer transferi tarifi. Yazarlar arama motorunun keşfi kolaylaştıran bir aracıdan bilgiyi kendisi sunan bir varış noktasına dönüştüğünü, içeriğin tüketimini içselleştirirken üretim maliyetini dışarıda bıraktığını söylüyor. Hukuk ve iktisat çerçevesinden baktığımızda bu, bir sömürücü kötüye kullanma (exploitative abuse) iddiasının olgusal zeminini oluşturuyor. Komisyon’un soruşturma açılışında kullandığı “haksız ticari koşullar” ifadesi de tam olarak buna karşılık geliyor. Etkinlik savunmasının çökmesi ise dosyanın öbür yarısı. Münih Bölge Mahkemesi de 28 Mayıs 2026’da verdiği ihtiyati tedbir kararında yapay zekâ özetini bir arama sonucu değil Google’ın kendi içeriği olarak niteledi. Bunu da tabloya eklersek, önümüzde kendi girdisini rakiplerinden alan dikey bir ürün var.[5] Şunu da teslim edelim. Makale kendini kayırma (self-preferencing) iddiasını test etmiyor, o bahsi başka çalışmalara bırakıyor.

Brüksel’e Dönersek: Çıkış Kapısı Gerçek Bir Kapı mı?

Şimdi Komisyon’un yayıncılara sorduğu soruya geri dönebiliriz. Google’ın çözümü Search Console’da bir düğme. Bu düğmeyi 3 Haziran 2026’da duyurdu ve 31 Ağustos’ta dünya genelinde devreye aldı. Yayıncı isterse içeriği AI Overviews, AI Mode ve Discover’daki özetlerde kullanılmıyor, klasik sıralaması ise etkilenmiyor.[6] Bu çözümü önce İngiliz rekabet otoritesi (CMA) istedi. Google’ın “stratejik piyasa statüsü” altında getirilen bu yükümlülüğü CMA “dünyada bir ilk” diye sundu. Yayıncıların Google ile lisans pazarlığındaki elinin güçleneceğini de ekledi. Google’ın Şubat ayında aynı düğmeyi “devasa bir mühendislik projesi” olarak nitelediğini de hatırlayalım.[7]

Deneyin sayıları bu çerçevede değerlendirildiğinde ortaya ilginç bir tablo çıkıyor. Yayıncının zararı, özetin sayfanın tepesinde durmasından kaynaklanıyor. Özetin içinde alıntılanmaktan gelen kazanç ise toplam tıklamanın yüzde 7’si. Bir yayıncı kapıdan çıktığında o yüzde 7’yi kaybediyor, ama özet yerinde duruyor ve yüzde 40’lık kaybı yaratmaya devam ediyor. Yalnızca artık rakiplerinin içeriğiyle yazılıyor. Bir nevi mahalledeki tek alışveriş merkezinin girişine kendi mağazasını kurup diğer dükkânlara “isterseniz vitrinimizden ürününüzü çekebilirsiniz” demesi yani. Bireysel çıkış zararı gidermiyor. Ancak yayıncıların tamamı aynı anda çıksa özet içeriksiz kalır, o da klasik bir kolektif eylem problemi (collective action problem). Büyük yayıncılar için düğme bir pazarlık kozu. Financial Times’ın Şubat’ta Google ile imzaladığı lisans anlaşması ve Google’ın Aralık 2025’te seçili büyük yayıncılarla başlattığı ücretli pilot bunun işareti. Küçük yayıncı için ise masada yer yok. Komisyon’un “bu kararı hangi etkenler belirliyor” sorusunun cevabı bizce burada düğümleniyor: Düğme, zararın kaynağına değil, zararın adresine dokunuyor.

