İçeriğe geç

Tarafından getirildi

logo

Rekabet ve Regülasyon

En yeni haberler, değişiklikler, kararlar, değerlendirmeler…

open menu close menu

Rekabet ve Regülasyon

  • Anasayfa
  • Hakkımızda

AB Rekabet Politikasında Yeni Dönem: 2025 Rekabet Politikası Raporu Üzerine Notlar

Yazar Öykü Gürses
05 Haziran 2026
  • Genel
Share on Facebook Share on Twitter Share via email Share on LinkedIn

5 Mayıs 2026’da yayımlanan Avrupa Komisyonu’nun (“Komisyon”) 2025 Rekabet Politikası Raporu[1] (“Rapor”) ve ona eşlik eden Komisyon Çalışma Belgesi (“Çalışma Belgesi”)[2], Komisyon’un Avrupa Birliği (“AB”) rekabet politikasının son dönemde hangi alanlara odaklandığını ortaya koyar nitelikte. Rapor’da özellikle Komisyon’un merceğini yapay zekâ ve veri yoğun pazarlar, geçit bekçisi (“digital gatekeeper”) davranışları, temiz sanayi geçişi, enerji yoğun sektörlere yönelik devlet desteği, kritik tedarik zincirlerinin dayanıklılığı, üçüncü ülke sübvansiyonları, iş gücü piyasasındaki rekabet kısıtlamaları ve sürdürülebilirlik temelli işbirliklerine kaydırdığı görülüyor.

AB rekabet politikası bu yeni gündeme hangi araçlarla, ne hızda ve hangi yönde cevap üretiyor? Bu yazımızda Komisyon’un 2025 Rekabet Politikası Raporu ve ona eşlik eden Çalışma Belgesi’ni birlikte ele alarak bu sorunun cevabını arıyor, ardından çıkan tablonun Türkiye bakımından ne ifade ettiğini değerlendiriyoruz[3].

Rekabet Politikasının Yeni Pusulası: Temiz, Dijital ve Dayanıklı Bir Ekonomi

Rapor’un en dikkat çekici yönlerinden biri, ilk bakışta birbirleriyle çelişkili görünebilecek sadeleşme ve güçlü uygulama olarak karşımıza çıkan iki hedefin aynı anda sahiplenilmesi. Genellikle daha az müdahale veya daha hafif kurallar anlamına gelebilen sadeleşme, Komisyon’un yaklaşımında aksine daha hızlı, daha öngörülebilir ve daha hedefli müdahale anlamına geliyor. Bu kapsamda Rapor’da, kuralların idari yükleri azaltmak, uyum maliyetlerini düşürmek, hukuki belirliliği artırmak ve kritik yatırımları hızlandırmak amacıyla gözden geçirildiği vurgulanıyor. Bu dikkatli sadeleşme stratejisi, kendisini en somut biçimde devlet yardımları tarafında gösteriyor.

CISAF: Devlet Yardımlarında Temiz Sanayi Dönemi

2025’in öne çıkan başlıklarından biri de kuşkusuz Clean Industrial Deal State Aid Framework (“CISAF”). Komisyon, CISAF’ı yalnızca bir devlet yardımı çerçevesi olarak değil, üye devletlerin temiz sanayi dönüşümünü hızlandırmak için kamu desteklerini daha hedefli, hızlı ve öngörülebilir biçimde kullanmasına imkân tanıyan bir araç olarak konumlandırıyor. Yenilenebilir enerji ve düşük karbonlu yakıtlar, elektrik maliyetlerinden özellikle etkilenen enerji yoğun sanayi kullanıcılarına geçici destek sağlanması, mevcut tesislerin karbonsuzlaştırılması, temiz teknoloji üretim kapasitesinin artırılması, bu teknolojilere talep yaratılması ve temiz sanayi yatırımlarının riskten arındırılması gibi başlıkların tamamında üye devletlere daha hızlı ve hedef odaklı destek imkânı tanıyor. Başka bir ifadeyle CISAF, temiz sanayi desteklerini istisnai ve dağınık müdahaleler olmaktan çıkarıp, Komisyon’un baştan çizdiği sınırlar içinde daha programlı bir destek mimarisine dönüştürüyor.

