Dijital Piyasalar Yasası (Digital Markets Act, “DMA“) kapsamında Avrupa Komisyonu (“Komisyon”), dijital platformların yükümlülüklerini somutlaştıran yeni kararlar almaya devam ediyor. Avrupa Birliği Genel Mahkemesi’nin Meta’nın geçit bekçisi statüsüne ilişkin kararı kısmen iptal etmesinin yankıları sürerken, Komisyon bu kez DMA’nın uygulanmasına ilişkin yeni bir adım attı[1]. Komisyon, 16 Temmuz 2026 tarihinde Google’a yönelik iki ayrı bağlayıcı spesifikasyon kararını (specification decision) kabul etti. DMA’nın 8(2). maddesi uyarınca alınan bu kararlar, bir ihlal tespiti veya idari para cezası içermiyor. Bunun yerine, ilgili DMA yükümlülüklerinin hangi teknik ve operasyonel tedbirlerle yerine getirileceğini ayrıntılı şekilde belirliyor.
Kararlardan ilki rakip yapay zekâ asistanlarının Google Android işletim sistemiyle birlikte çalışabilirliğini (interoperability) güvence altına almayı, ikincisi ise Google Search’ün büyük ölçekte topladığı arama verilerinin üçüncü taraf arama motorlarıyla paylaşılmasını amaçlıyor[2]. Biz de bu yazımızda söz konusu kararların kapsamını, Komisyonun belirlediği yükümlülükleri ve kararlara ilişkin ilk değerlendirmeleri ele alacağız.
İlk Karar: Android Rakip Yapay Zekâ Asistanlarına Açılıyor
Komisyon’un ilk kararı, Android işletim sistemi üzerinde faaliyet gösteren yapay zekâ hizmetlerine odaklanıyor. Komisyon’a göre Android, Avrupa’daki akıllı telefon kullanıcılarının yaklaşık yüzde 60’ına ulaşıyor ve bu nedenle yapay zekâ hizmetleri açısından kritik bir dağıtım kanalı niteliği taşıyor. Google’ın kendi yapay zekâ hizmeti Gemini ise işletim sistemiyle sahip olduğu bütünleşik yapı sayesinde rakip hizmetlerin erişemediği bazı temel işlevlerden yararlanabiliyor.
Örneğin Gemini bugün sesli komutla etkinleştirilebiliyor, ekran içeriğini anlayabiliyor, farklı uygulamalarda kullanıcı adına işlem gerçekleştirebiliyor ve cihazın çeşitli yazılım ile donanım özelliklerinden faydalanabiliyor. Buna karşılık kullanıcıların sonradan yüklediği alternatif yapay zekâ asistanları aynı seviyede erişim imkânına sahip değil. Komisyon, bu durumun alternatif hizmetlerin teknik kabiliyetlerinden bağımsız olarak rekabet dezavantajı yarattığını değerlendiriyor.
Bu nedenle karar kapsamında Google’ın, sesli komutla etkinleştirme, kullanıcının bağlamını anlama, diğer uygulamalarda ve işletim sisteminde işlem gerçekleştirme ile cihazın donanım ve yazılım kaynaklarına erişim gibi yapay zekâ hizmetleri bakımından kritik önem taşıyan 11 Android sistem özelliğini üçüncü taraf yapay zekâ hizmetlerine açması öngörülüyor[3]. Böylece alternatif yapay zekâ hizmetleri de kullanıcı tarafından farklı şekillerde etkinleştirilebilecek, cihazdaki bağlamı anlayarak kullanıcı adına uygulamalar ve işletim sistemi üzerinde işlem yapabilecek ve gerekli sistem işlevlerine erişebilecek.
Bu değişiklikler ile kullanıcılar yalnızca Gemini’yi değil, tercih ettikleri başka bir yapay zekâ asistanını da varsayılan hizmet olarak belirleyebilecek. Alternatif hizmetler de e-posta hazırlama, mesaj gönderme, taksi çağırma, yemek siparişi verme veya alışveriş listesi oluşturma gibi işlemleri işletim sistemiyle daha bütünleşik şekilde yerine getirebilecek. Ancak bu erişim otomatik olmayacak. Kullanıcılar, hangi yapay zekâ hizmetinin cihazlarındaki belirli sistem özelliklerine erişebileceğini açık rızalarıyla belirlemeye devam edecek.
Bununla beraber, kararın dikkat çeken yönlerinden biri de birlikte çalışabilirlik yükümlülüğünün mevcut Android özellikleriyle sınırlı tutulmaması. Google’ın karar kapsamındaki 11 Android sistem özelliğine ileride ekleyeceği yeni işlevlerin de, Google’ın kendi yapay zekâ hizmetlerine sunulduğu anda üçüncü taraf yapay zekâ hizmetlerine açılması gerekecek. Böylece bahse konu yükümlülüğün zaman içerisinde etkisini yitirmesi engellenmek isteniyor.