Bir de yöntem meselesi var ve yazının ana temasına buradan bağlanıyoruz. Komisyon yayıncılara niyetlerini soruyor. Oysa Google’ın elinde, iki akademisyenin bin kullanıcıyla yaptığı deneyin milyar kullanıcılı hali zaten var. Google her ürün değişikliğini A/B testiyle yayına alıyor. Özetin tıklamaya etkisini kendi içinde çoktan ölçmüş olması gerekir. Bir rekabet otoritesinin bilgi talebi yetkisi bu veriyi istemek için yeterli. Bize göre bu, yayıncı anketinden çok daha bilgilendirici bir adım. Bir adım ötesinde, otoritenin çözümü yürürlüğe koymadan önce kendisinin bir deney tasarlatması var. Çıkışı seçen ve seçmeyen yayıncıların trafiği, rastgele atanmış bir tasarımla izlenebilir. Regülatörün deneyci olması bize uzak bir fikir değil. Davranışsal iktisadın dürtme (nudge) literatürü tam olarak bu yöntemle büyüdü.

Sonuç Yerine: Masa Başından Sahaya

Genel bir değerlendirme yaptığımızda, “AI Overviews rekabeti ihlal ediyor mu?” sorusunun hukuki cevabının hâlâ Brüksel’de, Londra’da ve Washington’da yazılmakta olduğunu görüyoruz. Fakat bu cevabın dayanacağı olgusal önerme artık bir tez olmaktan çıktı. Sahadan gelen ölçüm, özetin çıktığı aramalarda yayıncı tıklamalarının yüzde 40’a yakınını götürdüğünü, bu kaybın kalitesiz tıklamalardan oluşmadığını ve kullanıcının ölçülebilir bir kazancı olmadığını söylüyor. Aynı ölçüm, tüm aramalara yayılan ortalama etkinin yüzde 18,5 olduğunu ve sektörün yüzde 58’lerinin abartılı olduğunu da söylüyor. Masa başında konuşan her iki taraf da sahada biraz haksız çıktı.

İzlenmesi gereken riskleri de not edelim. Birincisi, elimizde tek bir deney var ve o da ABD’de, masaüstünde, iki haftalık. Google’ın Mayıs’ta özetle sohbet modunu birleştirmesiyle ürün de değişti. Deneyin AI Mode grubundaki memnuniyet düşüşü ise birleşik ürünün kullanıcı için daha iyi olmayabileceğine dair erken bir uyarı. İkincisi, deney haber aramalarını dışarıda bıraktığı için haber yayıncılarına özgü zararı ölçmüyor. Oysa şikâyetçilerin çoğu haber yayıncısı. Üçüncüsü ve bizce en önemlisi, çıkış düğmesinin kabul edilip Komisyon’un dosyayı bununla kapatması ihtimali. Kapsam dışında bıraktığımız bir konuyu da açıkça söyleyelim. Türkiye’deki yayıncıların Google’dan aldığı trafiğe ne olduğuna dair elimizde tek bir ölçüm yok. Rekabet Kurumu’nun ön raporunu 2023’te yayımladığı çevrim içi reklamcılık sektör incelemesi bu soruyu sormak için iyi bir zemin, ama o inceleme yapay zekâ özetlerinden önceye ait. Kurum’un 7 Nisan 2026’da başlattığı kapsamlı yapay zekâ sektör incelemesi ise tam da bu boşluğa denk geliyor.[8] Temel modellerden veri erişimine uzanan bu incelemenin raporunda, yapay zekâ özetlerinin içerik üreticilerine etkisine dair bir değerlendirme görmemiz mümkün olabilir.

Başlığa dönersek, bu yazıdan çıkarmak istediğimiz ders belli bir davadan büyük. Dijital piyasalarda “zarar var mı” sorusu giderek daha sık bir deney sorusu haline geliyor ve deneyi yapabilecek veri çoğu zaman soruşturulan tarafın elinde. Otoritelerin bu veriyi istemesi, gerekirse deneyi kendisinin tasarlaması, şikâyetçi ile şikâyet edilenin tezlerini dinlemekten daha kısa bir yol. Google dosyasında bu yolun tutulup tutulmayacağını ise zaman gösterecek.


