İçeriğe geç

Tarafından getirildi

logo

Rekabet ve Regülasyon

En yeni haberler, değişiklikler, kararlar, değerlendirmeler…

open menu close menu

Rekabet ve Regülasyon

  • Anasayfa
  • Hakkımızda

Yapay Zeka Ajanları Rekabetin Yeni Kapı Bekçisi mi: Fransız Rekabet Otoritesi’nin Görüşü Üzerine

Yazar Bora İkiler and Cansu Karataş
27 Temmuz 2026
  • Rekabet Hukuku
  • Yapay Zeka
Share on Facebook Share on Twitter Share via email Share on LinkedIn

Yapay zekanın rekabet hukukuyla kesiştiği noktalar bir süredir gündemimizde. Fransız Rekabet Otoritesi (“Otorite”) ise bu kesişimi adım adım haritalandıran otoriteler arasında öne çıkıyor. Otorite, önce bulut bilişim sektörünün rekabetçi işleyişini[1], ardından üretken yapay zeka sektörünü[2] inceledi, Aralık 2025’te de yapay zekanın enerji ve çevresel etkisine dair bir çalışma yayımladı. Bu serinin son halkası olarak 17 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanan görüşle[3] Otorite, bu kez yapay zeka ajanlarının rekabetçi işleyişini ele alıyor. Görüşe temel oluşturan kamuoyu istişaresinde sektörden ve kurumsal temsilcilerden yaklaşık 40 katkı toplanmış.

Bu yazıda görüşü, ağırlıklı olarak rekabet hukuku ve yapay zeka kesişimi açısından değerlendirmek istiyoruz. Peşinen söyleyelim: Otorite’nin tespitleri, henüz olgunlaşmamış bir sektörde acele düzenleme yapmaktan kaçınan, ama riskleri de gözden kaçırmayan dengeli bir tona sahip. Fakat uzaktan hoş gelen davulun sesi, işin detaylarına girdikçe biraz daha karmaşık bir tablo ortaya koyuyor.

Bu noktada Türkiye’deki paralel sürece de değinmekte fayda var. Rekabet Kurumu da yapay zeka ekosisteminin rekabetçi yapısını incelemek üzere bir sektör incelemesi başlatmış durumda. Fransa’daki sürecin gösterdiği gibi, bu tür incelemeler sektörün henüz şekillenme aşamasında risklerin haritalandırılması ve politika tercihlerinin belirlenmesi açısından kritik bir işlev görüyor. Otorite’nin vardığı sonuçlar, Rekabet Kurumu’nun yürüttüğü incelemenin olası çıktılarına dair de bir ön okuma sunuyor; benzer yapısal dinamiklerin ve yoğunlaşma eğilimlerinin Türkiye özelinde de tespit edilmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Bu bakımdan Rekabet Kurumu’nun incelemesinin sonuçlarını yakından takip edeceğiz.

Neden Şimdi?

Başlangıçta yalnızca sohbet eden araçlar olarak tasarlanan yapay zeka uygulamaları, bugün akıl yürütebilen, plan yapabilen ve başka yapay zeka ajanlarıyla koordine olarak birden fazla görevi yönetebilen yapılara dönüşmüş durumda. Otorite’nin çizdiği bu evrim çizgisi önemli, çünkü rekabet analizinin nesnesini değiştiriyor. Artık karşımızda soruları yanıtlayan bir araç değil, kullanıcı adına eyleme geçen, hizmet ve ürün seçen bir aracı var.

Sektörün yapısına baktığımızda tanıdık bir manzara görüyoruz. Çok sayıda yapay zeka ajanı geliştiricisi bulunmasına rağmen, kullanıcıların büyük çoğunluğu yalnızca birkaç aktörde toplanmış: Otorite’nin tespitine göre OpenAI, Google ve Anthropic birlikte pazarın %84’ünden fazlasını elinde tutuyor. Burada bir parantez açmakta fayda var. Rekabet iktisadında bir sektörün geliştirici sayısının bolluğu ile fiili yoğunlaşması çoğu zaman birbirinden ayrışır; asıl mesele kaç oyuncunun sahada olduğu değil, kullanıcının kimde toplandığıdır. Ağ dışsallıklarının ve ölçek ekonomilerinin güçlü olduğu dijital piyasalarda bu ayrışmayı sık görüyoruz.

Giriş Engelleri Düştü, Peki Ya Büyüme Engelleri?

