Son birkaç yılda hızla gelişen üretken yapay zekâ araçları, pek çok alanda olduğu gibi hukuk pratiğinde de çalışma yöntemlerini ve alışkanlıkları değiştirmeye başladı. Bugün bir sözleşmenin özetlenmesinden uzun bir kararın öne çıkan noktalarının belirlenmesine, bir e-postanın ilk taslağının hazırlanmasından hukuki araştırmanın desteklenmesine kadar pek çok aşamada bu araçlardan yararlanmak mümkün. Avukatın hukuki muhakemesinin ve mesleki emeğinin yerini almayan, ancak çalışma süreçlerini destekleyen bu imkânların yaygınlaşmasıyla birlikte tartışmanın odağı da yapay zekânın kullanılıp kullanılmamasından nasıl kullanılması gerektiğine kayıyor. Avukatlar açısından asıl soru da burada ortaya çıkıyor: Yapay zekâyı hangi işlerde, hangi verilerle, hangi araçlarda ve hangi güvenceler altında kullanabiliriz?
Türkiye Barolar Birliği tarafından 2026 yılında yayımlanan Avukatlar İçin Yapay Zekâ Kullanımı Tavsiye Rehberi[1] (“Rehber”) tam da bu soruya cevap arıyor. 14 ve 15 Şubat 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen Yapay Zekâ ve Avukatlık Çalıştayı sonrasında hazırlanan Rehber, yapay zekâ kullanımını yasaklamak yerine, bu araçlardan güvenli ve mesleki sorumluluklarla uyumlu biçimde nasıl yararlanılabileceğine ilişkin risk temelli bir çerçeve sunuyor.
Rehber’in bütününe yayılan yaklaşım da aslında oldukça açık. Yapay zekâ avukatın işini kolaylaştırabilir ancak sır saklama yükümlülüğünü, kişisel verilerin korunmasına ilişkin sorumluluğunu, müvekkilin menfaatini gözetme yükümlülüğünü, nihai hukuki muhakemeyi ve mesleki sorumluluğu avukatın yerine üstlenemez. Biz de bu yazımızda, Rehber’in avukatlık pratiği bakımından öne çıkan başlıklarını ve bunların günlük çalışma hayatındaki karşılıklarını ele alıyoruz.
Belge ve Verileri Anonimleştirmede Sınır Nerede?
Bir belgeyi yapay zekâ aracına yüklemeden önce müvekkilin adını ve diğer doğrudan tanımlayıcı bilgileri çıkarmak, ilk bakışta yeterli bir anonimleştirme yöntemi gibi görünebilir. Rehber ise anonimleştirmeyi daha geniş bir çerçevede ele alıyor. Müvekkilin adı metinde hiç geçmese dahi olayın tarihi ve yeri, uyuşmazlığın konusu, tutarlar, şirket unvanları, taraflar arasındaki ilişki veya dosyaya özgü vakıalar bir araya geldiğinde müvekkilin ya da ilgili kişinin kimliğinin belirlenmesi mümkün olabileceğinin altı çiziliyor.
Bu nedenle Rehber’e göre bir belgenin yalnızca isim, kimlik veya iletişim bilgileri çıkarılarak yapay zekâ aracına aktarılması her durumda yeterli olmayabilir. Belgenin bir bütün olarak değerlendirilmesi ve geride kalan bilgilerin kişiyle veya dosyayla ilişkilendirilip ilişkilendirilemeyeceğinin de göz önünde bulundurulması gerekiyor. Bunun yanında Rehber, veri minimizasyonunu temel ilkelerden biri olarak benimseyerek yapay zekâ araçlarına yalnızca gerekli, ölçülü, hukuka uygun ve mümkün olduğunca anonimleştirilmiş verilerin aktarılmasını öngörüyor.
Yapay Zekâ Kullanımında Risk Nerede Başlıyor?
