2026’yı futbol açısından yalnızca sahadaki sonuçlarla hatırlamayacağımız şimdiden belli. Dünya Kupası biletlerinin nasıl fiyatlandırıldığı, kulüplerin futbolcu istihdamı konusunda birbirleriyle yaptığı anlaşmalar, uluslararası transfer sisteminin baştan kurulması ve menajerlik kurallarının denetlenmesi, yılın ilk yedi ayında hem futbol hem rekabet hukuku çevrelerinde tartışıldı. Bu dosyaları bir arada ele aldığımızda ortak bir eksen görüyoruz: spor federasyonlarının ikili konumu. FIFA ve UEFA bir yandan futbolun kurallarını koyuyor, diğer yandan bu kuralların uygulandığı ekonomik alanların işleyişi ve bu alanlara erişim üzerinde belirleyici bir etkiye sahip oluyor.
Bu yazıda söz konusu altı dosyayı tarih sırasıyla ele almak istiyoruz: 2026 Dünya Kupası biletlerine ilişkin şikâyet ve soruşturmalar, Şubat ayındaki Avrupa Süper Ligi anlaşması, Nisan ayındaki Tondela kararı, Haziran ayında Diarra sonrasında kabul edilen transfer reformu ve Temmuz ayında verilen ROGON ile RRC Sports kararları. Peşinen söyleyelim: aşağıda anlatacağımız dosyaların hiçbirinde kesinleşmiş bir ihlal tespiti bulunmuyor. Şikâyet aşamasında olanlar da var, ön karar niteliğinde olup nihai değerlendirmeyi ulusal mahkemelere bırakanlar da. Topun büyük ölçüde ulusal mahkemelerde olduğunu baştan not edelim.
Bir Bilet Fiyatı Ne Zaman Rekabet Hukuku Meselesine Dönüşür?
Dünya Kupası biletlerinin pahalı olması ilk bakışta tüketici hukukunu ilgilendiren bir mesele gibi görünüyor. Yüksek fiyatlar, koltuk bilgilerindeki belirsizlik veya tüketiciyi hızlı karar vermeye yönelten satış yöntemleri, çoğu hukuk düzeninde haksız ticari uygulamalar başlığı altında değerlendiriliyor. Dünya Kupası’nı bu çerçevenin dışına taşıyan şeyin ne olduğunu sorduğumuzda ise cevabı ikame edilebilirlik (substitutability) kavramında buluyoruz.
Taraftar, aynı final maçını daha düşük bir bedelle sunan başka bir organizatöre gidemiyor. Başka bir tarihte düzenlenecek eşdeğer bir finali tercih edemiyor. Fiyat yükseldiğinde talebini kaydırabileceği bir ürün bulunmuyor. Rekabet iktisadının diliyle söylersek, ilgili ürün pazarının tek bir etkinliğe kadar daraldığını görüyoruz.
Buna bir de arz tarafındaki yapıyı eklediğimizde tablo netleşiyor. Turnuvayı düzenleyen FIFA aynı zamanda bilet arzını, satış dönemlerini ve fiyatlandırma yöntemini belirliyor; resmî yeniden satış platformunu da kendisi işletiyor. Dolayısıyla tartışmanın yalnızca fiyat seviyesiyle sınırlı kalmadığını, tüketicinin alternatifinin son derece sınırlı olduğu bir alanda ekonomik gücün nasıl kullanıldığı sorusuna uzandığını görüyoruz.
24 Mart: Komisyon’a Giden Şikâyet ve İki Zarar Teorisi
Football Supporters Europe ile Euroconsumers, 24 Mart 2026 tarihinde FIFA hakkında Avrupa Komisyonu’na resmî şikâyette bulundu. Şikâyet, hâkim durumun kötüye kullanılmasını yasaklayan Avrupa Birliği İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın 102. maddesine ve Avrupa Ekonomik Alanı Anlaşması’nın 54. maddesine dayanıyor.[1]Şikâyetçilere göre FIFA, Dünya Kupası biletlerinin birincil satışındaki tekel konumunu yüksek fiyatlar ve şeffaf olmayan satış koşulları uygulamak için kullanıyor. Bunların iddia aşamasında olduğunu ve Komisyon tarafından verilmiş bir karar bulunmadığını hatırlatalım.
İddiaların en görünür kısmını fiyatlar oluşturuyor. Şikâyette final maçının halka açık en ucuz biletinin 4.185 dolara ulaştığı, bu tutarın 2022 Dünya Kupası finalindeki en ucuz biletin yaklaşık yedi katı olduğu belirtiliyor. FIFA’nın daha önce duyurduğu 60 dolarlık grup maçı biletlerinin ise fiilen çok sınırlı sayıda kaldığı, halka açık satışta grup maçlarındaki en düşük fiyatın 140 dolar düzeyinde seyrettiği ileri sürülüyor. Bu karşılaştırmaların hangi kategoriler üzerinden yapıldığına dikkat etmemiz gerekiyor: aynı dosyada finalde üst segment biletlerin 8.680 dolara kadar çıktığı da belirtiliyor.[2]
Dosyanın yalnızca fiyat seviyesine dayanmadığını da görüyoruz. Şikâyetçiler, talebe bağlı dinamik fiyatlandırmanın (dynamic pricing) Dünya Kupası’nda ilk kez uygulandığını ve yeterince şeffaf yürütülmediğini savunuyor. Fiyatların hangi ölçütlere göre değiştiği, belirli kategorilerde kaç bilet kaldığı ve aynı biletin sonraki satış dönemlerinde hangi bedelle sunulacağı konusunda tüketicilerin bilgilendirilmediği iddia ediliyor.[3] Yanıltıcı başlangıç fiyatları, baskı yaratan satış teknikleri, karanlık kalıplar (dark patterns), koltuk konumlarındaki belirsizlik ve sınırlı iade imkânları da dosyada yer alıyor.[4] Resmî yeniden satış platformunda satıcıdan yüzde 15, alıcıdan yüzde 15 komisyon alınması ayrıca eleştiriliyor; böylece aynı biletin bir kez daha el değiştirmesinden doğan toplam yükün yüzde 30’a çıktığını hesaplayabiliyoruz.[5]
Rekabet hukuku açısından burada iki muhtemel zarar teorisi öne çıkıyor. İlki, aşırı fiyatlar ve yüksek komisyonlar üzerinden kurulabilecek sömürücü kötüye kullanma (exploitative abuse) iddiası. Ancak Avrupa Birliği hukukunda bir fiyatın yalnızca yüksek olmasının ihlal tespiti için yeterli olmadığını biliyoruz. United Brands içtihadından bu yana aranan ölçüt, fiyat ile sunulan hizmetin ekonomik değeri arasında aşırı bir fark bulunduğunun ve uygulanan bedelin adaletsiz olduğunun ortaya konmasıdır.[6] İkinci teori ise yeniden satış kanalının yapısıyla ilgili. FIFA tüketicileri üçüncü taraf platformlardan uzaklaştırıp kendi platformunu fiilen zorunlu kanal hâline getiriyorsa, alternatif satış kanallarının dışlanması ile yüksek komisyonu aynı davranış bütününün parçaları olarak okumak mümkün hâle geliyor. Olası bir incelemede yalnızca bilet fiyatına değil, bilet arzının, satış koşullarının ve yeniden satış pazarının aynı elde toplanmasının toplam etkisine bakılmasını bekleyebiliriz.[7]
Atlantik’in Öte Yakasında Aynı Davranış, Farklı Hukuk Dalı
Şikâyetin ardından FIFA’nın bilet uygulamaları ABD’de de incelemeye alındı. New York ve New Jersey başsavcıları 27 Mayıs 2026 tarihinde müşterek celp gönderdi; Kaliforniya ve Teksas makamları da Mayıs ve Haziran aylarında koltuk kategorileri, fiyatlar, satış yöntemi ve tüketicilere sunulan bilgilerin doğruluğu hakkında süreç başlattı. Bu süreçlerin henüz bir yaptırım aşamasına ulaşmadığını da not edelim.[8]
Burada dikkatimizi çeken şey, aynı davranışın iki yakada farklı hukuk dallarından okunması. ABD’deki süreçler esas olarak tüketicinin korunması mevzuatına, Teksas örneğinde aldatıcı ticari uygulamalar kanununa dayanıyor; Avrupa’daki dosya ise rekabet hukuku zemininde yürüyor. Buna karşılık her iki tarafta da soruların benzer noktalarda toplandığını görüyoruz: fiyat nasıl belirlendi, bilet arzı nasıl yönetildi, tüketiciye ne söylendi.
