İçeriğe geç

Tarafından getirildi

logo

Rekabet ve Regülasyon

En yeni haberler, değişiklikler, kararlar, değerlendirmeler…

open menu close menu

Rekabet ve Regülasyon

  • Anasayfa
  • Hakkımızda

Anlaşma Yok, Uyum Var: Fiyatlama Algoritmaları 102. Maddenin Radarına mı Giriyor?

Yazar Barış Yüksel and Cansu Peker
08 Ekim 2026
  • Rekabet Hukuku
Share on Facebook Share on Twitter Share via email Share on LinkedIn

Avrupa Komisyonu’nun 3 Eylül 2026’da yayımladığı dışlayıcı kötüye kullanmaya ilişkin yeni Kılavuzunu[1] (“Kılavuz”) önceki yazımızda genel hatlarıyla ele almış, birlikte hâkim durum bahsinde algoritmalara da kısaca değinmiştik. Bu yazımızda ise fiyatlama algoritmaları ile birlikte hakim durum ilişkisine dair daha detaylı bir değerlendirme yapmayı amaçlıyoruz. Zira Kılavuzun algoritmalara ilişkin birkaç cümlesi, hem e-pazaryeri üzerinden satış yaparken otomatik fiyatlandırma araçlarını kullanan teşebbüsler hem de bu araçların sağlayıcısı konumundaki e-pazaryerleri ve yazılım şirketleri açısından yeni tartışmaların ve rekabet hukuku risklerinin kapısını aralıyor. Üstelik bu tartışma, Rekabet Kurulu’nun (“Kurul”) e-pazaryerlerindeki otomatik fiyatlandırma araçlarına ilişkin yakın tarihli kararlarıyla birlikte okunduğunda Türkiye için de oldukça güncel bir hal alıyor.

Kılavuz Algoritmalar Hakkında Ne Diyor?

Birlikte hâkim durum, birden fazla bağımsız teşebbüsün pazarda birlikte hareket ederek rakiplerinden ve müşterilerinden bağımsız davranabildiği durumları ifade ediyor. Bunun bir türü de zımni koordinasyon, yani rakiplerin aralarında herhangi bir anlaşma olmadan, yalnızca pazarın yapısı sayesinde paralel stratejiler benimseyebilmesi. Bu noktada, zımni koordinasyona dayalı rekabetçi endişelerin bugüne kadar genellikle yoğunlaşma analizlerinde gerçekleştirilen öncül analizler kapsamında ön plana çıktığını hatırlatmak gerekir. Geçmişte, piyasanın yapısal özelliklerinden kaynaklanan zımni koordinasyon, teşebbüs davranışlarından kaynaklı bir “plus factor” olmadığı sürece ABİHA’nın 101. maddesine göre ihlal olarak değerlendirilmemekte ve teşebbüslerin tek taraflı davranışlarının paralellik arz etmesi oldukça istisnai haller haricinde 102. madde çerçevesinde birlikte hakim durumun kötüye kullanılması olarak ele alınmamaktaydı. Fakat Kılavuz’daki değişiklikler, dijital piyasalardaki fiyatlama algoritmaların yaygınlaşmasıyla 102. maddeye dayalı incelemelerin artabileceğine işaret ediyor[2].

Bir Fiyatlama Kuralı Koordinasyonu Nasıl Kolaylaştırır?

Bir pazaryerinde aynı ürünü yalnızca birkaç satıcının sattığını ve bu satıcıların çoğunun, fiyatını öne çıkan teklifin ya da en düşük fiyatın seviyesine otomatik olarak eşitleyen bir “eşleştirme” (match) kuralı kullandığını varsayalım. Kılavuzun zımni koordinasyon için aradığı dört koşul[3] bu senaryoda teorik olarak sağlanabilir hale geliyor:

  • Ortak bir anlayışa varmak: Referans fiyat, satıcıların hiç konuşmadan buluşabileceği hazır bir buluşma noktası oluşturuyor.
  • Rakipleri izlemek: Algoritma rakip fiyatları sürekli takip ettiği için kimin fiyatını değiştirdiği anında görülüyor.
  • Sapmayı caydırmak: Fiyatını düşüren satıcı diğerlerinin algoritmaları tarafından hemen eşleniyor ve indirimden beklediği ek satışı elde edemiyor. Bu da indirim yapma isteğini ortadan kaldırıyor.
  • Dış etkilere dayanıklılık: Aynı kuralın yaygın kullanıldığı bir pazarda, aracı kullanmayan satıcıların veya yeni girenlerin bu dengeyi bozma gücü sınırlı kalıyor.

