İçeriğe geç

Tarafından getirildi

logo

Rekabet ve Regülasyon

En yeni haberler, değişiklikler, kararlar, değerlendirmeler…

open menu close menu

Rekabet ve Regülasyon

  • Anasayfa
  • Hakkımızda

Rekabet İhlallerinde Sorumluluk Teşebbüsten Yöneticiye Uzandığında…: CMA’den İlaç Şirketinin Eski CEO’suna Yöneticilikten Men Talebi

Yazar Bora İkiler and Furkan Kaya
21 Ağustos 2026
  • Rekabet Hukuku
Share on Facebook Share on Twitter Share via email Share on LinkedIn

Rekabet hukuku, genel itibariyle teşebbüsleri muhatap alan bir alan olup ihlal isnadı da çoğunlukla tüzel kişilere yöneltiliyor. Bununla birlikte, teşebbüslerin yanı sıra, çalışanların ve yöneticilerin eylemlerinden doğan bireysel sorumluluk mekanizmalarının da zaman zaman işletildiğini görüyoruz.

Bireysel sorumluluk bakımından, özellikle kartel gibi ağır rekabet ihlallerine cezai sorumluluk tanıması nedeniyle ABD uygulamasının öne çıktığı söylenebilir. Buna karşılık, Avrupa Birliği ve Türkiye’de rekabet hukuku yaptırımlarının esas itibarıyla teşebbüslere yöneltildiğini, çalışan ve yöneticilere yönelik bireysel yaptırımların ise çok daha sınırlı şekilde gündeme geldiğini söyleyebiliriz.

Çalışanların ve yöneticilerin rekabet hukuku ihlallerindeki rolü ile bu kişilerin bireysel sorumluluğunun sınırlarını daha önce “Çalışan Eylemlerinden Doğan Rekabet Hukuku Sorumluluğu: Uygun Sınır Nerede Çizilmeli? Hukuk ve Ekonomi Perspektifinde Bir İnceleme” başlıklı çalışmamızda ele almıştık[1].

İngiltere’de ise yöneticilerin bireysel sorumluluğu bakımından dikkat çeken mekanizmalardan biri olarak “director disqualification” yani yöneticilikten men olarak karşımıza çıkıyor. Bu mekanizma ile rekabet hukuku ihlalinde sorumluluğu bulunduğu değerlendirilen kişilerin, belirli bir süre boyunca şirket yöneticisi olarak görev yapmasının önüne geçilebiliyor[2]. Dolayısıyla yaptırımın yalnızca teşebbüs üzerinde değil, doğrudan ilgili gerçek kişi üzerinde de sonuç doğurması söz konusu oluyor. Bu tür yaptırımlar, caydırıcılığı yüksek olmakla birlikte yalnızca mahkemeler aracılığıyla ya da yöneticinin bu konuda taahhüt vermesiyle uygulanabiliyor[3].

İngiliz Rekabet Otoritesi Competition and Markets Authority’nin (“CMA”), Temmuz ayının sonunda Advanz Pharma grubunun eski CEO’su John Beighton’a bir bildirim gönderdiğini ve hakkında Yüksek Mahkeme (High Court) nezdinde şirket yöneticiliğinden men davası açmayı planladığını duyurdu[4].

Talebin dayanağı, CMA’in tam beş yıl önce, Temmuz 2021’de verdiği ihlal kararı. Söz konusu kararda, tiroid hormonu eksikliğinde kullanılan liothyronine tabletlerinin aşırı ve haksız fiyatlandırılması (excessive and unfair pricing) hâkim durumun kötüye kullanılması olarak nitelendirilmişti[5].

Bu gelişmeyi dikkat çekici kılan husus ise CMA’in ilk kez bir kartel veya ihaleye fesat karıştırma dosyasından değil, hâkim durumun kötüye kullanılması dosyasından hareketle bir teşebbüs yöneticisi hakkında director disqualification mekanizmasını işletmeyi hedeflemesi. Nitekim CMA’in önceki director disqualification uygulamaları ağırlıklı olarak kartel dosyaları üzerinden şekillenmişti.