Bu ayrımın pratikte fark yaratabileceğini de ekleyelim. Tüketici hukuku araçları tipik olarak aldatıcı uygulamanın durdurulmasına, bilgilendirme yükümlülüklerine ve tüketiciye iadeye yöneliyor. Rekabet hukuku ise davranışın piyasa yapısından kaynaklandığı varsayımıyla hareket ettiği için satış ve yeniden satış kanallarının işleyişine dönük yükümlülükleri ve idari para cezasını gündeme getirebiliyor. Aynı olgu setinin iki farklı araç kutusuyla ele alınmasının, önümüzdeki dönemde karşılaştırmalı olarak izlenmeye değer olduğunu düşünüyoruz.
Dinamik Fiyatlandırma Tartışması Dünya Kupası’nı Aşıyor
Sürecin ilerleyen aşamasında tartışmanın tek bir turnuvanın sınırlarını aştığını görüyoruz. Football Supporters Europe ve Euroconsumers, Avrupa Birliği’nin hazırlık aşamasındaki Digital Fairness Act düzenlemesi kapsamında canlı etkinliklerde dinamik fiyatlandırmanın yasaklanmasını talep etti. Bu talep Haziran ayının son haftasında kamuoyuna taşındı, Temmuz ayında yinelendi.[9] Konunun Mart ayında bir yazılı soruyla Avrupa Parlamentosu gündemine de girdiğini ekleyelim.[10]
Bu kuruluşların dinamik fiyatlandırmayı her pazarda hukuka aykırı saymadığını belirtelim. Dayandıkları ayrım şu: futbol maçları ve konserler, olağan rekabetçi pazarlardan farklı olarak tek tarihe ve tek organizatöre bağlı. Uçak bileti pahalıysa başka bir saatte uçmak, otel fiyatı yükseldiğinde başka bir otele geçmek mümkün; havayolu ve konaklama sektörlerinde dinamik fiyatlandırmanın yıllardır tartışma yaratmadan uygulanabilmesinin arkasında da bu ikame imkânı yatıyor. Dünya Kupası finalinin ise başka bir tarihi veya başka bir organizatörü bulunmuyor. Henüz kabul edilmiş bir yasaktan söz etmediğimizi, ancak bilet fiyatlarıyla başlayan tartışmanın daha genel bir dijital tüketici düzenlemesi meselesine dönüştüğünü kaydedelim.
Bilet dosyası futbol ekonomisinin tüketici tarafındaki pazar gücünü gündeme getirirken, 2026’nın diğer gelişmeleri federasyonların turnuvalar, kulüpler, futbolcular ve menajerler üzerindeki düzenleme yetkisine odaklandı. Bu dosyalara da tarih sırasıyla bakmayı sürdürelim; ilk durağımız Avrupa Süper Ligi uyuşmazlığı.
11 Şubat: Süper Lig Dosyası Mahkeme Yerine Masada Kapanıyor
Süper Lig dosyasının rekabet hukuku bakımından temelini, Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın (ABAD) 21 Aralık 2023 tarihli European Superleague kararı oluşturuyor.[11] Divan bu kararda FIFA ve UEFA’nın yeni turnuvaları önceden izne tabi tutmasını tek başına hukuka aykırı saymadı. Buna karşılık hem turnuva düzenleyen hem de potansiyel rakiplerin pazara girişine karar veren federasyonların sınırsız bir takdir yetkisine sahip olamayacağını belirtti. Kararın ifadesiyle bu yetki, doğurduğu çıkar çatışması (conflict of interest) riski nedeniyle “transparent, objective, non-discriminatory and proportionate” olmasını güvence altına alan ölçütlere bağlanmak zorunda; bu ölçütlerin bulunmaması hem kartel yasağı hem de hâkim durumun kötüye kullanılması yasağı bakımından sorun doğuruyor.[12] Kararın bu yönünü akılda tutmamız gerekiyor, çünkü 2026’daki gelişmeyi anlamlı kılan çerçeveyi kuran metin bu.
Uyuşmazlığın 2026’daki gelişmesi ise yeni bir yargı kararı değil, taraflar arasındaki bir prensip anlaşması oldu. UEFA, European Football Clubs ve Real Madrid 11 Şubat 2026 tarihinde bir anlaşma çerçevesine ulaştıklarını açıkladı. Açıklamaya göre çerçeve sportif liyakat, kulüplerin uzun vadeli sürdürülebilirliği ve taraftar deneyimi gibi başlıklara dayanıyor; Süper Lig’e ilişkin hukuki uyuşmazlıkların bu prensiplerin uygulanmasının ardından çözülmesi öngörülüyor.[13] Bu nedenle dosyanın kesin olarak kapandığını söylemek yerine, tarafların uyuşmazlıkları sona erdirmeyi amaçlayan bir çerçeveye vardığını belirtmenin daha doğru olacağını düşünüyoruz.
Anlaşmanın hukuki sonuçlarını değerlendirdiğimizde iki ayrı düzlemi ayırmamız gerekiyor. Uzlaşma, Süper Lig projesi kapsamında ileri sürülen ve basında yaklaşık 4 milyar dolar olarak yer alan tazminat talepleri hakkında yeni bir içtihat oluşmasını engelleyebilir.[14] Buna karşılık ABAD’ın 2023 tarihli kararında ortaya koyduğu standart yerinde duruyor: federasyonlar ortak kurallar koyabilir, ancak bu kurallar rakip organizasyonların pazara girişini federasyonların serbest takdirine bırakamaz.