Rehber, her yapay zekâ kullanımının aynı düzeyde risk taşımadığı kabulünden hareket ediyor. Kullanımın taşıdığı risk değerlendirilirken veri türü, kullanımın müvekkil üzerindeki etkisi ve hukuki sonuca yakınlığı, kullanılan sistemin açık veya kapalı olması ve yurt dışına aktarım ihtimali birlikte dikkate alınıyor. Bu doğrultuda Rehber, yapay zekâ kullanımını dört grupta ele alıyor:
- Serbest yardımcı kullanım
- Sınırlı ve kontrollü kullanım
- Özel güvenceye ve gerekli hâllerde onama bağlı kullanım
- İlgili mevzuat ve meslek kuralları kapsamında yasak kullanım şekilleri
Serbest yardımcı kullanım kapsamında genel mevzuat başlıklarının araştırılması, müvekkile veya somut bir dosyaya ilişkin bilgi içermeyen konu planlamaları, dil sadeleştirme ve kamuya açık metinlerin özetlenmesi gibi kullanımlar yer alıyor. Bu tür kullanımlarda müvekkil verisinin araca girilmemesi, çıktının nihai hukuki görüş olarak kabul edilmemesi ve kaynak teyidi yapılması öngörülüyor. Sınırlı ve kontrollü kullanım kapsamında ise dilekçe veya sözleşmenin ilk iskeletinin hazırlanması, anonimleştirilmiş belge özeti, içtihat ön elemesi ve müvekkil e-postası taslağı gibi kullanımlar bulunuyor. Bu kullanımlarda veri maskeleme, onaylı araç, insan denetimi, kayıt, ikinci göz incelemesi ve gerektiğinde müvekkil bilgilendirmesi devreye giriyor. Özel güvenceye ve gerekli hâllerde onama bağlı kullanım kapsamında hassas veri içeren belgeler, dava veya icra dosyası evrakları ve ticari sır içeren evraklar yer alırken, kapalı sistem, yazılı yetkilendirme, KVKK kontrolü, yurt dışı aktarım analizi, erişim sınırı ve loglama aranıyor. İlgili mevzuat ve meslek kuralları kapsamında yasak kullanım şekilleri bakımından ise Rehber, bu kullanımların kural olarak yasak veya avukatlık mesleğinin niteliğiyle bağdaşmaz nitelikte kabul edilmesi gerektiğini belirtiyor.

Doğru Görünen Her Yapay Zekâ Çıktısına Güvenebilir miyiz?
Rehber’in özellikle üzerinde durduğu bir diğer konu, yapay zekâ tarafından üretilen çıktıların doğruluğu. Nitekim yapay zekâ çıktıları ikna edici ve tutarlı görünse de her zaman doğru, güncel veya hukuken isabetli olmayabiliyor. Bu nedenle yapay zekânın kendinden emin bir dille sunduğu sonuçların doğruluğunun ayrıca kontrol edilmesi gerekiyor.
Rehber de halüsinasyon, onaylama yanlılığı ve otomasyon yanlılığını yapay zekâ kullanımının olağan riskleri arasında sayarken, bu risklere karşı yapılması gereken kontrolleri de açıklıyor. Mevzuat ve içtihat bilgilerinin güvenilir kaynaklardan doğrulanması, yapay zekânın metne eklediği tarih, kişi, tutar veya delil gibi bilgilerin dosya içeriğiyle karşılaştırılması ve ortaya çıkan sonucun müvekkilin menfaatleri ile izlenen hukuki strateji bakımından değerlendirilmesi bunlar arasında yer alıyor. Yüksek riskli dosyalarda ise ikinci bir avukatın kontrolü öngörülüyor. Hatalı veya uydurma bir çıktının dosyaya girdiğinin sonradan fark edilmesi hâlinde de avukatın, müvekkil menfaatini gözeterek ilgili mercii bilgilendirme ve hatayı düzeltme imkânlarını ivedilikle değerlendirmesi gerekiyor.
Yapay Zekâ Kullanmak Başlı Başına Disiplin Riski mi?
Nihai sorumluluğun avukatta kalması, yapay zekâ kullanımının disiplin sorumluluğu bakımından nasıl ele alınacağı sorusunu da beraberinde getiriyor. Rehber ise yapay zekâ kullanımını tek başına sakıncalı görmüyor ve salt bu araçlardan yararlanılmış olmasının disiplin yaptırımı için yeterli olmadığını belirtiyor. Bunun yerine somut bir ihlal veya zararın bulunup bulunmadığı, avukatın kusuru, veri güvenliğinin ihlal edilip edilmediği ve mesleki özen yükümlülüğüne uygun hareket edilip edilmediği dikkate alınıyor.
Yapay Zekâ Kullanımı Tanıtımda Nasıl Ele Alınmalı?
Avukatlık hizmetlerinin tanıtımına ilişkin mevcut sınırlamalar yapay zekâ kullanımı bakımından da geçerliliğini koruyor. Rehber, bu çerçevede yapay zekâ destekli hizmetlerin müvekkillere veya kamuya yanıltıcı biçimde sunulmaması gerektiğine dikkat çekiyor. Dolayısıyla yapay zekâ kullanıldığı gerekçesiyle garantili sonuç veya kesin kazanma analizi sunulduğu, mahkeme sonucunun tahmin edilebildiği, insansız hukuki danışmanlık verildiği ya da davaların en hızlı şekilde çözülebildiği yönündeki beyanlar bu kapsamda uygun görülmüyor. Benzer şekilde, yapay zekâ destekli hizmetlerin avukatın hukuki muhakemesi ve bağımsız değerlendirmesinin yerine geçiyormuş gibi tanıtılmaması gerekiyor.
Yapay Zekânın Kazandırdığı Zaman Nasıl Ücretlendirilecek?
Yapay zekâ kullanımının günlük pratiğe doğrudan yansıdığı alanlardan biri de ücretlendirme. Rehber’e göre yapay zekânın kazandırdığı süre, fiilen avukat tarafından harcanmış süre gibi gösterilerek faturalandırılamıyor. Bununla birlikte, yapay zekâdan yararlanılması da avukatlık ücretinde otomatik bir indirim sebebi değil. Nitekim hukuki hizmetin değeri yalnızca harcanan zamana değil, hukuki bilgiye, sorumluluğa, stratejiye, risk yönetimine ve mesleki özene dayanıyor.