Otorite’nin en ilgi çekici tespitlerinden biri, giriş engellerinin üretken modellerin eğitimine kıyasla daha düşük olması. Bu ilk bakışta rekabet açısından iyi haber gibi görünüyor; bir ajan geliştirmek, sıfırdan büyük bir dil modeli eğitmek kadar sermaye ve altyapı gerektirmiyor.

Ancak burada asıl darboğaz, geliştiricilerin ölçeklenme kabiliyetinde ortaya çıkıyor. Otorite, geliştiricilerin büyümesinin kullanıcıya ulaşma zorunluluğuyla ve çok sayıda büyüme engeliyle sınırlandığını belirtiyor; veriye erişim, teknik göç, birlikte çalışabilirlik, çıkarım maliyetleri gibi. Bu tabloyu iktisadi olarak okuduğumuzda, giriş engeli ile büyüme engeli arasındaki klasik ayrımla karşı karşıyayız. Bir piyasaya girmek kolay olabilir, ama girdikten sonra anlamlı bir ölçeğe ulaşamıyorsanız o giriş kolaylığı rekabetçi baskıya dönüşmüyor. Telekomünikasyon ve perakende gibi sektörlerdeki deneyimlerden biliyoruz ki asıl belirleyici olan, yeni oyuncunun kullanıcı tabanına ve dağıtım kanallarına erişebilmesi. Kapıdan girmek serbest olsa da salonun ortasına kadar gelememek, rekabet açısından çoğu zaman kapının kilitli olmasıyla benzer sonuç doğuruyor.

Yeni Bir Aracı, Eski Bir Endişe

Görüşün rekabet hukuku açısından en can alıcı bölümü, yapay zeka ajanlarının dijital ekonomide yeni birer aracı olarak konumlanmasına ilişkin. Otorite, tek bir arayüz üzerinden giderek genişleyen bir hizmet ve bilgi yelpazesine erişim sağlayan bu ajanların, dijital hizmetlere açılan giderek önemli birer geçit hâline geldiğini söylüyor. Yani ajan, kullanıcı ile sayısız hizmet arasında duran bir kapı bekçisi konumuna yerleşiyor.

Bu noktada Otorite’nin kullandığı “platformlaşma” kavramı, rekabet hukukçularına hiç yabancı değil. Görüş, ajanların platformlaşmasının aracısızlaştırma, ayrımcılık ve görünürlük koşulları gibi rekabet riskleri doğurduğunu tespit ediyor. Bir ajan, kullanıcının önüne hangi hizmeti getireceğine, hangi sırayla önereceğine karar verdiğinde, aslında bir raf düzeni kuruyor. Süpermarket rafında göz hizasındaki ürünün satış avantajını nasıl biliyorsak, bir ajanın önerdiği ilk sonucun da benzer bir avantaj taşıyacağını öngörebiliriz. Otorite’nin haklı olarak vurguladığı gibi, bu riskler ajanlar zaten dikey bütünleşik şirketlerin mevcut hizmetlerine entegre edildiğinde daha da güçleniyor. Kendi hizmetini hem üreten hem de kullanıcıya sunacak aracıyı işleten bir şirketin, kendi hizmetini kayırma yönünde bir güdüye sahip olacağını söylemek için çok uzağa gitmeye gerek yok.

Otomasyonun Bedeli: Standartlar Kimin Elinde?

Otorite, ajanların eylemleri otomatikleştirmesinin ayrı bir risk katmanı getirdiğini de belirtiyor. Agentic yapay zeka için gereken teknik standartların yönetiminin tek bir pazar oyuncusunun elinde merkezileşmesi ya da birlikte çalışabilirlik önünde engellerin ortaya çıkması, başlı başına bir rekabet riski. Bu tespit, standartların rekabet hukukundaki kritik rolünü hatırlatıyor. Bir teknik standardı kontrol eden aktör, çoğu zaman o standarda bağımlı tüm oyuncular üzerinde dolaylı bir kontrol kurar. Standardı belirleyen kim ise oyunun kurallarını da büyük ölçüde o yazıyor.

Görüşün gözden kaçırılmaması gereken bir vurgusu da bu risklerin hızla gerçekleşebileceği. Otorite, agentic yapay zekanın dijital ekonomide köklü bir kırılma yaratma potansiyeli taşıdığını, dolayısıyla tespit edilen risklerin kısa sürede somutlaşabileceğini belirtiyor. Rekabet hukuku müdahalelerinin genellikle geç kaldığı, zarar ortaya çıktıktan sonra devreye girdiği eleştirisini düşününce, bu erken uyarının kıymetli olduğunu görüyoruz.