30 Nisan: Pandemi Koşullarında Kurulan Bir Ayartmama Anlaşması
Süper Lig dosyası federasyonların rakip organizasyonlar üzerindeki gücünü ele alırken, Tondela kararı doğrudan kulüpler arasındaki koordinasyona ve futbolcuların işgücü piyasasındaki konumuna bakıyor. Kararın geçmişi Covid-19 salgınına uzanıyor. Portekiz profesyonel ligleri 2020 yılında askıya alındığında sezonun ne zaman tamamlanacağı belirsizdi ve bazı futbolcuların sözleşmeleri normal sezon sona ermeden bitecekti. Bu ortamda birinci ve ikinci lig kulüpleri, pandemi veya sezonun uzatılmasıyla bağlantılı gerekçelerle sözleşmesini tek taraflı fesheden futbolcuları işe almama konusunda anlaştı. Portekiz Rekabet Otoritesi bu anlaşmanın kartel yasağını ihlal ettiğine karar verdi; kulüpler ile Portekiz Profesyonel Futbol Ligi kararı Rekabet, Düzenleme ve Denetim Mahkemesi önünde temyiz etti ve mahkeme ABAD’a ön karar başvurusunda bulundu. Yani karşımızda, bir rekabet otoritesi kararının yargısal denetimi sırasında Divan’a taşınan bir soru buluyoruz.[15]
ABAD, 30 Nisan 2026 tarihli kararında düzenlemenin bir ayartmama anlaşmasına (no-poach agreement) eşdeğer olduğunu belirtti.[16] Divan’ın ifadesiyle söz konusu anlaşma, “a manifest restriction of a competitive parameter which plays an essential role in high-level sport” oluşturuyor ve kulüplerin insan kaynağı olan oyuncuların “alım bedeli” üzerinde dolaylı ve potansiyel bir etki doğurabiliyor.[17]
Bu değerlendirmeyi iktisadi açıdan okuduğumuzda karşımıza çıkan kavram monopsoni gücü (monopsony power). Oyuncu istihdamı profesyonel futbolun temel rekabet parametrelerinden biri; kulüpler belirli futbolcuları işe almama konusunda anlaştığında futbolcunun başka işverenlere hizmet sunma imkânı ve pazarlık gücü daralıyor, bu da ücretler üzerinde dolaylı bir baskı yaratabiliyor.[18] Divan’ın bu tespitinden hareketle ayartmama anlaşmalarının kural olarak amaç bakımından rekabeti kısıtlayıcı (restriction by object) sayılabileceğini söyleyebiliriz.[19]
Kararın dikkat çeken yönü, ABAD’ın somut bağlamı ayrıca değerlendirmesi oldu. Covid-19 salgını olağan bir piyasa koşulu değildi; sezon devam ederken kadroların önemli ölçüde değişmesi müsabakaların sportif dengesini etkileyebilirdi. Burada Divan’ın iki amacı yan yana koyduğunu görüyoruz. Divan, anlaşmanın işe alımda rekabete aykırı bir amaç taşımakla birlikte, sezonun yeniden başlaması hâlinde kadro istikrarını sağlamaya yönelik olarak rekabet bakımından nesnel şekilde olumlu bir amaç da güttüğünü kaydetti.[20]
Bunun ayartmama anlaşmalarına genel bir istisna getirmediğini vurgulamamız gerekiyor. Divan, müsabakaların düzenliliğinin sağlanmasını prensip olarak meşru bir kamu yararı amacı saymakla birlikte, nihai değerlendirmeyi Portekiz mahkemesine bıraktı. O mahkemenin anlaşmanın süresini, kapsamını ve kabul edildiği olağanüstü koşulları incelemesi, meşru amaca daha az sınırlayıcı bir yöntemle ulaşılıp ulaşılamayacağını değerlendirmesi ve anlaşmanın elverişli, gerekli ve dar anlamda orantılı olduğunu tespit etmesi gerekiyor.[21] Kararın mesajının iki yönlü olduğunu söyleyebiliriz: kulüpler çalışan hareketliliğini birlikte sınırladığında kartel yasağı gündeme geliyor, fakat ihlalin amaç bakımından kurulup kurulmadığı belirlenirken sporun yapısı ve somut ekonomik bağlam tamamen göz ardı edilmiyor.
Diarra’dan Transfer System 2027’ye: Bir Sistemin Yeniden Kurulması
Haziran ayındaki gelişmeleri anlamak için 4 Ekim 2024 tarihli Diarra kararına dönmemiz gerekiyor.[22] FIFA düzenlemelerine göre sözleşmesini haklı sebep olmaksızın fesheden futbolcunun yeni kulübü belirli koşullarda tazminattan müteselsilen sorumlu tutulabiliyor, yeni kulübün sözleşme ihlaline sebebiyet verdiği yönünde karine uygulanabiliyor ve uyuşmazlık sürerken Uluslararası Transfer Sertifikası verilmeyebiliyordu. Belçika’daki Mons İstinaf Mahkemesi bu kuralların işçilerin serbest dolaşımı ve rekabet kurallarıyla uyumlu olup olmadığını ABAD’a sordu.[23] Divan, kuralların farklı üye devletlerdeki kulüpler arasındaki rekabeti “in a generalised and drastic manner” kısıtlamaya elverişli olduğunu ve fiilen kulüpler arasındaki ayartmama anlaşmalarına karşılık geldiğini tespit etti; kararın ifadesiyle bu düzen ulusal ve yerel pazarların yapay biçimde bölünmesi sonucunu doğuruyordu.[24] FIFA kararın ardından geçici bir çerçeve yayımladı, ancak sistemin kalıcı biçimde yeniden düzenlenmesi Haziran 2026’yı buldu.[25]
Lassana Diarra, ABAD kararının ardından FIFA ve Belçika Futbol Federasyonuna karşı tazminat talebinde bulunmuştu. FIFA 8 Haziran 2026 tarihinde hukuki süreçlerin uzlaşmayla sona erdiğini açıkladı; açıklamaya göre FIFA herhangi bir sorumluluk kabul etmedi ve tazminat niteliğinde bir ödeme yapmadı, anlaşmanın diğer koşulları paylaşılmadı.[26] Bu uzlaşmanın Diarra’nın bireysel uyuşmazlığını sona erdirdiğini, ancak kararın transfer sistemine ilişkin sonuçlarını ortadan kaldırmadığını görüyoruz.
Uzlaşmadan iki gün sonra, 10 Haziran 2026 tarihinde FIFA Konseyi Bürosu yeni Oyuncuların Statüsü ve Transferleri Talimatı’nı onayladı; ana değişikliklerin 1 Ocak 2027’de yürürlüğe girmesi planlanıyor.[27] FIFA yeni çerçevenin Diarra kararında belirlenen objektiflik, şeffaflık, ayrımcılık yapmama ve orantılılık ilkelerine uygun olduğunu ifade ediyor. Bunun FIFA’nın kendi değerlendirmesi olduğunu ve kuralların Avrupa Birliği hukukuna uygunluğunun ileride yargısal incelemeye konu olabileceğini not etmemiz gerekiyor.