CMA’in girişimi, bu yönüyle, yöneticilerin rekabet hukuku ihlallerindeki kişisel sorumluluğunun hangi noktaya kadar uzanabileceği sorusunu da yeniden gündeme getiriyor.

Biz de bu yazımızda, CMA’in John Beighton hakkında director disqualification mekanizmasını işletme girişimini ve bu mekanizmanın hukuki arka planını inceliyor, söz konusu gelişmenin İngiltere’de rekabet hukuku ihlallerinde yöneticilerin bireysel sorumluluğu bakımından ne ifade ettiğini değerlendiriyoruz.

Yöneticilikten Men Mekanizması Nasıl İşliyor?

Bu müessesenin temel dayanağını 1986 tarihli Company Directors Disqualification Act (“CDDA”) oluşturuyor. Buna göre, bir şirketin rekabet hukukunu ihlal etmesi ve ilgili yöneticinin davranışlarının şirket yönetiminde bulunmaya elverişsiz olduğunu göstermesi hâlinde, CMA mahkemeden yöneticilikten men kararı talep edebiliyor. Beighton’a yapılan bildirimin de CDDA’nın 16. maddesine dayandığını görüyoruz[6]. Bu kapsamda nihai değerlendirme High Court tarafından yapılıyor.

Mevzuatta düzenlenen diğer yol ise yöneticinin mahkemeye hiç gidilmeden, belirli bir süre boyunca yöneticilik yapmamayı taahhüt ederek süreci sona erdirmesi. Uygulamada competition disqualification undertaking (“CDU”) olarak adlandırılan bu yol, mahkeme kararı yerine yöneticinin kendi taahhüdü üzerinden sonuç doğuruyor. Her iki durumda da yöneticilikten men süresi 15 yıla kadar çıkabiliyor.

Sorumluluğun kapsamına baktığımızda ise, Türkiye’den farklı olarak burada yalnızca ihlalde belirleyici etkisi olan kişilerin hedeflendiğini görmüyoruz. Daha geniş bir şekilde, ihlale doğrudan katılan yöneticilerin yanı sıra, ihlalden haberdar olan, ihlalden şüphelenmek için makul sebebi bulunan veya gerekli özeni gösterse ihlali fark edebilecek olmasına rağmen gerekli önlemleri almayan yöneticiler de yöneticilikten men riskiyle karşılaşabiliyor.

Burada İngiltere’deki sisteminin önemli bir özelliğine de dikkat çekmek gerekiyor. Nihai yöneticilikten men kararını CMA değil, mahkeme veriyor. Bunun tesadüf olmadığını söylemek mümkün. Zira bir kişinin belirli bir süre boyunca mesleğini icra etmesini engelleyen böyle bir yaptırım, kişinin ekonomik ve mesleki faaliyet alanına doğrudan müdahale ediyor. Bu nedenle, yaptırımın bağımsız bir yargısal değerlendirmeye tabi tutulması, bireysel sorumluluk ile temel hak ve özgürlükler arasındaki dengenin korunması bakımından önem taşıyor. Bu ölçüde bir yaptırım için temel hak ve hürriyet rejiminin doğası gereği daha sıkı usul güvenceler aranması elzem.

Bugüne kadar uygulamanın daha ziyade inşaat, emlak ve ilaç gibi sektörlerde yoğunlaştığı görülüyor. Bununla birlikte, İngiltere’nin DMA’i diyebileceğimiz Digital Markets, Competition and Consumers Act ile bu mekanizmanın kapsamının da genişletildiği görülüyor[7]. Buna göre, artık belirli tüketici hukuku ihlalleri ve stratejik pazar statüsü (strategic market status) verilen teşebbüslere getirilen yükümlülüklerin ihlali de yöneticilikten men sebebi olarak gündeme gelebiliyor.