Agentic Ticaret: Henüz Uzakta Ama Yaklaşıyor

Görüşün özel olarak ele aldığı güncel kullanım alanlarından biri de agentic ticaret; yani ajanların yeteneklerinin e-ticaret alanına uygulanması. Otorite, bunun Fransa’da henüz mevcut olmadığını, ancak ajanların kullanıcılara halihazırda ürün ve hizmet önerileri sunabildiğini, dolayısıyla hızla gelişebileceğini not ediyor.

Otorite’nin agentic ticarete ilişkin endişesi de yine yoğunlaşma etrafında şekilleniyor; sektörün az sayıda oyuncunun etrafında yoğunlaşması, satın alma süreçlerinin şeffaflığını yitirmesi ve nihai tüketicilerin bilinçli seçim yapma imkânından yoksun kalması. Düzenlemenin sınırlarının belirtilmesinde de fayda bulunduğuna inanıyoruz. Agentic ticaret Fransa’da henüz sahada olmadığından, görüşün bu kısmı büyük ölçüde ileriye dönük bir öngörüde bulunuyor. Henüz doğmamış bir piyasanın rekabet dinamiklerini bugünden kestirmenin güçlüğünü Otorite’nin kendisi de teslim ediyor; kesin senaryolar kurmak için erken olduğunu açıkça söylüyor. Bu ihtiyatlı dil, düzenleyicinin sektörü boğmaktan kaçınma refleksini yansıtıyor.

Ne Öneriyor?

Otorite’nin tavsiyeleri, bu ihtiyatlı çizgiyle tutarlı. İlk tavsiyede mevcut düzenleyici çerçevenin tam ve etkin biçimde uygulanmasını, belirli yeniliklerin özel önlem gerektirebileceğini ama önceliğin esnek araçlarına verilmesini öneriyor; olası düzenleyici gelişmelerin de her hâlükârda Avrupa Birliği düzeyinde yürütülmesi gerektiğini vurguluyor. Yeni ve hızla değişen bir sektörde katı kurallar yerine önce yumuşak araçlara başvurma tercihi, düzenleme iktisadı açısından savunulabilir bir yaklaşım; erken ve katı müdahalenin yenilikçiliği baltalama riski gerçek bir maliyettir.

Otorite ayrıca rekabet hukuku açısından belirli noktalarda özel bir teyakkuz çağrısı yapıyor. Büyük dijital şirketlerin rakip ajan geliştiricilerine yaptığı sermaye yatırımları ve bu oyuncular arasındaki ortaklık anlaşmaları; kullanıcıların büyük ekosistemlere varsayılan olarak entegre edilmiş ajanlarla rekabet eden ajanları pratikte seçip kullanabilmesi ve ajanların hizmetleri nasıl seçtiğini, sıraladığını veya önerdiğini etkileyen temel parametreler şeklinde sıralıyor. Bu üç başlık, aslında dijital piyasalardaki güncel rekabet hukuku tartışmalarının ajanlar dünyasına tercümesi.

Görüşün dağıtım kanallarına ilişkin tavsiyeleri de dikkat çekici. Otorite, tüm oyuncuların ajan dağıtım kanallarına adil erişimini desteklemek için rekabet otoritelerinin bu kanallara, özellikle MaaS platformlarına özel önem vermesini istiyor. Digital Markets Act (“DMA”), gözden geçirme çalışmalarının ve bulut bilişim hizmetlerine yönelik pazar soruşturmalarının sürdürülmesini, yapay zeka modellerini dağıtan pazar yerlerinin temel platform hizmeti olarak belirlenip belirlenmeyeceğinin değerlendirilmesini öneriyor. Buradaki mantık bizce dağıtım kanalı, ölçeklenmenin darboğazı olduğuna göre, bu kanala adil, makul ve ayrımcı olmayan erişim sağlanmadan rekabetçi bir sektör kurulamayacağına ilişkin.