Yeni sistemde Uluslararası Transfer Sertifikası’nın beş gün içinde düzenlenmesi öngörülüyor; eski kulüp sözleşmeden kaynaklanan mali taleplerini sürdürebilecek, ancak bu talepler futbolcunun yeni kulübünde tescil edilmesini engellemeyecek.[28] Böylece iki süreç — idari tescil ile sözleşmesel tazminat — birbirinden ayrılıyor. Eski kulüp alacağını ilgili uyuşmazlık çözüm mercileri önünde arayabilecek, fakat bu uyuşmazlık futbolcunun çalışmaya başlamasını otomatik olarak durdurmayacak. Sözleşmelerde tasfiye edilmiş zarar (liquidated damages) veya çıkış bedeli öngörülmesi teşvik ediliyor; önceden belirlenmiş bir tutar yoksa tazminat isteyen tarafın uğradığı mali zararı ortaya koyması gerekecek.[29] Kadro dışı bırakma, futbolcuyu takımdan ayrı çalıştırma, pasaporta el koyma ve tescil işlemlerini baskı aracı olarak kullanma gibi uygulamaların açıkça yasaklanması da öngörülüyor. Bu son grubun, Diarra kararının işçilerin serbest dolaşımına ilişkin boyutuyla doğrudan bağlantılı olduğunu söyleyebiliriz.[30]
Reformun rekabet hukuku açısından dikkat çeken yönlerinden birinin hazırlanma yöntemi olduğunu söyleyebiliriz. Yeni kurallar FIFA’nın tek taraflı düzenlemesi olarak değil; oyuncuları temsilen FIFPRO, kulüpleri temsilen European Football Clubs ve ligleri temsilen World Leagues Association ile yürütülen, UEFA ve CONMEBOL’ün de katıldığı müzakerelerin sonucu olarak sunuluyor.[31] Aynı gün imzalanan Mutabakat Zaptı kapsamında, FIFA tarafından yönetilecek ve oyuncu, kulüp ve lig temsilcilerini bir araya getirecek bir Küresel Sosyal Diyalog Platformu kuruldu.[32] Bu yapının FIFA’nın gelecekte kolektif pazarlık (collective bargaining) yaklaşımına dayanmasına imkân sağlayabileceğini görüyoruz. Buna karşılık bir düzenlemenin sosyal diyalog ürünü olarak tanımlanmasının tek başına kartel yasağından muafiyet sağlamadığını, temsilcilerin bağımsızlığının, müzakerenin kapsamının ve taraflar arasındaki güç dengesinin ayrıca incelenmesi gerektiğini de hatırlatalım.
Mutabakat Zaptı aynı zamanda FIFPRO ile bölgesel kuruluşlarının FIFA’ya karşı yürüttüğü bazı hukuki süreçlerden çekilmesini ve üye sendikalarını Justice for Players tarafından yürütülen toplu davadan uzak durmaya çağırmasını öngörüyor. Bu düzenlemenin 2025 yılında başlatılan toplu davayı nasıl etkileyeceği henüz belli değil. Vakıf, yaklaşık 100.000 futbolcunun eski transfer kurallarından etkilenmiş olabileceğini ve Compass Lexecon’un ön analizine göre futbolcuların kariyerleri boyunca ortalama yüzde 8 daha az gelir elde ettiğini ileri sürüyor; bunların mahkeme tarafından kabul edilmiş tespitler değil, davacı tarafın dayandığı tahminler olduğunu belirtmemiz gerekiyor.[33] Kısacası reform gelecekte uygulanacak kuralları değiştiriyor, eski düzenlemelerden doğduğu ileri sürülen zararlara ilişkin tazminat tartışmasını ise kendiliğinden sona erdirmiyor.
9 Temmuz: Federasyonun Yetkisi Üyelerinin Ötesine Uzandığında
Haziran ayındaki reform transfer sisteminin bütününü ele alırken, Temmuz ayında verilen iki karar daha dar bir pazara, menajerlik hizmetlerine odaklandı. ROGON dosyasında Alman Futbol Federasyonu’nun (DFB) 2015 yılında kabul ettiği menajerlik kuralları incelendi.[34] Kurallar doğrudan kulüplere ve futbolculara hitap ediyordu; buna karşılık kayıt zorunluluğu, belirli transferlerde öngörülen komisyon sınırlamaları, küçüklerin temsiline ilişkin hükümler ve ödeme bilgilerinin açıklanması gibi düzenlemeler menajerlerin ekonomik faaliyetini etkiliyordu. ROGON ve diğer davacılar kuralların kartel yasağına aykırı olduğunu ileri sürdü, Alman Federal Yüksek Mahkemesi (Bundesgerichtshof) da ABAD’a ön karar başvurusunda bulundu.[35] Kuralların muhatabı ile ekonomik etkisinin farklı kişilerde toplandığını görüyoruz: kural kulübe hitap ediyor, faturayı menajer ödüyor.
ABAD, Wouters ve Meca-Medina kararlarında geliştirilen meşru amaç yaklaşımının, federasyon üyesi olmayan üçüncü kişileri etkileyen kurallara da prensip olarak uygulanabileceğini kabul etti. Kararın ifadesiyle istisna, üyelerine hitap etmekle birlikte “the use of the services of third-party undertakings not belonging to that federation, such as players’ agents” konusunu düzenleyen federasyon kurallarına da belirli koşullarda uygulanabiliyor.[36] Yani bir federasyonun kuralları futbol ekosisteminde hizmet sunan menajerleri de etkileyebiliyor ve bu durumun kuralları otomatik olarak rekabet hukukuna aykırı hâle getirmediğini de belirtelim.
Ancak Divan’ın bu istisnayı iki koşula bağladığını görüyoruz. Düzenlemenin öncelikle amaç bakımından rekabeti kısıtlayıcı olarak nitelendirilmemesi, ayrıca meşru bir kamu yararı amacına dayanması ve bu amaç ışığında dar anlamda uygun, gerekli ve orantılı olması gerekiyor. Divan bu koşulların somut olayda titizlikle incelenmesi gerektiğini vurguladı: kararın ifadesiyle söz konusu kuralların bu iki testi karşıladığından “in concrete terms” emin olunması şart.
Nihai değerlendirme Alman Federal Yüksek Mahkemesine ait. Bu nedenle ROGON kararının DFB’nin bütün kurallarının hukuka uygun olduğu sonucunu içermediğini, Divan’ın yalnızca ulusal mahkemenin uygulayacağı çerçeveyi ortaya koyduğunu söyleyebiliriz.[37] Genç oyuncuların korunması, çıkar çatışmalarının önlenmesi ve mesleki etik standartların belirlenmesi meşru amaçlar olabilir; buna karşılık bu amaçlarla kurulan sistem menajerlerin pazara girişini gereksiz biçimde zorlaştırıyor veya mevcut aktörlere koruma sağlıyorsa orantılılık koşulunun karşılanmayabileceğini görüyoruz.[38] Değerlendirmenin şeytanın ayrıntıda gizli olduğu bir alana taşındığını burada net biçimde görüyoruz.