Nitekim, raporda sağlanan veriler de yıl sonu itibarıyla Komisyon’un beş üye devlet tarafından bildirilen dokuz ulusal tedbire ilişkin sekiz karar kabul ederek toplam yaklaşık 18,4 milyar avroluk destek paketine onay verdiğini gösteriyor. Çalışma Belgesi’ne göre bu tutarın yaklaşık 6,68 milyar avrosu temiz teknoloji üretim kapasitesinin artırılmasına, 11,3 milyar avrosu yenilenebilir enerjinin yaygınlaştırılmasına, 408 milyon avrosu ise karbonsuzlaşma programlarına yönelmiş durumda. Böylelikle CISAF, devlet yardımı denetiminin “yardım verilsin mi?” sorusundan uzaklaşıp “yardım hangi koşullarla AB Tek Pazar’ı bozmadan stratejik dönüşümü hızlandırabilir?” sorusuna kaydığı yeni dönemin sembolü haline geliyor.

Rekabet Hukukunda Hız Arayışı: Dijital çağda eski usuller yeterli mi?

Rekabet Hukuku tarafında Komisyon’un gündemi iki başlıkta toplanıyor: Usul kurallarının modernizasyonu ve hâkim durumun dışlayıcı kötüye kullanılması konusunda daha net bir kılavuz oluşturulması.

Komisyon, 2025 yılında Antlaşma’nın 101 ve 102. Maddelerinde Yer Alan Rekabet Kurallarının Uygulanmasına İlişkin Konsey Tüzüğü’nün (1/2003 sayılı Tüzük) ve Komisyon’un 101 ve 102. Maddeler Kapsamındaki Soruşturma Usullerine İlişkin Tüzüğü’nün (773/2004 sayılı Tüzük) gözden geçirilmesi sürecini başlattı. Bu kurallar AB rekabet hukuku soruşturmalarının usuli çerçevesini oluşturuyor. Ancak bu çerçevenin tasarlandığı dönem ile bugünün dijital ekonomisi arasında ciddi bir fark var. Artık soruşturmalar çok daha büyük veri setleri, karmaşık dijital deliller ve hızla değişen pazar yapılarıyla karşı karşıya.

Bu nedenle Komisyon, bilgi talepleri, yerinde incelemeler, geçici tedbirler, taahhüt kararları, dosyaya erişim ve şikâyet prosedürleri gibi alanlarda süreci hızlandırmaya ve sadeleştirmeye çalışıyor. Komisyon’un 2025 birleşme bilançosu da bu yaklaşımı destekliyor. Yıl içinde 384 birleşme bildirimi alan Komisyon, kararların yüzde 88’ini sadeleştirilmiş usulle sonuçlandırdı. Bu tablo, Komisyon’un işlemlerin büyük çoğunluğunu hızlı biçimde sonuçlandırdığını gösteriyor. Ancak Komisyon’un yoğunlaşmış pazarlar veya stratejik sektörler bakımından ayrıntılı ve müdahaleci incelemelerden de kaçınmadığını da gözlemlemek mümkün.

Buna paralel olarak, Madde 102 kapsamındaki dışlayıcı kötüye kullanmalara ilişkin kılavuz çalışması da hâkim durum içtihadını kodifiye etmeyi, hukuki belirliliği artırmayı ve şirketlere daha operasyonel bir rehberlik sağlamayı amaçlıyor. Korunması gereken kritik denge ise Komisyon’un dijital çağda daha hızlı hareket etme ihtiyacı ile bu hızın savunma hakkı, dosyaya erişim ve usuli güvencelerle birlikte düşünülmesinin gerekliliği olarak karşımıza çıkıyor.