Kalan tavsiyeler ise tüketici tarafını ve birlikte çalışabilirliği hedefliyor. Otorite, kullanıcıların mevcut teklifleri karşılaştırıp bilinçli seçim yapabilmesinin rekabetçi bir sektörün ön koşulu olduğunu vurguluyor. Bunun için kamu otoritelerinin ve profesyonellerin, özellikle genç kullanıcılar arasında farkındalığı artırmasını istiyor. Ayrıca söz konusu pazar oyuncularının dikey bütünleşik şirketlerin hizmetleri ile üçüncü taraf ajan geliştiricileri arasında birlikte çalışabilirliği teşvik eden teknik ve sözleşmesel koşullar kurmasını, kullanıcıların bir ajandan diğerine önemli bilgi ve işlev kaybı olmadan geçebilmesini, yani ajanlar arası veri taşınabilirliğini öneriyor. Bu son nokta iktisadi olarak kritik; veri taşınabilirliği ve birlikte çalışabilirlik, değiştirme maliyetlerini ve kilitlenme etkisini doğrudan hedefleyen araçlardır. Kullanıcı ajanını değiştirdiğinde geçmişini, tercihlerini ve bağlamını kaybediyorsa, teoride var olan seçim özgürlüğü pratikte anlamını yitirir. Son olarak Otorite, agentic ticaretin standartlarının şeffaf, açık ve iş birliğine dayalı süreçlerle geliştirilmesini, mümkün olan en yüksek açıklığın açık kaynak çözümler ve tam birlikte çalışabilir standartlarla sağlanmasını istiyor.

Sonuç Yerine: Erken Teşhis, Temkinli Reçete

Genel bir değerlendirme yaptığımızda, Otorite’nin görüşünü, henüz şekillenmekte olan bir sektörde riskleri erkenden teşhis eden, ama reçetesini temkinli tutan bir belge olarak okuyabiliriz. Otorite, ajanların yeni birer dijital aracı olarak platformlaşmasının doğurduğu klasik rekabet risklerini net biçimde ortaya koyuyor; ama bunlara katı düzenlemeyle değil, önce mevcut çerçevenin etkin uygulanması ve esnek hukuk araçlarıyla yanıt vermeyi öneriyor. Bu denge, yenilikçiliği boğmama kaygısı ile rekabeti koruma zorunluluğu arasında makul bir orta yol arayışı.

Ancak, her erken tespitte olduğu gibi, burada da şeytanın ayrıntıda gizli olduğunu unutmamak gerekiyor. Otorite’nin işaret ettiği risklerin çoğu, henüz somutlaşmamış potansiyel risklerdir; agentic ticaretin Fransa’da henüz mevcut olmaması bunun en açık örneği. Bu durumda esas soru, esnek hukuk araçlarının riskler somutlaştığında yeterince hızlı ve etkili olup olamayacağı. Dijital piyasalarda rekabetin bir kez yoğunlaştıktan sonra geri döndürülmesinin ne kadar güç olduğunu, DMA öncesi deneyimlerden biliyoruz. Bir de görüşün kapsamı gereği ele almadığı bir boyut var; %84’lük yoğunlaşmanın büyük ölçüde altında yatan model eğitimi, hesaplama gücü ve bulut altyapısı katmanları. Ajan katmanındaki rekabet, alttaki bu katmanların rekabetçi işleyişinden bağımsız düşünülemez.

Tüm bunlara rağmen, yapay zeka ajanları gibi hızla değişen bir alanda rekabet risklerini bu netlikte haritalandıran ve uluslararası, özellikle AB düzeyinde koordinasyon çağrısı yapan bu görüşün, sektörün rekabetçi gelişimine katkı sunacak nitelikte bir belge olduğunu söyleyebiliriz. Erken davranmanın rekabet hukukundaki nadir erdemlerden biri olduğunu hatırlarsak, Otorite’nin bu adımının kıymetini de görebiliriz. Risklerin ne ölçüde gerçekleşeceğini ve temkinli reçetenin yeterli olup olmayacağını zaman gösterecek


[1] Fransız Rekabet Otoritesi, 23-A-08 Sayılı Görüş.

[2] Fransız Rekabet Otoritesi, 24-A-05 sayılı Görüş.

[3] Fransız Rekabet Otoritesi, 26-A-02 sayılı Görüş.