16 Temmuz: İki Aylık Pencere ve Yerleşiklerin Avantajı
ROGON federasyonların üçüncü kişilere yönelik düzenleme yetkisini prensip olarak kabul ederken, bir hafta sonra verilen RRC Sports kararı FIFA Futbol Menajerleri Yönetmeliği’nin on üç somut hükmüne yakından baktı.[39] Uyuşmazlık kartel yasağını, hâkim durumun kötüye kullanılmasını, hizmet sunma serbestisini ve kişisel verilerin korunmasını aynı dosyada bir araya getirdi; böylece tek bir başvuruda dört ayrı hukuki rejimi bir arada görüyoruz.[40] Bir Alman futbol menajeri ile yönettiği RRC Sports şirketi bu hükümlerin uygulanmasının yasaklanmasını talep etti; davaya bakan Mainz Eyalet Mahkemesi ABAD’a başvurdu.[41]
Divan nihai değerlendirmelerin önemli bölümünü Mainz Eyalet Mahkemesine bıraktı. Bununla birlikte bir hüküm hakkında açık bir tespit yaptı. Münhasır temsil sözleşmesi bulunan bir futbolcuya rakip menajerler ancak mevcut sözleşmenin sona ermesinden önceki iki aylık dönemde yaklaşabiliyor, mevcut menajer ise aynı sınırlamaya tabi değildi. Divan bu kuralın kartel yasağıyla her hâlükârda bağdaşmaz göründüğünü belirtti; kararın ifadesiyle söz konusu düzenleme “appears, in any event, to be incompatible with the prohibition on cartels”.[42] Kuralın hâlihazırda münhasır sözleşmeye sahip menajerlere sağladığı avantajın bu değerlendirmede etkili olduğunu görüyoruz. İktisadi olarak bakıldığında burada bir yerleşik avantajı (incumbency advantage) ve buna bağlı giriş engeli (barriers to entry) sorunu bulunuyor: yeni bir menajerin müşteriye yaklaşabileceği zaman aralığı yılın on ayında kapalıysa, rekabetin fiilen iki aya sıkıştığını söyleyebiliriz.
Kararın hâkim duruma ilişkin bölümü de dikkat çekiyor. Divan’a göre FIFA’nın konumu değerlendirilirken klasik pazar paylarına bakılması yeterli olmayabilir. Kararda FIFA’nın uluslararası transferlerde menajerlik hizmetleri pazarında ve futbolcu ile teknik direktörlerin istihdam pazarında hâkim durumda kabul edilebileceği, bu konumun ise onun bu pazarlara ilişkin kural koyma, lisans verme, denetleme ve yaptırım uygulama yetkilerinden kaynaklandığı belirtiliyor: “a position resulting from the regulatory, supervisory and sanctioning power it exercises in respect of those markets”.[43] Yani düzenleyici yetkinin kendisini bir piyasa gücü kaynağı olarak okuduğunu görüyoruz. FIFA’nın hâkim durumda bulunup bulunmadığı ve varsa bu konumunu kötüye kullanıp kullanmadığı konusundaki somut değerlendirmeyi ise Mainz Eyalet Mahkemesi yapacak.[44]
Çoklu temsili sınırlayan hükümlerin, lisans için getirilen bazı koşulların ve menajerlerin futbolculara yaklaşmasını düzenleyen kuralların hizmet sunma serbestisi üzerindeki etkisinin de ulusal mahkeme tarafından incelenmesi gerekiyor.[45] Divan ayrıca menajerlere uygulanan yaptırımlar ile menajerlerin taraf olduğu bütün işlemlere ilişkin ayrıntılı bilgilerin FIFA tarafından açıklanıp yayımlanmasının Genel Veri Koruma Tüzüğü ile bağdaşmadığına karar verdi; diğer veri işleme faaliyetlerinin hukuka uygunluğu somut koşullara göre değerlendirilecek.[46] Sonuç olarak kararın Yönetmeliğin tamamını geçersiz kılmadığını, ancak düzenleyici yetkinin mevcut menajerleri koruyan veya yeni aktörlerin faaliyetini gereğinden fazla zorlaştıran bir yapıya dönüşmesi hâlinde rekabet denetimine tabi olacağını ortaya koyduğunu söyleyebiliriz.
Kural Koyucu Kendi Yatırımcısını Bulduğunda: Dünya Kupası’nın Ticari İştiraki
Altı dosyayı tamamladıktan sonra gündeme yeni giren bir başlığa da yer açmamız gerekiyor. Bir süre önce FIFA’nın kulüp ve millî takım turnuvaları dâhil ana etkinliklerini yürütecek bir ticari iştirak kurmayı değerlendirdiği; özel yatırımcıların da bu şirkete ortak olabileceği yönünde haberler basına yansımış ve oldukça tepki çekmişti.
Avrupa Birliği’nin spordan sorumlu üyesi Glenn Micallef, planın “important competition law considerations” doğurduğunu ifade etmiş ve Adalet Divanı’nın bir spor federasyonunun yetkisini sporun düzenlenmesinin ötesinde, bağımsız ticari çıkarları etkileyecek biçimde kullanmasının sınırlarını çizen son dönem kararlarına atıf yapmıştı. Micallef’in ifadesiyle “sporting rules are subject to EU law where they produce economic effects” . Micallef ‘in özellikle üzerinde durduğu nokta ise şuydu:
“Particular concern arises when FIFA’s regulatory powers become aligned with the financial interests of private entities. When the value of investments depends on decisions made by FIFA. That raises profound questions about governance, independence and conflicts of interest.”
UEFA da planı eleştirmiş ve “futbolun ruhu ve yönetimi alınıp satılacak varlıklar değildir” değerlendirmesini yapmıştı.
Tepkileri takiben yaptığı açıklamada FIFA Başkanı Gianni Infantino önerinin ilerlemeyeceğini açıkladı.
Yukarıdaki altı dosyada dolaylı biçimde karşımıza çıkan çıkar çatışması, FIFA’nın iştirak planında doğrudan görünür hâle geldiğini söyleyebiliriz. Süper Lig kararında Divan’ın kurduğu çerçevede çıkar çatışması, kural koyan federasyon ile pazara girmek isteyen rakip organizatör arasında konumlanıyordu. Ticari iştirak planında ise kuralı koyan ile o kuralın yarattığı değerden pay alan — federasyon ile yatırımcısı — aynı yapının içinde buluşuyor. Bir yatırımın değeri turnuva takvimi, kontenjanlar ve katılım kararları gibi FIFA’nın belirlediği unsurlara bağlıysa, düzenleyici kararın hangi çıkara hizmet ettiği sorusunun gündeme gelmesini bekleyebiliriz. Planın geri çekilmesi bu yapının hukuken incelenmesini şimdilik engellese de benzer bir modelin yeniden gündeme gelmesi hâlinde uygulanacak hukuki çerçeveyi ise yukarıda ele aldığımız kararların belirleyeceğini söyleyebiliriz.