Burada iki noktanın altını çizmek gerekiyor. Birincisi, bu senaryoda birlikte hâkim durumda olabilecek olanlar algoritmayı sunan pazaryeri ya da üçüncü taraf teşebbüs değil, algoritmayı kullanan ve birbiriyle rekabet eden satıcılar. İkincisi, risk tüm satıcılar bakımından aynı değil. Az sayıda satıcının homojen ürünleri sattığı dar pazarlarda ortak bir kuralın fiyatları hizalama riskinden bahsedilebilecek iken, daha fazla satıcının bulunduğu ve ürün farklılaştırmasının yüksek olduğu pazarlarda bu ihtimal oldukça zayıf.

Paralel Davranışlar 102. Madde İhlali İçin Yeterli mi?

Önceki yazımızda da belirttiğimiz gibi hâkim durum 102. maddenin giriş kapısı; yani birlikte hâkim durumda olmak hukuka aykırılık için gerekli ama yeterli değil. İhlalden söz edebilmek için bir de kötüye kullanma davranışının varlığı gerekli. Peki zımni koordinasyon sonucu ortaya çıkabilecek paralel ve yüksek fiyatlar başlı başına bir kötüye kullanma teşkil edebilir mi? Bu sorunun cevabı kritik. Esasen Kılavuz, yalnızca dışlayıcı kötüye kullanma hallerini kapsadığından[4], öncelikle paralel fiyatların nasıl bir dışlama riski yarattığını değerlendirmek gerekir. Kanımızca, zımni koordinasyon kaynaklı paralel fiyatlama davranışına dayanan bir dışlayıcı zarar teorisi geliştirmek pek kolay değil. Bu davranışın bir sömürücü ihlal teşkil ettiğini ileri sürmek mümkün olabilir ise de bu sömürücü ihlaller de Kılavuz’un konusunu oluşturmuyor. Dolayısıyla Kılavuz’daki bu açıklamaların pratik yansımalarının nasıl olacağı Komisyon uygulamaları ile belli olacak.

Algoritmayı Sunan Şirket İhlalden Sorumlu Tutulabilir mi?

Yukarıda da belirttiğimiz üzere, olası bir birlikte hakim durumun kötüye kullanılması tespitinde esas sorumlu fiyatlama algoritmasını kullanan satıcılar olacak. Fiyatlama algoritmasını sağlayan teşebbüsün ise ancak ihlali gerçekleşmesini kolaylaştıran bir aracı olduğu ileri sürülebilir. 101. madde bakımından bu tür kolaylaştırıcıların sorumluluğu AB içtihadında kabul görmüş durumda. ABAD, AC-Treuhand[5] kararında ilgili pazarda faaliyet göstermeyen ve bir karteli bilerek ve aktif biçimde kolaylaştıran danışmanlık şirketinin sorumlu tutulabileceğini kabul etmiş, Eturas[6] kararında ise bir rezervasyon platformu üzerinden iletilen indirim sınırlamasından haberdar olan seyahat acentelerinin, bu uygulamadan açıkça uzaklaşmadıkları, durumu idari makamlara bildirmedikleri veya başka delillerle aksini ispatlamadıkları sürece, uyumlu eyleme katılmış sayılabileceğine hükmetmişti. 102. madde bakımından ise böyle bir içtihat yok. Kılavuz da üçüncü kişileri yalnızca, onların davranışlarının hâkim durumdaki teşebbüse atfedilmesi açısından ele alıyor[7].

Türkiye’de de durum farklı değil. 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi, kötüye kullanmaya katkıda bulunan üçüncü kişilerin sorumluluğunu düzenlemiyor. Ancak Kanun kapsamındaki para cezaları idari para cezası niteliğinde olduğundan, Kabahatler Kanunu’nun iştirake ilişkin 14. maddesinin devreye girmesi gündeme gelebilir. Kurul’un 4. madde kapsamında kolaylaştırıcıları sorumlu tuttuğu kararları bulunsa da[8], 6. madde bakımından bir emsal yok.

Kanaatimizce bu yaklaşıma karşı ciddi itirazlar ileri sürülebilir. Zımni koordinasyonda satıcıların kendileri bile bir anlaşmanın tarafı değilken, aracı sunan şirketin tam olarak hangi fiile katıldığı sorusunun cevabı kolay değil. Kendisi hâkim durumda olmayan bir şirketin hâkim duruma özgü “özel sorumluluk” çerçevesinde değerlendirilmesi ve idari yaptırımlarda kanunilik ilkesi de tartışmaya açık. Bu nedenle bu riskin kısa vadede bir ihlal kararına konu olması pek olası değil.

Türkiye’de Kurul Ne Demişti?