Komisyon’un belirlediği takvime göre Google’ın yükümlülüklerinin önemli bölümünü 1 Ağustos 2027 tarihine kadar yerine getirmesi gerekiyor. Birden fazla yapay zekâ asistanının aynı anda sesli komutla etkinleştirilmesini sağlayacak bazı gelişmiş özelliklerin ise Android 19 ile birlikte 1 Ağustos 2028’e kadar sunulması öngörülüyor.

İkinci Karar: Google Search Verileri Nasıl Paylaşılacak?
Komisyon’un ikinci kararı, Google Search tarafından toplanan arama verilerinin üçüncü taraf çevrim içi arama hizmetleriyle paylaşılmasına ilişkin esasları belirliyor.
Komisyon’a göre Google Search, uzun yıllardır sahip olduğu yüksek kullanıcı sayısı sayesinde rakiplerinin erişemediği ölçekte veri topluyor. Kullanıcıların yaptığı aramalar, görüntülenen sonuçlar ve bu sonuçlarla kurdukları etkileşimler, Google Search’ün algoritmalarını ve arama sonuçlarının kalitesini sürekli geliştirmesine imkân tanıyor. Daha fazla kullanıcı daha fazla veri üretirken, daha fazla veri de daha kaliteli arama sonuçları sunulmasını sağlıyor. Bu döngü zaman içinde Google’ın rekabet avantajını daha da güçlendiriyor.
Komisyon, bu durumun özellikle pazara yeni giren veya daha küçük ölçekte faaliyet gösteren arama hizmetlerinin rekabet gücünü sınırlayabileceğini değerlendiriyor. Bu nedenle kararın temel amacının, Google’ın sahip olduğu veri avantajını tamamen ortadan kaldırmak değil, rakiplerin rekabet edebilmesi için gerekli asgari veri erişimini sağlamak olduğunu söyleyebiliriz.
Bu kapsamda Google’ın, kendi arama hizmetini geliştirmek amacıyla kullandığı belirli veri kategorilerini, gerekli anonimleştirme tedbirleri uygulanmak kaydıyla, uygun üçüncü taraf çevrim içi arama hizmetleriyle paylaşması öngörülüyor.
Paylaşılacak veri seti; kullanıcı sorgularını, sorgulara ilişkin üst verileri, görüntülenen sonuçları, kullanıcı etkileşimlerini ve sonuçların sıralanmasına ilişkin belirli bilgileri kapsıyor. Buna karşılık, kullanıcıların yeniden tanımlanmasına yol açabilecek veri unsurları çeşitli anonimleştirme teknikleriyle işlenirken, hesap verileri ve arama geçmişi gibi doğrudan kullanıcıyla ilişkilendirilebilecek veriler paylaşım dışında bırakılıyor. Karar ayrıca, yeniden tanımlama riskini azaltmak amacıyla çok uzun sorguların ve nadir kelimeler içeren sorguların paylaşılmaması, zaman ve konum bilgilerinin ise genelleştirilmesi gibi ek anonimleştirme tedbirleri de öngörüyor.
Komisyon’un dikkat çektiği önemli yeniliklerden biri de veri paylaşımından yalnızca geleneksel arama motorlarının değil, arama işlevi sunan yapay zekâ hizmetlerinin de yararlanabilecek olması. Böylece karar, çevrim içi arama pazarında yaşanan teknolojik dönüşümü de dikkate alıyor.
Karar uyarınca Google, arama verilerini gerçek zamanlı olarak paylaşmayacak. Bunun yerine veriler, kullanıcı sorgusunun gerçekleştirilmesinden en az yedi gün sonra erişime açılacak. Her bir yararlanıcı ise veri setine, erişimin başladığı tarihten itibaren kendi belirleyeceği ve en fazla beş yıl sürebilecek bir dönem boyunca erişebilecek. Google’ın uygun başvuru sahipleriyle veri paylaşımına Ocak 2027 itibarıyla başlaması öngörülüyor[4].

Kararlara İlk Tepkiler Ne Şekilde?
Komisyon, her iki kararın da kullanıcıların daha fazla seçeneğe erişmesini, dijital pazarlarda yenilikçiliğin teşvik edilmesini ve rakip hizmetlerin daha eşit koşullarda rekabet edebilmesini amaçladığını vurguluyor. Ayrıca Komisyon’a göre Android’in rakip yapay zekâ asistanlarına açılması ve Google Search verilerinin belirli koşullar altında paylaşılması, yapay zekâ hizmetleri ile çevrim içi arama pazarlarında pazara giriş engellerini azaltmayı ve kullanıcılara daha fazla seçenek sunmayı hedefliyor[5].
Google ise kararların kullanıcı güvenliği ve mahremiyetine ilişkin mevcut koruma mekanizmalarını zayıflatabileceğini savunuyor. Şirket, Komisyon’la ilgili süre boyunca yapıcı bir diyalog yürüttüğünü ve DMA’nın amaçlarına ulaşabilecek alternatif uyum çözümleri sunduğunu belirtirken, kabul edilen tedbirlerin kullanıcılar bakımından riskler doğurabileceğini ve Komisyon’un bu risklere ilişkin sundukları kapsamlı kanıtları yeterince dikkate almadığını ifade ediyor[6].