Sonuç Yerine: Altı Dosya, Tekrar Eden Üç Soru
2026’nın ilk yedi ayına topluca baktığımızda, spor federasyonlarının kural koyma yetkisinin Avrupa Birliği hukukunda prensip olarak kabul edildiğini görüyoruz. Müsabakaların düzenliliğinin sağlanması, kadro istikrarının korunması, genç futbolcuların kötüye kullanımlara karşı korunması ve transfer sisteminin öngörülebilir biçimde işlemesi, kararlarda meşru amaçlar olarak anılıyor. Buna karşılık meşru bir amacın her düzenlemeyi hukuka uygun hâle getirmediğini de aynı kararlardan okuyoruz.
Dosyalar birbirinden farklı olsa da aynı üç sorunun tekrar ettiğini fark ediyoruz. Kuralı koyan kuruluş aynı zamanda ilgili pazarda ekonomik faaliyet yürütüyor veya pazara erişimi kontrol ediyor mu? Kural futbolcuları ve tüketicileri mi koruyor, yoksa mevcut ekonomik aktörlere avantaj mı sağlıyor? İleri sürülen amaca daha az sınırlayıcı bir yöntemle ulaşmak mümkün mü?
Bu soruların her dosyada farklı bir kılıkta göründüğünü söyleyebiliriz. Dünya Kupası dosyasında FIFA’nın bilet arzı, satış koşulları ve yeniden satış kanalı üzerindeki kontrolü tartışılıyor. Süper Lig dosyasında UEFA ile FIFA’nın potansiyel rakip turnuvaların pazara girişine karar verme yetkisinin sınırları inceleniyor. Tondela, kulüplerin futbolcuları işe almama konusunda birlikte hareket etmesinin işgücü piyasasındaki etkisini ortaya koyuyor. Diarra ve sonrasındaki reform, transfer kurallarının futbolcu hareketliliği üzerindeki sonuçlarına odaklanıyor. ROGON ile RRC Sports ise federasyonların menajerlik piyasasına yönelik kurallarının ne ölçüde meşru ve orantılı olduğunu sorguluyor.
Önümüzdeki dönemde izlenmesi gereken noktaları da sıralayabiliriz. Komisyon’un bilet dosyasında bir inceleme başlatıp başlatmayacağı, Digital Fairness Act sürecinde canlı etkinliklere özgü bir kuralın benimsenip benimsenmeyeceği, Portekiz, Alman ve Mainz mahkemelerinin ABAD’ın çizdiği çerçeveyi somut olaylara nasıl uygulayacağı ve Transfer System 2027’nin yürürlüğe girdikten sonra yeni bir yargısal denetime konu olup olmayacağı henüz açık değil. Kapsam dışı kalan alanların da bulunduğunu belirtelim: kadın futbolunun ekonomisi, yayın haklarının merkezî satışı ve kulüp sahipliği kuralları bu altı dosyanın doğrudan konusu değil. Kararların ortak yönü ise şu tespitte toplanıyor: federasyonlar oyunun kurallarını koyabiliyor, ancak bu yetkinin kullanımı — kimin lehine ve hangi bedelle kullanıldığı — rekabet denetiminin dışında kalmıyor.
[1]Football Supporters Europe ve Euroconsumers, “Joint Statement: FSE & Euroconsumers file complaint to the European Commission against FIFA over 2026 World Cup ticket practices,” 24 Mart 2026, https://www.fanseurope.org/news/joint-statement-fse-euroconsumers-file-complaint-to-the-european-commission-against-fifa-over-2026-world-cup-ticket-practices/. Ayrıca bkz. LawInSport, “FIFA World Cup 2026 Ticketing under Competition Law Scrutiny,” 5 Haziran 2026, https://www.lawinsport.com/topics/item/fifa-world-cup-2026-ticketing-under-competition-law-scrutiny-what-impact-could-a-complaint-to-the-european-commission-have-on-football.
[2]Final maçının halka açık en ucuz bileti 4.185 $ (2022 finalinin yaklaşık yedi katı), grup maçlarında en düşük fiyat 140 $, finalde üst segment 8.680 $ düzeyindedir. Bkz. ESPN, “Fan groups complain to European Commission over World Cup ticket pricing,” 24 Mart 2026, https://www.espn.com/soccer/story/_/id/48295992/.
[3]Talebe bağlı dinamik fiyatlandırmanın Dünya Kupası’nda ilk kez uygulandığı ve fiyatlandırma ölçütlerinin şeffaf biçimde açıklanmadığı yönündeki iddialar için bkz. Yahoo Sports, “World Cup tickets promised at $60, fans paid $4,185,” 31 Mart 2026, https://sports.yahoo.com/articles/world-cup-tickets-promised-60-155745308.html.
[4]Şikâyette ileri sürülen altı davranış (aşırı fiyat, şeffaf olmayan dinamik fiyatlandırma, yanıltıcı reklam, baskı satış teknikleri ve karanlık kalıplar, koltuk ile iade koşullarında şeffaflık eksikliği, ikincil pazardaki komisyon) için bkz. FSE ve Euroconsumers ortak açıklaması (dn. 1).
[5]FIFA’nın resmî yeniden satış platformunda satıcıdan %15, alıcıdan %15 (işlem başına toplam %30) komisyon aldığına ilişkin bkz. TechTimes, “FIFA World Cup 2026 Tickets Under Four-State Probe,” 2 Temmuz 2026, https://www.techtimes.com/articles/319544/20260702/fifa-world-cup-2026-tickets-under-four-state-probe-price-algorithm-punished-early-buyers.htm.
[6]Sömürücü kötüye kullanmada aşırı fiyat testi için bkz. ABAD, C-27/76, United Brands Company v. Commission, 14 Şubat 1978.
[7]Conventus Law, “World Cup 2026 Ticketing and EU Competition Law,” 28 Mayıs 2026, https://conventuslaw.com/report/world-cup-2026-ticketing-and-eu-competition-law-the-consumer-protection-complaint-that-may-re-shape-the-industry/; LawInSport (dn. 1).
[8]New York Başsavcısı L. James ile New Jersey Başsavcısı J. Davenport’un 27 Mayıs 2026 tarihli müşterek celbi için bkz. Office of the New York State Attorney General, “Attorney General James and Attorney General Davenport Subpoena FIFA Over World Cup Ticketing,” 27 Mayıs 2026, https://ag.ny.gov/press-release/2026/attorney-general-james-and-attorney-general-davenport-subpoena-fifa-over-world. Kaliforniya (R. Bonta) ve Teksas (K. Paxton, Texas Deceptive Trade Practices Act) soruşturmaları için bkz. Euronews, “FIFA faces US probe over World Cup ticket prices,” 28 Mayıs 2026, https://www.euronews.com/business/2026/05/28/fifa-faces-us-probe-over-world-cup-ticket-prices-less-than-two-weeks-before-the-tournament.