Share on Facebook Share on Twitter Share via email Share on LinkedIn
Şimdi kayıt olun
Son blog yazılarımızı e-posta ile alın.
Gönder
agentic AI rekabet, agentic ticaret, Fransız Rekabet Otoritesi yapay zeka, Yapay zeka ajanları rekabet hukuku, yapay zeka aracılık riski
Bora İkiler

Bora İkiler

Bora İkiler rekabet hukuku, şirketler hukuku, ticaret hukuku, veri koruma hukuku ve sözleşme hukuku alanlarında engin bir deneyime sahiptir. Bora, yerli ve yabancı şirketlere, günlük faaliyetlerinde, hukuka uyum süreçlerinde ve birleşme ve satın alma işlemlerinde danışmanlık sağlamaktadır. Bora, rekabeti sınırlayıcı anlaşma ve uygulamalar için Rekabet Kurumu’na yapılan bildirim ve muafiyet başvurularının hazırlanması, inceleme sürecinin yürütülmesi ve sonuçlandırılması konularında müvekkillerine destek olmaktadır. Kendisi birleşme ve devralmaların kontrolü, pişmanlık süreçleri ve Rekabet Kurumu tarafından yürütülen ön araştırma ve soruşturma süreçlerinde çok sayıda müvekkili temsil etmiştir. Sağlık, otomotiv, perakende gibi dikey ilişkilerin yoğun olduğu ve rekabet hukuku açısından hassas sektörlerde yoğun bir tecrübeye sahiptir. Bunun yanında, bankacılık, içecek, çimento, biletleme ve televizyon yayıncılığı sektörlerinde de projelerde yer almıştır.

Bütün makaleler Tam biyografi

Cansu Karataş

Cansu Karataş

İLGILI MAKALELER

  • Rekabet Hukuku

Amaç Bakımından İhlal Kavramı Üzerindeki Sır Perdesi Kalkıyor!

Yazar Barış Yüksel and Zeynep Yıldırım
  • Rekabet Hukuku

ABD’de İşverenler ve Çalışanlar Arasında Kartlar Yeniden Dağıtılıyor: FTC Rekabet Etmemeyi Yasakladı

Yazar Eda Akın
  • Genel
  • Rekabet Hukuku

Doç. Dr. Emin Köksal, Av. Bora İkiler ve Av. Armanç Canbeyli Bilgi Üniversitesi’nde 2021 Perakende Soruşturması ve Hub&Spoke Konusunu Ele Aldı

Yazar Rekabet regulasyon

Balcıoğlu Selçuk Eymirlioğlu Ardıyok Keki

Balcıoğlu Selçuk Eymirlioğlu Ardıyok Keki (“BASEAK”) İstanbul’da kurulmuş, hukukun tüm alanlarında hizmet vermekte olan bir hukuk bürosudur. 2007’den beri müvekkillerimize Türkiye’de yürüttükleri faaliyetlerinde ve büyüme planlarında titiz ve güvenilir hukuki çözümler sunmaktayız.

Özel kişilerden, girişimcilere, kuruluş aşamasındaki küçük şirketlerden, devlet kuruluşlarına, orta ve büyük ölçekli özel ve halka açık şirketlerden uluslararası ve küresel holdinglere varıncaya kadar her ölçekten şirketin hukuki ihtiyaçlarına yönelik hizmet vermekteyiz.

Şimdi kayıt olun

Blog yazılarımızı e-posta ile alın.

Kayıt ol

Kategori̇ler

  • Bankacılık
  • Birleşme ve Devralma ve Ortak Girişim
  • Diğer Endüstriler
  • E-Ticaret
  • Elektrikli Araçlar
  • Enerji
  • Finansal Regülasyon
  • Genel
  • Gümrük Hukuku
  • Hakim Durumun Kötüye Kullanılması
  • Hızlı Tüketim Malları
  • Hukuk ve İktisat
  • İdare Hukuku
  • Ilac ve Sağlık
  • İnovasyon
  • Kişisel Verilerin Korunması
  • Maden Hukuku
  • Muafiyet ve Menfi Tespit
  • Otomotiv
  • Pişmanlık Uygulamaları
  • Regülasyonlar
  • Rekabet Hukuku
  • Rekabet İktisadı
  • Rekabet Uyum Programı
  • Rekabete Aykırı Anlaşmalar
  • Suç Gelirlerinin Aklanması ve Terörizmin Finansmanı
  • Telekomünikasyon, Teknoloji ve Medya
  • Uluslararası Ticaret
  • Usul Kuralları ve Cezalar
  • Uyum
  • Yapay Zeka
  • Yerinde İncelemeler
  • Yolsuzluk

© 2026 Dentons

  • © BASEAK 2024
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Kuralları