Kurul, Ekim 2023’te üç büyük e-pazaryerinin satıcılara sunduğu otomatik fiyatlandırma araçlarına ilişkin bir soruşturma açmıştı[9]. Trendyol ve Hepsiburada soruşturmayı taahhütle kapattı. Öne çıkan teklif (buybox) fiyatını eşleyen kuralı kaldırmak, sıfır marjlı ayarları engellemek, aracı isteğe bağlı tutmak ve araç kullanımını buybox algoritmasında dikkate almamak bu taahhütlerin başında geliyor[10]. Amazon Türkiye bakımından ise Kurul, 4. maddenin ihlal edilmediğine karar verdi[11]. Kararın temel gerekçesi, satıcılar arasında bir irade uyuşmasının gösterilememesiydi: Araç isteğe bağlıydı, satıcılar arasında bir temas yoktu, kurallar her satıcı tarafından farklı ayarlanabiliyordu ve algoritma kural tabanlıydı.

Ne var ki karar kapıyı aralık bırakıyor. Kurul değerlendirmesini açıkça “bu aşama” itibarıyla yapıyor[12] ve eşleştirme kurallarının, kullanım arttıkça fiyatları katılaştırma riskinin daha yüksek olduğunu vurguluyor. Kurul ayrıca algoritmaların anlaşma olmadan da zımni anlaşmaya benzer sonuçlar doğurabileceğini kabul ediyor, ancak buna karşı hangi zarar teorisiyle hareket edilebileceğini ortaya koymuyor.

İşte Kılavuz tam bu noktada Kurul’a ikinci bir yol sunabilir. Kurul ileride irade uyuşmasını ispatlamaya çalışmak yerine, bir fiyatlama algoritmasının dar bir pazar kesiminde yaygın kullanılmasını zımni koordinasyona elverişli bir yapı olarak ele alıp sağlayıcının rolünü 6. madde kapsamında değerlendirebilir. Kurul’un eşleştirme kurallarına ilişkin tespitleri de böyle bir yaklaşıma uyum sağlayabilecek nitelikte.

Fiyatlama Algoritması Sağlayıcıları Neye Dikkat Etmeli?

Bu gelişmeler, satıcılara fiyatlandırma aracı sunan şirketler için aracın nasıl tasarlandığının belirleyici hale geldiğini gösteriyor. Kurul’un taahhüt kararları ve Kılavuz birlikte okunduğunda, referans bir fiyatı birebir eşleyen kurallar ile sıfır marjlı ayarlar en riskli unsurlar olarak öne çıkıyor. Buna karşılık aracın isteğe bağlı olması, kullanımının bir teşvike bağlanmaması, ayarların satıcı tarafından belirlenmesi ve aracın yalnızca satıcının kendi verisine ve kamuya açık fiyatlara dayanması riski azaltan unsurlar. Kurul’un kararında algoritmanın kural tabanlı olmasına önem verdiği düşünüldüğünde, yapay zekâ destekli fiyatlama özelliklerinin de devreye alınmadan önce ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor. Son olarak risk dar pazar kesimlerinde yoğunlaştığından, özellikle az sayıda satıcının bulunduğu kategorilerde fiyatların nasıl seyrettiğinin izlenmesi faydalı olacaktır.

Sonuç

Kılavuz, algoritmalar ve birlikte hâkim durum konusunda yeni bir yasak getirmiyor, bir olasılığa işaret ediyor. Ancak bu olasılık, rekabet otoritelerinin bugüne kadar irade uyuşması şartına takıldığı algoritmik fiyat uyumu vakalarına 102. madde ve Türkiye’de 6. madde üzerinden yaklaşma imkanını en azından teorik olarak açıyor. Zımni koordinasyonu ispatlamanın zorluğu, ayrıca bir kötüye kullanma davranışı gösterme gerekliliği ve algoritmayı sunan şirketin sorumluluğundaki belirsizlik düşünüldüğünde, bu imkânın uygulamaya ne ölçüde yansıyacağını zaman gösterecek. Gelişmeleri takip edip sizleri bilgilendirmeye devam edeceğiz.


[1]Communication from the Commission, Guidelines on the application of Article 102 of the Treaty on the Functioning of the European Union to abusive exclusionary conduct by dominant undertakings, C(2026) 6118 final, 3 Eylül 2026.

[2]Kılavuz, para. 48 ve dn. 105.

[3]Kılavuz, para. 49-53. Bu koşullar Genel Mahkeme’nin Airtours (T-342/99) ve ABAD’ın Impala (C-413/06 P) kararlarına dayanıyor.

[4]Kılavuz, para. 10.