[1] Reuters, “EU antitrust regulators quiz publishers on Google’s AI search opt-out”, 1 Eylül 2026, https://www.reuters.com/legal/litigation/eu-antitrust-regulators-quiz-publishers-googles-ai-search-opt-out-2026-09-01/ . Soruşturmanın açılışı için Avrupa Komisyonu, “Commission opens investigation into possible anticompetitive conduct by Google in the use of online content for AI purposes”, 9 Aralık 2025, https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/ip_25_2964 . EPC şikâyeti için https://www.epceurope.eu/post/european-publishers-council-files-formal-antitrust-complaint-against-google-over-ai-overviews-and-ai

[2] Liz Reid, “AI in Search is driving more queries and higher quality clicks”, Google, 6 Ağustos 2025, https://blog.google/products/search/ai-search-driving-more-queries-higher-quality-clicks/

[3] Ahrefs, “AI Overviews reduce clicks”, Şubat 2026, https://ahrefs.com/blog/ai-overviews-reduce-clicks/ ; Pew Research Center, “Google users are less likely to click on links when an AI summary appears in the results”, 22 Temmuz 2025. Chartbeat verisi için The Next Web, “Google updates AI Overviews with Further Exploration links…”, 2026, https://thenextweb.com/news/google-ai-overviews-publisher-links-search-traffic

[4] Saharsh Agarwal ve Ananya Sen, “The Impact of Google AI Overviews on Publisher Traffic and User Experience: Evidence from a Field Experiment”, SSRN working paper, Temmuz 2026 sürümü, https://doi.org/10.2139/ssrn.6513059 . Kayıt: AEA RCT Registry AEARCTR-0017393. Özetlerin hangi sorgularda ne sıklıkla tetiklendiğine ve alıntıladığı kaynakların kalitesine dair tamamlayıcı bir ölçüm için Xu, Iqbal ve Montgomery, “Measuring Google AI Overviews: Activation, Source Quality, Claim Fidelity, and Publisher Impact”, arXiv:2605.14021, Mayıs 2026.

[5] Münih I Bölge Mahkemesi, 28 Mayıs 2026, 26 O 869/26 (ihtiyati tedbir; kesinleşmiş bir karar değil). ABD’deki tekelleşme tartışması için Singh ve Scott Morton, “A Roadmap for a Monopolization Case Against Google: Monopsony Power and AI Overviews”, University of Pennsylvania Law Review, 2026 (yayım aşamasında).

[6] Google’ın duyurusu için TechCrunch, “Publishers will be able to opt out of AI Search, thanks to new regulation”, 3 Haziran 2026, https://techcrunch.com/2026/06/03/publishers-will-be-able-to-opt-out-of-ai-search-thanks-to-new-regulation/

[7] Google’ın “devasa mühendislik projesi” ifadesi (Sulina Connal, FT Strategies konferansı, 11 Şubat 2026) ve FT lisans anlaşması için PPC Land, https://ppc.land/google-says-letting-publishers-skip-ai-overviews-is-a-huge-engineering-challenge/

[8] Rekabet Kurumu, “Yapay Zekâya Rekabet Kurumu Sektör İncelemesi Başlattı”, 7 Nisan 2026, https://www.rekabet.gov.tr/tr/Guncel/yapay-zekaya-rekabet-kurumu-sektor-incel-d21eee058332f11193f70050568585c9

Share on Facebook Share on Twitter Share via email Share on LinkedIn
Şimdi kayıt olun
Son blog yazılarımızı e-posta ile alın.
Gönder
Avrupa Komisyonu Google soruşturması, Google AI Overviews, rekabet ihlali, yapay zekâ arama, yayıncı trafiği
Şahin Ardıyok