Dolayısıyla director disqualification mekanizmasının yalnızca kartel ihlallerine özgü bir araç olarak kalmadığını, zaman içerisinde farklı rekabet ve tüketici hukuku ihlallerine de yayılabilecek bir bireysel yaptırım mekanizmasına dönüştüğünü söylemek mümkün.

Dosyada Ne Olmuştu?

CMA’e göre Advanz, 2009 ile 2017 arasında Birleşik Krallık’ta liothyronine tabletlerinin tek tedarikçisiydi. Bu dönemde NHS tarafından ödenen fiyatın £15,15’ten £258,19’a yükseldiği ve bunun yaklaşık %1.605 oranında bir artışa karşılık geldiği belirtiliyor. Aynı dönemde üretim maliyetlerinin ise genel olarak sabit kaldığı ifade ediliyor.

CMA, 2021 tarihli kararında bu fiyatlandırma uygulamasını aşırı ve haksız fiyatlama yoluyla hâkim durumun kötüye kullanılması olarak değerlendirdi. Karar yalnızca liothyronine tabletlerini satan Advanz şirketleriyle sınırlı kalmadı; ihlal döneminin farklı bölümlerinde şirketin çoğunluk hissedarı olan iki özel sermaye fonu (private equity), HgCapital ve Cinven de sorumluluk kapsamında değerlendirildi. CMA, her iki yatırımcı bakımından da belirleyici etki kurma imkânının bulunduğunu ve bu etkinin fiilen kullanıldığını ayrı ayrı tespit etti.

Cezanın seyrine baktığımızda ise CMA’in 2021 yılında Advanz, HgCapital ve Cinven’e toplamda £100 milyon üzerinde ceza verdiğini görüyoruz. Rekabet Temyiz Mahkemesi (Competition Appeal Tribunal – “CAT”), 2023 yılında CMA’in ihlal tespitlerini bütünüyle onayladı ancak cezaları toplam £84,2 milyon seviyesine indirdi. Mayıs 2025’te ise Court of Appeal, Advanz ve Cinven’in temyiz başvurularını reddederken CMA’in karşı temyizini kabul ederek Cinven bakımından yapılan indirimi kaldırdı. Böylece toplam ceza £99 milyon seviyesinde kesinleşti[8].

Dolayısıyla Beighton hakkında gündeme getirilen men talebinin, uzun bir yargısal denetimden geçmiş ve ihlal bakımından hukuki dayanıklılığı güçlenmiş bir teşebbüs kararının üzerine bina edildiğini görüyoruz.

Beighton’ın konumu da bu tabloda özel bir yer tutuyor. CMA’in açıklamasına göre Beighton, liothyronine satışından sorumlu Advanz şirketlerinin yöneticisi olarak ihlal döneminin yarısından fazlasında bu şirketleri CEO olarak yönetti. Bu nedenle dosyada, şirketin yönetiminde bulunan üst düzey bir yöneticinin bireysel sorumluluğu doğrudan gündeme geliyor

Daha önceki men dosyalarında karşımıza çoğunlukla görece küçük şirketlerin, ihlalde bizzat belirleyici etkisi olan yöneticileri çıkıyordu. Şimdi büyük bir ilaç şirketinin CEO’sunun bu süreçle karşı karşıya geldiğini görüyoruz.

Bununla birlikte, aynı dosyada CMA’in, Advanz’ın eski sahiplerinden olan private equity firması Cinven’in üst düzey iki yöneticisi hakkında da director disqualification yoluna gitmeyi değerlendirdiği basına yansımıştı. Ancak Financial Times’ın haberine göre CMA, söz konusu iki yönetici bakımından bu talebinden vazgeçti ve Beighton hakkında ilerleme kararı aldı[9].

Peki Bizde Durum Ne?