[5]ABAD’ın 22 Ekim 2015 tarihli C-194/14 P sayılı AC-Treuhand kararı, ECLI:EU:C:2015:717, para. 26-39 ve 46. https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX:62014CJ0194

[6]ABAD’ın 21 Ocak 2016 tarihli C-74/14 sayılı Eturas kararı, ECLI:EU:C:2016:42, para. 39, 44 ve 46-50. Platform yöneticisi Eturas da Litvanya Rekabet Kurulu tarafından uygulamayı kolaylaştırdığı gerekçesiyle sorumlu tutulmuştu (para. 15-16); ancak ABAD bu hususu ayrıca değerlendirmedi. https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX:62014CJ0074

[7]Kılavuz, para. 55 ve dn. 120.

[8]Güncel bir örnek olarak bkz. Kurul’un 06.11.2025 tarih ve 25-41/1016-582 sayılı kararı.

[9]Kurul’un 19.10.2023 tarih ve 23-49/940-M sayılı kararı.

[10]Kurul’un 03.10.2024 tarih ve 24-40/950-409 (Trendyol) ile 24-40/951-410 (Hepsiburada) sayılı kararları.

[11]Kurul’un 18.04.2025 tarih ve 25-15/348-164 sayılı kararı.

[12]Aynı karar, para. 148.

Share on Facebook Share on Twitter Share via email Share on LinkedIn
Şimdi kayıt olun
Son blog yazılarımızı e-posta ile alın.
Gönder
102. Madde Kılavuzu, algoritmik fiyatlama, Article 102 TFEU, birlikte hakim durum, e-pazaryeri, eşleştirme kuralı, kolaylaştırıcı, Rekabet Hukuku, Rekabet Kurulu, zımni koordinasyon
Barış Yüksel

Barış Yüksel

Bütün makaleler

Cansu Peker

Cansu Peker

Bütün makaleler

İLGILI MAKALELER

  • Hakim Durumun Kötüye Kullanılması
  • Rekabet Hukuku

Dijital Platformlar için Rekabet Hukuku Risklerini Yeniden Tanımlamak: ABAD’ın Android Auto Kararı

Yazar Barış Yüksel and Mehmet Salan
  • Rekabet Hukuku

Şahin Ardıyok ve Bora İkiler Rekabet Hukukunda Türkiye ve Dünyada Yaşanan Gelişmelere Işık Tuttu

Yazar Rekabet regulasyon
  • İdare Hukuku
  • Rekabet Hukuku

“Rekabet Kurulu Birel Nitelikteki Kararlarıyla Geneli Etkileyen Kurallar Koyabilir mi?” – Şahin Ardıyok Bilgi Üniversitesi Rekabet Hukuku Seminerlerinde Ele Alıyor!

Yazar Rekabet Regülasyon

Balcıoğlu Selçuk Eymirlioğlu Ardıyok Keki

Balcıoğlu Selçuk Eymirlioğlu Ardıyok Keki (“BASEAK”) İstanbul’da kurulmuş, hukukun tüm alanlarında hizmet vermekte olan bir hukuk bürosudur. 2007’den beri müvekkillerimize Türkiye’de yürüttükleri faaliyetlerinde ve büyüme planlarında titiz ve güvenilir hukuki çözümler sunmaktayız.

Özel kişilerden, girişimcilere, kuruluş aşamasındaki küçük şirketlerden, devlet kuruluşlarına, orta ve büyük ölçekli özel ve halka açık şirketlerden uluslararası ve küresel holdinglere varıncaya kadar her ölçekten şirketin hukuki ihtiyaçlarına yönelik hizmet vermekteyiz.

Şimdi kayıt olun

Blog yazılarımızı e-posta ile alın.

Kayıt ol

Kategori̇ler

  • Bankacılık
  • Birleşme ve Devralma ve Ortak Girişim
  • Diğer Endüstriler
  • E-Ticaret
  • Elektrikli Araçlar
  • Enerji
  • Finansal Regülasyon
  • Genel
  • Gümrük Hukuku
  • Hakim Durumun Kötüye Kullanılması
  • Hızlı Tüketim Malları
  • Hukuk ve İktisat
  • İdare Hukuku
  • Ilac ve Sağlık
  • İnovasyon
  • Kişisel Verilerin Korunması
  • Maden Hukuku
  • Muafiyet ve Menfi Tespit
  • Otomotiv
  • Pişmanlık Uygulamaları
  • Regülasyonlar
  • Rekabet Hukuku
  • Rekabet İktisadı
  • Rekabet Uyum Programı
  • Rekabete Aykırı Anlaşmalar
  • Suç Gelirlerinin Aklanması ve Terörizmin Finansmanı
  • Telekomünikasyon, Teknoloji ve Medya
  • Uluslararası Ticaret
  • Usul Kuralları ve Cezalar
  • Uyum
  • Yapay Zeka
  • Yerinde İncelemeler
  • Yolsuzluk

© 2026 Dentons

  • © BASEAK 2024
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Kuralları