[9]Talebin Haziran ayının son haftasında kamuoyuna taşınması için bkz. Football Ground Guide, “EU urged to ban dynamic ticket pricing as FIFA’s World Cup model leaves fans penalised for passion,” 25 Haziran 2026, https://footballgroundguide.com/news/eu-urged-to-ban-dynamic-ticket-pricing-as-fifas-world-cup-model-leaves-fans-penalised-for-passion.html; London School of Economics, EUROPP Blog, “The EU must learn the lessons from FIFA’s ticket pricing at the 2026 World Cup,” 30 Haziran 2026, https://blogs.lse.ac.uk/europpblog/2026/06/30/fifa-world-cup-ticket-pricing-algorithmic-dynamic/. Talebin Temmuz ayında yinelenmesi için bkz. Football Supporters Europe, “Why FSE is calling for a ban on dynamic pricing in live entertainment including football,” 23 Temmuz 2026, https://www.fanseurope.org/news/why-fse-is-calling-for-a-ban-on-dynamic-pricing-in-live-entertainment-including-football/.
[10]Bkz. LSE EUROPP Blog (dn. 9). Konu ayrıca 31 Mart 2026 tarihli bir yazılı soruyla Avrupa Parlamentosu gündemine taşınmıştır: European Parliament, Written Question E-001336/2026, 31 Mart 2026, https://www.europarl.europa.eu/doceo/document/E-10-2026-001336_EN.html.
[11]ABAD, C-333/21, European Superleague Company SL v. FIFA ve UEFA, 21 Aralık 2023, ECLI:EU:C:2023:1011.
[12]ABAD, C-333/21 (dn. 11), hüküm fıkrası. Kararın ifadesiyle: “That power must, given the risk of conflict of interest to which it gives rise, be subject to criteria which are suitable for ensuring that they are transparent, objective, non-discriminatory and proportionate. However, the powers of FIFA and UEFA are not subject to any such criteria. FIFA and UEFA are, therefore, abusing a dominant position.” Ayrıca bkz. EUR-Lex 62021CA0333.
[13]Taraflar UEFA, European Football Clubs (EFC) ve Real Madrid CF’dir. Bkz. ESPN, “Real Madrid, UEFA reach deal to end lawsuits over Super League,” 11 Şubat 2026, https://www.espn.com/soccer/story/_/id/47896875/.
[14]Uzlaşmayla Süper Lig destekçilerinin yaklaşık 4 milyar dolarlık tazminat talebinin sona ermesi ve Süper Lig özelinde bir tazminat içtihadı oluşmaması bakımından bkz. Irish Times, “European Super League project officially over after Real Madrid and UEFA deal,” 11 Şubat 2026, https://www.irishtimes.com/sport/soccer/2026/02/11/european-super-league-project-officially-over-after-real-madrid-and-uefa-deal/; ESPN (dn. 13).
[15]Portekiz Rekabet Otoritesi’nin Nisan 2022 tarihli kararı, kulüpler ile LPFP’nin Rekabet, Düzenleme ve Denetim Mahkemesi (Tribunal da Concorrência, Regulação e Supervisão) önündeki temyizi ve ön karar başvurusu için bkz. ABAD, C-133/24, CD Tondela — Futebol, SAD ve Diğerleri v. Autoridade da Concorrência, 30 Nisan 2026.
[16]Anlaşmanın rakipler arasında “tedarik kaynaklarının paylaşımı” niteliğindeki yatay anlaşmalara (no-poach) eşdeğer sayılması için bkz. ABAD, C-133/24 (dn. 15), § 54.
[17]ABAD, C-133/24 (dn. 15), § 53. Özgün metin: “That agreement, which is equivalent to a no-poach agreement, constitutes a manifest restriction of a competitive parameter which plays an essential role in high-level sport. Moreover, the agreement at issue may have an indirect, potential impact on the ‘purchase price’ of players, who are the clubs’ human resources.”
[18]Anlaşmanın, kulüplerin insan kaynağı olan oyuncuların “alım bedeli” (dolayısıyla ücretler) üzerindeki dolaylı ve potansiyel etkisi bakımından bkz. ABAD, C-133/24 (dn. 15); CURIA Basın Açıklaması No 67/26, 30 Nisan 2026.
[19]Ayartmama anlaşmalarının kural olarak amaç bakımından rekabeti kısıtlayıcı sayılması için bkz. Skadden, “A New EU Ruling on No-Poach Agreements in Sports Leaves Room for Roster Stability Considerations,” 21 Mayıs 2026, https://www.skadden.com/insights/publications/2026/05/a-new-eu-ruling-on-no-poach-agreements.
[20]CURIA Basın Açıklaması No 67/26 (dn. 18). Özgün metin: “The Court adds that, whilst pursuing an objectively anticompetitive aim in recruitment, the agreement at issue also pursued an aim objectively favourable to competition: that of ensuring stability of player rosters playing in the First and Second Divisions, in the event of resumption of the sporting season.”
[21]Elverişlilik, gereklilik ve dar anlamda orantılılık (“suitability, necessity and proportionality, in the strict sense of the term”) incelemesi için bkz. ABAD, C-133/24 (dn. 15); CURIA Basın Açıklaması No 67/26 (dn. 18). Özgün metin: “It holds that the objective consisting in ensuring the regularity of sporting competitions is a legitimate objective in the public interest which holds particular importance in the case of football and which may justify, in principle and without prejudice to their actual content, the rules implemented by the agreement at issue. It holds, however, that it is for the Portuguese court to carry out an in-depth examination of the suitability, necessity and proportionality, in the strict sense of the term, of that agreement.”
[22]ABAD, C-650/22, FIFA v. BZ (Diarra), 4 Ekim 2024, ECLI:EU:C:2024:824. RSTP’nin yeni kulübü müteselsilen sorumlu tutan m. 17(2), yeni kulübün ihlale sebebiyet verdiğine ilişkin karineyi düzenleyen m. 17(4) ve uyuşmazlık hâlinde Uluslararası Transfer Sertifikası’nın verilmemesine imkân tanıyan düzen hukuka aykırı bulunmuştur.
[23]Ön karar başvurusu Mons İstinaf Mahkemesi (Cour d’appel de Mons) tarafından yapılmıştır. Bkz. ABAD, C-650/22 (dn. 22).
[24]ABAD, C-650/22 (dn. 22), §§ 145-146. Özgün metin: “The rules are held liable to restrict, in a generalised and drastic manner, the competition between professional football clubs established in different Member States in relation to the recruitment of players already under contract with a given club. […] These rules correspond in fact, to non-poaching agreements between clubs which, in essence, result in artificially partitioning the national and local markets, to the benefit of all clubs.”
[25]FIFA’nın 22 Aralık 2024 tarihli Geçici Düzenleyici Çerçevesi (1 Ocak 2025’te yürürlüğe girmiştir) için bkz. FIFA, “Interim Regulatory Framework,” Aralık 2024.