Yeni Araçlar Sahada: DMA ve FSR’nin Uygulama Yılı

2025 Rapor’u klasik rekabet hukuku araçlarının hâlâ güçlü biçimde kullanıldığını ancak bazı sorunların artık daha yapısal araçlar gerektirdiğini gösteriyor. Dijital pazarlarda mesele çoğu zaman tekil bir ihlalden değil, geçit bekçisi konumundaki teşebbüslerin ekosistem üzerindeki sürekli kontrolünden kaynaklanıyor. Yabancı sübvansiyonlarda ise sorun, yalnızca bir işlemin pazar yoğunlaşması yaratması değil, üçüncü ülke desteklerinin işlem koşullarını ve sonrasındaki rekabet dengesini değiştirebilmesi.

Bu nedenle Digital Markets Act (“DMA”) ve Foreign Subsidies Regulation (“FSR”), 2025’te klasik rekabet araçlarının yanına eklenen tamamlayıcı mekanizmalar olarak öne çıktı. DMA tarafında Apple’a anti-steering uygulamaları, Meta’ya ise “consent or pay” modeli nedeniyle verilen cezalar, geçit bekçileri, kullanıcıya erişim ve veri kullanımı üzerindeki kontrolünün artık doğrudan sınırlandığını gösteriyor. Apple’a yönelik birlikte işlerlik kararları, Google’ın medya yayıncılarına ilişkin “site reputation abuse” soruşturması ve AWS ile Microsoft Azure’a yönelik geçit bekçisiincelemeleri ise DMA’nın uygulama alanının uygulama mağazaları ve sosyal ağların ötesine, dijital altyapı katmanlarına doğru genişlediğine işaret ediyor.

FSR tarafında ise 2025’te yapılan 99 yoğunlaşma bildirimi, yabancı mali katkıların artık birleşme ve devralma süreçlerinde ayrı bir uyum başlığına dönüştüğünü gösteriyor. ADNOC/Covestro dosyasında Komisyon, ADNOC’a sağlanan sınırsız devlet garantisi, vergi avantajları ve sermaye artışının yalnızca devralma sürecini değil, işlem sonrasında birleşik teşebbüsün rekabet davranışlarını da etkileyebileceğini değerlendirdi. ADNOC’un sınırsız devlet garantisini kaldırmayı ve Covestro’nun sürdürülebilirlik patentlerini belirli koşullarla paylaşmayı taahhüt etmesi, FSR’nin yalnızca bildirim yükümlülüğü getiren usuli bir düzenleme olmadığını, işlem koşullarını ve piyasa davranışını etkileyebilen maddi sonuçlar doğurabileceğini ortaya koyuyor.

Bütün bu gelişmeler ışığında, 2025 yılını, DMA ve FSR’nin kâğıt üzerindeki yeni düzenlemeler olmaktan çıkıp Komisyon’un günlük uygulama pratiğine yerleşmeye başladığı yıl olarak değerlendirmek yanlış olmayabilir.

Sektörel Nabız ve Rekabet Hukukunun Genişleyen Rolü

DMA ve FSR’nin sahaya inmesi, Komisyon’un araç kutusunun genişlediğini gösterirken, Çalışma Belgesi bu genişlemenin sektörlere nasıl yansıdığını daha görünür kılıyor. Enerji ve çevreden dijital pazarlara, ilaçtan ulaştırma ve konuta kadar farklı alanlarda aynı eğilim öne çıkıyor: Rekabet politikası artık yalnızca ihlalleri gidermek için değil, piyasa dönüşümlerinin yönünü etkilemek için de kullanılıyor.

Rapor ayrıca bu yaklaşımın tüketici refahı üzerindeki etkisini de rakamsallaştırıyor. Komisyon’a göre, 2025 yılında rekabet hukuku ve birleşme kontrolü müdahaleleri sonucunda ilgili pazarlarda ortaya çıkması muhtemel fiyat artışlarının önlenmesi veya rekabetçi baskının korunması sayesinde 12,4 ila 21,9 milyar avro arasında doğrudan ekonomik fayda sağlandı. 2012–2025 döneminde bu etki, AB’de hane başına yıllık yaklaşık 60 – 100 avro tasarrufa karşılık geliyor. Çalışma Belgesi’nde yer verilen modellemeler ise rekabet uygulamalarının orta ve uzun vadede reel AB GSYH’si üzerinde %0,6 ila %1,1 oranında artış etkisi yaratabileceğini gösteriyor.