Türkiye’de rekabet ihlallerinde asıl yaptırımın, Rekabet Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca teşebbüse kesilen ve cirosunun yüzde onuna kadar çıkabilen idari para cezası olduğunu biliyoruz. Bireysel sorumluluk da mevzuatta yer alıyor ve ihlalde belirleyici etkisi saptanan yönetici ve çalışanlara, teşebbüse verilen cezanın yüzde beşine kadar idari para cezası verilebiliyor.

Uygulamada ise bu hükmün hayata geçirilişinin oldukça sınırlı kaldığı görülüyor. Bugüne kadar yalnızca birkaç örnekte bireylere idari para cezası verildiğini görüyoruz [10]. Benzer şekilde, soruşturma heyetince bireysel ceza talep edilen ancak Kurul tarafından bireylere ceza uygulanmayan kararlar da bulunuyor[11].

Yakın dönemde Yeni Ceza Yönetmeliği ile birlikte buradaki tablonun bir miktar ivmelendiğini ve bireysel sorumluluğu daha fazla gündeme getiren bir yönelim oluştuğunu söylemekte fayda var. Kurul’un yakın tarihte yayımladığı Aydın’daki sürücü kararı da bu yönelimin göstergelerinden biri olarak karşımıza çıkıyor [12].

Yöneticilikten men gibi bir müessesenin ise Türk rekabet hukukunda doğrudan bir karşılığı bulunmuyor. Benzer mekanizmalara bankacılık ve sermaye piyasaları mevzuatında rastlıyoruz. Belirli koşullar altında, kişilerin bu alanlarda yöneticilik yapmasının önüne geçilebiliyor.

Sonuç

Beighton dosyasının nasıl sonuçlanacağını ilerleyen süreçte göreceğiz. Ancak dosyanın önemi, yalnızca bir yöneticinin hakkında yöneticilikten men talep edilmesinden ibaret değil.

CMA’in bu girişimi, yöneticilerin rekabet hukuku bakımından karşılaşabileceği kişisel risklerin, teşebbüse uygulanan para cezasının ötesine geçebileceğini bir kez daha gösteriyor. Üstelik burada söz konusu olan klasik bir kartel dosyası değil, hâkim durumun kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilen bir aşırı fiyatlama vakası. Bu nedenle Beighton dosyası, bireysel sorumluluğun rekabet ihlalinin türünden bağımsız olarak daha görünür hâle gelebileceğine ilişkin önemli bir işaret niteliğinde.

Bu gelişmenin şirketler bakımından da önemli bir sonucu bulunuyor. Rekabet uyumunun yalnızca “teşebbüs nasıl bir para cezasıyla karşılaşabilir?” sorusu üzerinden kurgulanması artık yeterli değil. Yönetim kurullarının, üst düzey yöneticilerin ve diğer karar alıcıların kişisel olarak karşılaşabilecekleri risklerin de uyum programlarının bir parçası olarak dikkate alınması gerekiyor.

Türkiye bakımından ise mevcut tablo şimdilik daha farklı. Elimizdeki temel bireysel yaptırım aracı, belirleyici etkisi tespit edilen çalışan ve yöneticilere teşebbüse verilen cezanın yüzde beşine kadar idari para cezası uygulanabilmesiyle sınırlı bulunuyor ve bu mekanizmanın uygulamada oldukça seyrek işletildiği görülüyor. Bununla birlikte, son dönemdeki düzenlemeler ve Kurul uygulaması, bireysel sorumluluğun önümüzdeki dönemde daha fazla gündeme gelebileceğine işaret ediyor diyebiliriz.

Önümüzdeki dönemde rekabet otoritelerinin bireysel yaptırım araçlarını ne ölçüde kullanacağını ve bu araçların hangi ihlal türlerine doğru genişleyeceğini sizler için takip etmeye devam edeceğiz.