İlk değerlendirmeler ise kararların yalnızca Google bakımından değil, DMA’nın uygulanma biçimi açısından da önemli bir dönüm noktası olduğu yönünde. Nitekim Komisyon, bir geçit bekçisinin birlikte çalışabilirlik ve veri paylaşımı yükümlülüklerini hangi teknik ve operasyonel yöntemlerle yerine getireceğini bu denli ayrıntılı şekilde belirlemiş oldu. Özellikle Android’in rakip yapay zekâ asistanlarına açılması ve arama verilerinin yapay zekâ tabanlı arama hizmetlerini de kapsayacak şekilde paylaşılmasının, DMA kapsamındaki yükümlülüklerin gelecekte nasıl uygulanacağı bakımından önemli bir referans oluşturabileceği değerlendiriliyor.
Kararların Olası Etkileri Nasıl Olabilir?
Komisyon tarafından 16 Temmuz 2026 tarihinde kabul edilen bu kararlar, DMA’nın uygulanmasında yeni bir döneme işaret ediyor. Nitekim Komisyon bir geçit bekçisinin birlikte çalışabilirlik ve veri paylaşımı yükümlülüklerini hangi teknik yöntemlerle yerine getirmesi gerektiğini bu kadar ayrıntılı biçimde ortaya koyuyor. Bir yandan rakip yapay zekâ hizmetlerinin Android işletim sistemiyle daha bütünleşik çalışmasının önü açılırken, diğer yandan Google Search’ün veri avantajının rekabeti engellemesini önlemeye yönelik somut kurallar belirleniyor. Bu yönüyle kararlar, dijital piyasalarda rekabetin platformların kontrol ettiği teknik avantajlardan değil, ürün ve hizmetlerin kendi kalitesinden kaynaklanması gerektiği anlayışını yansıtıyor.
Bu kararların etkisi yalnızca Avrupa Birliği ile sınırlı kalmayacak gibi görünüyor. Zira Türkiye’de de dijital piyasalara yönelik yeni düzenlemeler gündemdeyken, Rekabet Kurumu’nun Avrupa Birliği uygulamalarını yakından takip ettiği biliniyor. Bu açıdan bakıldığında, yapay zekâ asistanlarının birlikte çalışabilirlik yükümlülükleri kapsamına dâhil edilmesi ve arama verilerinin paylaşımına ilişkin ayrıntılı kuralların belirlenmesi, Türkiye’de olası bir dijital piyasalar düzenlemesinin kapsamı ve uygulanmasına ilişkin tartışmaları da etkileyebilir.
Elbette bu teknik çözümlerin uygulamada ne ölçüde başarılı olacağı ve dijital piyasalardaki rekabeti nasıl etkileyeceği zaman içinde görülecek. Ancak şimdiden söyleyebiliriz ki bu iki karar, DMA’nın yalnızca yükümlülükler getiren bir düzenleme olmadığını, aynı zamanda bu yükümlülüklerin nasıl uygulanacağını da şekillendiren bir çerçeveye dönüştüğünü gösteriyor. Biz de BASEAK Rekabet ve Regülasyon ekibi olarak bu alandaki gelişmeleri yakından takip etmeye ve sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz
[1] Söz konusu kararı incelediğimiz blog yazımız için bkz. Aslı Ak, “DMA’da İlk Büyük Fren: Genel Mahkeme Meta’nın Geçit Bekçisi Olduğuna İlişkin Kararı Kısmen İptal Etti“, https://www.rekabetregulasyon.com/dmada-ilk-buyuk-fren-genel-mahkeme-metanin-gecit-bekcisi-olduguna-iliskin-karari-kismen-iptal-etti/, Son erişim tarihi: 23.07.2026.
[2] European Commission, Commission provides guidance to Google for AI interoperability on Android and sharing of Google Search data under the Digital Markets Act, https://digital-markets-act.ec.europa.eu/commission-provides-guidance-google-ai-interoperability-android-and-sharing-google-search-data-under-2026-07-16_en, Son erişim tarihi: 22.07.2026.
[3] European Commission, Alphabet specification proceedings – Interoperability for AI services, https://digital-markets-act.ec.europa.eu/developer-portal/interoperability/alphabet-specification-proceedings-interoperability-ai-services_en, Son erişim tarihi: 23.07.2026
[4] European Commission, Alphabet specification proceedings. Sharing of Google Search data, https://digital-markets-act.ec.europa.eu/developer-portal/data-access/alphabet-specification-proceedings-sharing-google-search-data_en, Son erişim tarihi: 23.07.2026.
[5] European Commission, Commission provides guidance to Google for AI interoperability on Android and sharing of Google Search data under the Digital Markets Act, https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/ip_26_1634, Son erişim tarihi: 23.07.2026.
[6] Google required to open up to AI, search engine rivals under EU-mandated changes, https://www.reuters.com/world/google-required-open-up-ai-search-engine-rivals-under-eu-mandated-changes-2026-07-16/, Son erişim tarihi: 23.07.2026.