Türkiye Açısından Uyum, Risk ve Strateji

Bu tablo Türkiye bakımından doğrudan bir mevzuat değişikliği gibi değil, AB pazarına temas eden şirketler ve Türkiye’deki rekabet politikası tartışmaları için güçlü bir yön göstergesi olarak okunmalı. Komisyon’un 2025 yaklaşımı, özellikle yabancı sübvansiyonlar, dijital piyasalar, hâkim durum uygulamaları, birleşme kontrolü ve yeşil sanayi destekleri bakımından Türkiye’de de yakından izlenmesi gereken bir gündem yaratıyor.

İlk olarak, FSR uyumu Türk şirketleri için giderek daha pratik bir mesele haline geliyor. AB’de şirket devralan, ortak girişim kuran veya büyük kamu ihalelerine katılan teşebbüslerin artık yalnızca klasik birleşme kontrolünü değil, kamu destekleri, garantiler, vergi avantajları ve kamu kredileri gibi yabancı mali katkıların FSR kapsamında bildirim veya inceleme konusu olup olmayacağını da değerlendirmesi gerekecek. Bu da özellikle AB pazarında aktif gruplar için daha sistematik bir destek ve finansman kaydı tutulmasını önemli hale getiriyor.

İkinci olarak, dijital piyasalar bakımından AB uygulaması Türkiye’deki olası düzenleme ve uygulama tercihleri için güçlü bir referans olmaya devam edecek. DMA kapsamında Apple, Meta, Google, Amazon ve Microsoft gibi geçit bekçilerine yönelik müdahaleler, dijital platform düzenlemelerinde yalnızca kural tasarımının değil, uygulamanın kapsamı ve hızı bakımından da dikkate alınması gereken bir örnek sunuyor.

Üçüncü olarak, Komisyon’un Madde 102 ve birleşme kontrolü alanındaki güncelleme çalışmaları Türkiye bakımından da önemli sinyaller veriyor. Kendini kayırma (“self-preferencing”), veri erişimi, birlikte işlerlik, ekosistem gücü, inovasyon ve potansiyel rekabet gibi başlıkların hem hâkim durumun kötüye kullanılması dosyalarında hem de birleşme analizlerinde daha fazla görünür hale gelmesi beklenebilir.

Son olarak, yeşil sanayi ve devlet yardımları başlığı Türkiye için dolaylı ama güçlü etkiler yaratabilir. AB’nin temiz teknoloji üretimini, yenilenebilir enerjiyi ve karbonsuzlaşmayı rekabet hukuku disiplini içinde desteklemesi, AB pazarına entegre Türk şirketleri ve tedarik zincirleri açısından yakından takip edilmesi gereken bir dönüşüme işaret ediyor.

Sonuç

Sonuç olarak Rapor, AB rekabet politikasında yönün artık daha net çizildiğini gösteriyor. Komisyon, rekabet hukukunu yalnızca ihlallere tepki veren bir araç olarak değil, dijital, yeşil ve jeopolitik dönüşümlerin doğurduğu yeni piyasa sorunlarına daha erken ve daha hedefli müdahale eden bir politika zemini olarak kullanmak istiyor. Türkiye bakımından da asıl mesaj burada yatıyor. AB’deki bu dönüşüm, uzaktan izlenecek bir gelişme değil, AB pazarıyla temas eden şirketlerin uyum programları, işlem stratejileri ve düzenleyici kurumların politika gündemi açısından hangi başlıkların önümüzdeki dönemde daha fazla önem kazanacağını gösteren bir yol haritası niteliğinde.


[1]2025 Rekabet Politikası Raporu (Report on Competition Policy 2025), https://competition-policy.ec.europa.eu/document/download/a8e84d54-af12-4f60-9361-2b7638ac2de2_en?filename=annual-competition-report_2025_report_part1_EN.pdf, Son erişim tarihi: 14.05.2026

[2] 2025 Komisyon Çalışma Belgesi (Commission Staff Working Document 2025), 0011426b-7b98-49aa-ba0f-a728544af722_en. Son erişim tarihi: 14.05.2026

[3] AB rekabet hukukundaki bu dönüşümün Türkiye’ye yansımaları için bkz: Cansu Peker, Değişmeyen Tek Şey Değişimin Kendisidir: Türkiye, AB Rekabet Dönüşümüne Ne Kadar Uyumlu?,  https://www.rekabetregulasyon.com/degismeyen-tek-sey-degisimin-kendisidir-turkiye-ab-rekabet-donusumune-ne-kadar-uyumlu/, Son erişim tarihi: 14.05.2026.