[1] Şahin Ardıyok, Armanç Canbeyli, M. Furkan Kaya, “Çalışan Eylemlerinden Doğan Rekabet Hukuku Sorumluluğu: Uygun Sınır Nerede Çizilmeli? Hukuk ve Ekonomi Perspektifinde Bir İnceleme”, K. C. Sanlı ve D. Tanlı (ed.), Uygulamalı Rekabet Hukuku Seminerleri 2025, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul, 2026 https://www.onikilevha.com.tr/yayin/3636/uygulamali-rekabet-hukuku-seminerleri-2025; https://www.youtube.com/watch?v=EYUBN8Hj53s  

[2] CMA, Competition Disqualification Orders Guidance (2019).

[3] OECD, Director Disqualification and Bidder Exclusion, (2022).

[4] Bkz. https://www.gov.uk/cma-cases/pharmaceutical-sector-anti-competitive-conduct#director-disqualification

[5] Bkz. https://assets.publishing.service.gov.uk/media/61b8755de90e07043f2b98ff/Case_50395_-_Decision_final___.pdf

[6] Bkz. https://www.legislation.gov.uk/ukpga/1986/46/section/16

[7] Bkz. https://www.legislation.gov.uk/ukpga/2024/13/section/99

[8] Bkz. Court upholds CMA’s £99m fine on pharma over excessive NHS thyroid drug prices https://www.gov.uk/government/news/court-upholds-cmas-99m-fine-on-pharma-over-excessive-nhs-thyroid-drug-prices

[9] Bkz. CMA drops pursuit of private equity executives over price gouging https://www.ft.com/content/cd190fd5-5675-4896-87f5-1b3e985e4dde?syn-25a6b1a6=1

[10] Rekabet Kurulu’nun 06.11.2025 tarihli ve 25-41/1016-582 sayılı kararı, 03.05.2012 tarihli ve 12-24/711-199 sayılı kararı; Rekabet Kurulunun 25.11.2009 tarihli ve 09‑57/1393‑362 sayılı kararı.

[11] Rekabet Kurulunun 29.10.2023 tarihli ve 23-50/980-357 sayılı kararında, soruşturma heyeti belirleyici etkisi olduğu gerekçesiyle, Merkez Yumbir başkanına, Merkez Yumbir’e uygulanacak idari para cezasının %5’ine kadar idari para cezası uygulanabileceği yönünde görüş vermiştir. Buna karşılık, Kurul idari para cezası uygulamamayı tercih etmiştir. Benzer bir durum, Kurulun 30.10.2012 tarihli ve 12-52/1479-508 sayılı kararında da görülmektedir. Bu dosyada da soruşturma heyeti, soruşturma tarafı şirketlerin genel müdür, genel müdür yardımcısı gibi yönetici pozisyonunda bulunan çalışanlar için idari para cezası uygulanabileceği yönünde görüş bildirmiştir. Buna karşın, Kurul, idari para cezası uygulamamıştır.

[12] Rekabet Kurulu’nun 06.11.2025 tarihli ve 25-41/1016-582 sayılı kararı.

Share on Facebook Share on Twitter Share via email Share on LinkedIn
Şimdi kayıt olun
Son blog yazılarımızı e-posta ile alın.
Gönder
Advanz Pharma, aşırı fiyatlama, bireysel sorumluluk, CMA, Director disqualification, hâkim durumun kötüye kullanılması, John Beighton, kartel, Rekabet Hukuku, şahsi sorumluluk, yöneticilikten men
Bora İkiler

Bora İkiler

Bora İkiler rekabet hukuku, şirketler hukuku, ticaret hukuku, veri koruma hukuku ve sözleşme hukuku alanlarında engin bir deneyime sahiptir. Bora, yerli ve yabancı şirketlere, günlük faaliyetlerinde, hukuka uyum süreçlerinde ve birleşme ve satın alma işlemlerinde danışmanlık sağlamaktadır. Bora, rekabeti sınırlayıcı anlaşma ve uygulamalar için Rekabet Kurumu’na yapılan bildirim ve muafiyet başvurularının hazırlanması, inceleme sürecinin yürütülmesi ve sonuçlandırılması konularında müvekkillerine destek olmaktadır. Kendisi birleşme ve devralmaların kontrolü, pişmanlık süreçleri ve Rekabet Kurumu tarafından yürütülen ön araştırma ve soruşturma süreçlerinde çok sayıda müvekkili temsil etmiştir. Sağlık, otomotiv, perakende gibi dikey ilişkilerin yoğun olduğu ve rekabet hukuku açısından hassas sektörlerde yoğun bir tecrübeye sahiptir. Bunun yanında, bankacılık, içecek, çimento, biletleme ve televizyon yayıncılığı sektörlerinde de projelerde yer almıştır.