Şahin Ardıyok

Şahin Ardıyok büromuzda Regülasyon ve Rekabet Hukuku Grubu liderliğini yürütmektedir. Rekabet hukuku, regülasyonlar (ekonomik kamu hukuku), enerji hukuku, telekomünikasyon hukuku, kişisel verilerin korunması, kamu özel işbirliği (PPP) projeleri ve ithalatta haksız rekabet konuları ile ilgili büyük bilgi birikimi ve uygulama tecrübesi bulunmaktadır. Şahin Ardıyok büyük ulusal firmaları ve çokuluslu şirketleri, kamu kurumlarını ve sivil toplum örgütlerini pek çok Rekabet Kurulu soruşturması, birleşme/devralma bildirimleri, regülasyon projeleri, iptal davaları, anti-damping soruşturmaları ve PPP projelerinde temsil etmiş ve danışmanlık sunmuştur. 20 seneyi aşkın tecrübeye sahip olan Şahin Ardıyok, rekabet ve düzenlemeye tabi endüstrilere yönelik konferanslara ve sempozyumlara konuşmacı olarak katılmakta; rekabet hukuku ve regülasyonun yanı sıra hukuk ve ekonomi hakkında akademik çalışma yürütmektedir. Bu alanlara yönelik yayınlaşmış birçok kitabı ve makalesi bulunan Ardıyok, Bilkent Üniversitesinde “Ekonomik Regülasyon ve Hukuk” ile “Enerji Hukuku ve Politikası” derslerini vermektedir.

Bütün makaleler Tam biyografi

Emin Köksal

Emin Köksal

Bütün makaleler

İLGILI MAKALELER

  • Yapay Zeka

Yapay Zekâ ile Hukuk Pratiği Arasında Yeni Denge: TBB Rehberinden Öne Çıkanlar

Yazar Şahin Ardıyok and Gökçe Bilgin
  • Yapay Zeka
  • Yerinde İncelemeler

Komisyon’un AI-Destekli Analiz Yaklaşımı: Veri Biliminden Rekabet Denetimine

Yazar Ömer Faruk Çelik
  • Telekomünikasyon, Teknoloji ve Medya
  • Yapay Zeka

Hukuk Fakültesinde Yeni Laboratuvar: Yapay Zeka ile Adalete Erişim Arasındaki Mesafe Kısalıyor mu?

Yazar Büşra Nazlı Yaldır

Balcıoğlu Selçuk Eymirlioğlu Ardıyok Keki

Balcıoğlu Selçuk Eymirlioğlu Ardıyok Keki (“BASEAK”) İstanbul’da kurulmuş, hukukun tüm alanlarında hizmet vermekte olan bir hukuk bürosudur. 2007’den beri müvekkillerimize Türkiye’de yürüttükleri faaliyetlerinde ve büyüme planlarında titiz ve güvenilir hukuki çözümler sunmaktayız.

Özel kişilerden, girişimcilere, kuruluş aşamasındaki küçük şirketlerden, devlet kuruluşlarına, orta ve büyük ölçekli özel ve halka açık şirketlerden uluslararası ve küresel holdinglere varıncaya kadar her ölçekten şirketin hukuki ihtiyaçlarına yönelik hizmet vermekteyiz.

Şimdi kayıt olun

Blog yazılarımızı e-posta ile alın.

Kayıt ol

Kategori̇ler

  • Bankacılık
  • Birleşme ve Devralma ve Ortak Girişim
  • Diğer Endüstriler
  • E-Ticaret
  • Elektrikli Araçlar
  • Enerji
  • Finansal Regülasyon
  • Genel
  • Gümrük Hukuku
  • Hakim Durumun Kötüye Kullanılması
  • Hızlı Tüketim Malları
  • Hukuk ve İktisat
  • İdare Hukuku
  • Ilac ve Sağlık
  • İnovasyon
  • Kişisel Verilerin Korunması
  • Maden Hukuku
  • Muafiyet ve Menfi Tespit
  • Otomotiv
  • Pişmanlık Uygulamaları
  • Regülasyonlar
  • Rekabet Hukuku
  • Rekabet İktisadı
  • Rekabet Uyum Programı
  • Rekabete Aykırı Anlaşmalar
  • Suç Gelirlerinin Aklanması ve Terörizmin Finansmanı
  • Telekomünikasyon, Teknoloji ve Medya
  • Uluslararası Ticaret
  • Usul Kuralları ve Cezalar
  • Uyum
  • Yapay Zeka
  • Yerinde İncelemeler
  • Yolsuzluk

© 2026 Dentons

  • © BASEAK 2024
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Kuralları