Share on Facebook Share on Twitter Share via email Share on LinkedIn
Şimdi kayıt olun
Son blog yazılarımızı e-posta ile alın.
Gönder
AB rekabet politikası 2025, Apple anti-steering, Avrupa Komisyonu rekabet raporu, Clean Industrial Deal State Aid Framework, devlet yardımı, Digital Markets Act, dışlayıcı kötüye kullanım, Foreign Subsidies Regulation, geçit bekçisi, kendini kayırma, Madde 102, Meta consent or pay, yabancı sübvansiyon
Öykü Gürses

Öykü Gürses

İLGILI MAKALELER

  • Genel

Ortak Av. Şahin Ardıyok Galatasaray Üniversitesi’nde Düzenlenecek Çalıştayda Rekabet Hukukundaki Güncel Gelişmeleri Ele Alıyor!

Yazar Rekabet regulasyon
  • Genel

Kişisel verileri korumak için şirketinizi karantinaya alır mıydınız?

Son günlerden gündemi en çok meşgul eden konuların başında Coronavirus geliyor. Yaklaşık 2 aydır adını sıklıkla duyduğumuz hatta günlük yaşamımızı […]

Yazar Burak Aytekin
  • Genel

Spread the Word: Retail Minus is Recognized by the TCA

It is well-known fact that the infrastructure and transaction costs are quite high for the undertakings who operates in the […]

Yazar Şahin Ardıyok and Sercan Sağmanlıgil

Balcıoğlu Selçuk Eymirlioğlu Ardıyok Keki

Balcıoğlu Selçuk Eymirlioğlu Ardıyok Keki (“BASEAK”) İstanbul’da kurulmuş, hukukun tüm alanlarında hizmet vermekte olan bir hukuk bürosudur. 2007’den beri müvekkillerimize Türkiye’de yürüttükleri faaliyetlerinde ve büyüme planlarında titiz ve güvenilir hukuki çözümler sunmaktayız.

Özel kişilerden, girişimcilere, kuruluş aşamasındaki küçük şirketlerden, devlet kuruluşlarına, orta ve büyük ölçekli özel ve halka açık şirketlerden uluslararası ve küresel holdinglere varıncaya kadar her ölçekten şirketin hukuki ihtiyaçlarına yönelik hizmet vermekteyiz.

Şimdi kayıt olun

Blog yazılarımızı e-posta ile alın.

Kayıt ol

Kategori̇ler

  • Bankacılık
  • Birleşme ve Devralma ve Ortak Girişim
  • Diğer Endüstriler
  • E-Ticaret
  • Elektrikli Araçlar
  • Enerji
  • Finansal Regülasyon
  • Genel
  • Gümrük Hukuku
  • Hakim Durumun Kötüye Kullanılması
  • Hızlı Tüketim Malları
  • Hukuk ve İktisat
  • İdare Hukuku
  • Ilac ve Sağlık
  • İnovasyon
  • Kişisel Verilerin Korunması
  • Maden Hukuku
  • Muafiyet ve Menfi Tespit
  • Otomotiv
  • Pişmanlık Uygulamaları
  • Regülasyonlar
  • Rekabet Hukuku
  • Rekabet İktisadı
  • Rekabet Uyum Programı
  • Rekabete Aykırı Anlaşmalar
  • Suç Gelirlerinin Aklanması ve Terörizmin Finansmanı
  • Telekomünikasyon, Teknoloji ve Medya
  • Uluslararası Ticaret
  • Usul Kuralları ve Cezalar
  • Uyum
  • Yapay Zeka
  • Yerinde İncelemeler
  • Yolsuzluk

© 2026 Dentons

  • © BASEAK 2024
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Kuralları