Bütün makaleler Tam biyografi

Furkan Kaya

Furkan Kaya

Bütün makaleler

İLGILI MAKALELER

  • Rekabet Hukuku
  • Usul Kuralları ve Cezalar

Rekabet Kurulu Kararları Kamu Denetçiliği Önüne Götürülebilir Mi?

Yazar Reşit Gürpınar
  • Genel
  • Rekabet Hukuku
  • Usul Kuralları ve Cezalar

“Multidisipliner Bir Yaptırım Hikayesi – Tetra Pak Kararı Işığında Fikri Mülkiyet Haklarının Rekabet Hukuku İhlalleri Açısından İncelenmesi” Başlıklı Sunum Youtube’da Yayımlandı

  • İdare Hukuku
  • Rekabet Hukuku

“Rekabet Hukukunda İdari Para Cezalarının Hesaplanmasına İlişkin Yeni Yönetmeliğin Getirdiği Değişiklikler” – Ekibimizden Av. Reşit Gürpınar ve Av. Aslı Ak, konuyu güncel gelişmeler ışığında değerlendiriyor!

Yazar Rekabet Regülasyon

Balcıoğlu Selçuk Eymirlioğlu Ardıyok Keki

Balcıoğlu Selçuk Eymirlioğlu Ardıyok Keki (“BASEAK”) İstanbul’da kurulmuş, hukukun tüm alanlarında hizmet vermekte olan bir hukuk bürosudur. 2007’den beri müvekkillerimize Türkiye’de yürüttükleri faaliyetlerinde ve büyüme planlarında titiz ve güvenilir hukuki çözümler sunmaktayız.

Özel kişilerden, girişimcilere, kuruluş aşamasındaki küçük şirketlerden, devlet kuruluşlarına, orta ve büyük ölçekli özel ve halka açık şirketlerden uluslararası ve küresel holdinglere varıncaya kadar her ölçekten şirketin hukuki ihtiyaçlarına yönelik hizmet vermekteyiz.

Şimdi kayıt olun

Blog yazılarımızı e-posta ile alın.

Kayıt ol

Kategori̇ler

  • Bankacılık
  • Birleşme ve Devralma ve Ortak Girişim
  • Diğer Endüstriler
  • E-Ticaret
  • Elektrikli Araçlar
  • Enerji
  • Finansal Regülasyon
  • Genel
  • Gümrük Hukuku
  • Hakim Durumun Kötüye Kullanılması
  • Hızlı Tüketim Malları
  • Hukuk ve İktisat
  • İdare Hukuku
  • Ilac ve Sağlık
  • İnovasyon
  • Kişisel Verilerin Korunması
  • Maden Hukuku
  • Muafiyet ve Menfi Tespit
  • Otomotiv
  • Pişmanlık Uygulamaları
  • Regülasyonlar
  • Rekabet Hukuku
  • Rekabet İktisadı
  • Rekabet Uyum Programı
  • Rekabete Aykırı Anlaşmalar
  • Suç Gelirlerinin Aklanması ve Terörizmin Finansmanı
  • Telekomünikasyon, Teknoloji ve Medya
  • Uluslararası Ticaret
  • Usul Kuralları ve Cezalar
  • Uyum
  • Yapay Zeka
  • Yerinde İncelemeler
  • Yolsuzluk

© 2026 Dentons

  • © BASEAK 2024
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Kuralları