Benzer bir ayrım teknoloji giderleri bakımından da yapılıyor. Büronun olağan teknoloji ve yazılım giderleri, önceden bilgilendirme ve anlaşma olmaksızın ayrıca müvekkile yansıtılamıyor. Müvekkile özgü olağan dışı araç veya veri işleme maliyetleri ise önceden yapılacak bir ücret veya masraf anlaşmasıyla müvekkile yansıtılabiliyor.
Mesleki Sorumluluk Sigortasında Yapay Zekâ Riskleri Mevcut mu?
Rehber, yapay zekâ kullanımından doğabilecek riskleri mesleki sorumluluk sigortası bakımından da ele alıyor. Avukatların mevcut mesleki sorumluluk sigortası poliçelerinin yapay zekâ kaynaklı hatalı çıktıları, uydurma içtihat veya atıfları ve veri ihlallerini kapsayıp kapsamadığını kontrol etmesi öneriliyor. Poliçenin bu riskler bakımından sessiz kaldığı “gri” hâllerde ise teminatın ihtilaflı hâle gelebileceğine dikkat çekilerek kapsamın açıkça belirlenmesi için sigortacıdan yazılı netlik alınması tavsiye ediliyor. Rehber ayrıca sigortanın yapay zekâ risklerinin yönetilmesi, çıktıların doğrulanması ve güvenli kullanım için alınması gereken önlemlerin yerine geçmediğini, bunları tamamlayan bir güvence olduğunu vurguluyor.
Peki TBB Hukuk Bürolarına Ne Öneriyor?
Rehber’de yer verilen yükümlülüklerin günlük çalışma hayatına yansıtılabilmesi için yapay zekâ kullanımı bireysel kullanımın ötesinde hukuk büroları düzeyinde de ele alınıyor. Bu kapsamda TBB, her hukuk bürosunun kendi ölçeğine uygun yazılı bir yapay zekâ kullanım politikası oluşturmasını öneriyor. Bu politikanın onaylı araçları, yasak veri türlerini, kullanım kayıtlarını, yetkilendirme düzeylerini, doğrulama adımlarını, müvekkil bilgilendirme usulünü, veri ihlali bildirimini ve büro içi disiplin süreçlerini kapsaması öngörülüyor.
Bununla beraber bu kuralların yalnızca avukatlar için değil, stajyerler, büro personeli ve dış hizmet sağlayıcılar bakımından da uygulanması gerekiyor. Rehber ayrıca stajyerlerin ve büro personelinin, ilgili avukatın açık talimatı ve denetimi olmadan müvekkil verisi içeren dosyalarda yapay zekâ kullanmaması gerektiğini özellikle belirtiyor. Bunun yanında, yapay zekâ kullanımının müvekkilin haklarını, kişisel verilerini, hukuki stratejisini veya hizmetin sonucunu etkileyebilecek nitelikte olduğu durumlarda müvekkilin bu kullanım hakkında bilgilendirilmesi gerekiyor.
Sonuçta Mesele Yapay Zekâ Kullanmak mı, Nasıl Kullanmak mı?
TBB tarafından yayımlanan Rehber, yapay zekânın avukatlık pratiğine giderek daha fazla dâhil olduğu bir dönemde, tartışmayı bu teknolojinin kullanılıp kullanılmamasından çok nasıl kullanılması gerektiği üzerine taşıyor. Rehber’in bütünü birlikte değerlendirildiğinde, yapay zekâ kullanımının mesleki yükümlülüklerden ayrı bir teknoloji meselesi olarak ele alınamayacağı görülüyor. Yapay zekâ kullanımının amacı ve kapsamı değiştikçe alınması gereken önlemler de değişiyor ancak müvekkil sırrının korunması, kişisel verilerin güvenliği, çıktıların doğrulanması ve insan denetiminin sürdürülmesi çerçevenin merkezinde kalıyor.
Rehber’in ortaya koyduğu tablo, yapay zekânın hukuk pratiğine dâhil olmasının yalnızca teknolojik bir dönüşüm olmadığını, mevcut mesleki yükümlülüklerin bu yeni çalışma biçimlerine nasıl yansıtılacağına ilişkin bir dönüşümü de beraberinde getirdiğini gösteriyor. Bu nedenle yapay zekânın hukuk pratiğindeki yeri genişledikçe, avukatlar ve hukuk büroları bakımından asıl mesele bu teknolojiden ne ölçüde yararlanıldığı değil, kullanımın mesleki sorumluluklarla ne ölçüde uyumlu biçimde yönetildiği olacak. TBB tarafından yayımlanan Rehber de bu dönüşüm bakımından önemli bir referans noktası oluşturuyor.
[1] https://d.barobirlik.org.tr/2026/yapayzekatavsiyerehberi.pdf, Son Erişim tarihi: 13.09.2026.