[26]FIFA’nın 8 Haziran 2026 tarihli açıklaması (sorumluluk kabulü ve tazminat ödemesi olmaksızın uzlaşma; yaklaşık 65 milyon euroluk talep) için bkz. ESPN, “Lassana Diarra settles FIFA case with no payment,” 8 Haziran 2026, https://www.espn.com/soccer/story/_/id/49001960/.
[27]FIFA, “Bureau of the FIFA Council approves new regulatory framework: global football Transfer System 2027,” 10 Haziran 2026, https://inside.fifa.com/news/bureau-council-new-regulatory-framework-global-football-transfer-system-2027. Ana değişiklikler 1 Ocak 2027’de yürürlüğe girecektir.
[28]FIFA (dn. 27); Football Legal, “FIFA’s 2027 RSTP reform: a new method and new rules,” 11 Haziran 2026, https://www.football-legal.com/content/fifa-s-2027-rstp-reform-a-new-method-and-new-rules.
[29]Tasfiye edilmiş zarar (liquidated damages) ve çıkış bedeli mekanizmalarının teşviki için bkz. Withers, “The new FIFA Regulations on the Status and Transfer of Players,” 2026, https://www.withersworldwide.com/en-gb/insight/read/the-new-fifa-regulations-on-the-status-and-transfer-of-players-what-changes-in-the-post-diarra-er.
[30]Kadro dışı bırakma, izole antrenman, pasaporta el koyma ve tescil işlemlerinin baskı aracı olarak kullanılmasının açıkça yasaklanması için bkz. FIFA (dn. 27); Pinsent Masons, “FIFA announces new player transfer regulations following Diarra settlement,” 25 Haziran 2026, https://www.pinsentmasons.com/out-law/news/fifa-announces-new-player-transfer-regulations-following-diarra-settlement.
[31]Metnin FIFPRO, European Football Clubs (EFC) ve World Leagues Association (WLA) ile, UEFA ve CONMEBOL’ün de katılımıyla müzakere edilmesi için bkz. FIFA (dn. 27); FIFPRO, “What the FIFPRO and FIFA agreement means for players,” 10 Haziran 2026, https://www.fifpro.org/en/articles/2026/06/what-the-fifpro-and-fifa-agreement-means-for-players.
[32]10 Haziran 2026 tarihli ve 31 Aralık 2031’e kadar geçerli Mutabakat Zaptı ile kurulan Küresel Sosyal Diyalog Platformu için bkz. FIFPRO (dn. 31).
[33]Deminor, “Justice for Players vs. FIFA — Deminor funds key European class action,” 2025, https://www.deminor.com/en/news-insights/justice-for-players-vs.-fifa-deminor-funds-key-european-class-action/; Justice for Players, https://justiceforplayers.com/, erişim tarihi 28 Temmuz 2026.
[34]ABAD, C-428/23, ROGON ve Diğerleri v. Deutscher Fußballbund (DFB), 9 Temmuz 2026; CURIA Basın Açıklaması No 99/26, 9 Temmuz 2026.
[35]Ön karar başvurusu Alman Federal Yüksek Mahkemesi (Bundesgerichtshof) tarafından yapılmıştır. Bkz. ABAD, C-428/23 (dn. 34).
[36]Wouters/Meca-Medina çizgisindeki meşru amaç istisnasının, üyelerine hitap etmekle birlikte üçüncü kişilerin (menajerlerin) hizmetlerini düzenleyen federasyon kurallarına da prensip olarak uygulanabilmesi için bkz. ABAD, C-428/23 (dn. 34). Özgün metin: “The Court holds that the exception in question may, under certain conditions, apply to regulations adopted by a sports federation which, like those at issue, whilst addressing its members, regulate the use of the services of third-party undertakings not belonging to that federation, such as players’ agents.” Dayanak içtihat: ABAD, C-309/99, Wouters ve Diğerleri, 19 Şubat 2002; C-519/04 P, Meca-Medina ve Majcen v. Commission, 18 Temmuz 2006.
[37]Nihai değerlendirmenin Alman Federal Yüksek Mahkemesine ait olduğu ve kararın federasyonlara genel bir muafiyet tanımadığı için bkz. ABAD, C-428/23 (dn. 34); Ashurst, “Agents on the pitch: regulating third parties in sport,” Temmuz 2026, https://www.ashurstperkinscoie.com/en/insights/agents-on-the-pitch-regulating-third-parties-in-sport/. İki aşamalı testin somut olayda incelenmesine ilişkin özgün metin: “That being said, it is essential to ensure in concrete terms that such regulations, first, cannot be classified as an agreement between undertakings or a decision by an association of undertakings having the object of restricting competition and, second, are justified by the pursuit of a legitimate objective in the public interest in the light of which they appear, strictly speaking, appropriate, necessary and proportionate.”
[38]Bkz. Ashurst (dn. 37).
[39]ABAD, C-209/23, RRC Sports GmbH v. FIFA, 16 Temmuz 2026; CURIA Basın Açıklaması No 110/26, 16 Temmuz 2026.
[40]Uyuşmazlık ABİDA m. 101 (kartel yasağı), m. 102 (hâkim durumun kötüye kullanılması), m. 56 (hizmet sunma serbestisi) ve GDPR m. 6 bakımından incelenmiştir. Bkz. ABAD, C-209/23 (dn. 39).
[41]Ön karar başvurusu Mainz Eyalet Mahkemesi (Landgericht Mainz) tarafından tek ve geniş bir soru hâlinde yapılmıştır. Bkz. ABAD, C-209/23 (dn. 39).
[42]ABAD, C-209/23 (dn. 39); CURIA Basın Açıklaması No 110/26 (dn. 39). Özgün metin: “The rule prohibiting agents from approaching or concluding representation agreements with a client who is already bound by an exclusive representation agreement outside of a two-month window preceding the expiry of the contract appears, in any event, to be incompatible with the prohibition on cartels.”
[43]ABAD, C-209/23 (dn. 39); CURIA Basın Açıklaması No 110/26 (dn. 39). FIFA’ya ilişkin hâkim durum değerlendirmesi bu kararda yapılmıştır, ROGON (C-428/23) kararında değil. Özgün metin: “So far as concerns the prohibition on abuse of a dominant position, the Court finds that FIFA may be regarded as occupying a dominant position on the market of agent services as regards the international transfer of professional players and coaches and on the employment market for players and coaches, a position resulting from the regulatory, supervisory and sanctioning power it exercises in respect of those markets.”
[44]Hâkim durumun ve varsa kötüye kullanmanın somut değerlendirmesinin ulusal mahkemeye (Landgericht Mainz) bırakılması için bkz. ABAD, C-209/23 (dn. 39).
[45]Hizmet sunma serbestisi bakımından incelenecek hükümler (çoklu temsili sınırlayan kurallar, lisans koşulları ve yaklaşma kuralları) için bkz. ABAD, C-209/23 (dn. 39); CURIA Basın Açıklaması No 110/26 (dn. 39).
[46]GDPR’ın, FIFA gibi bir federasyonun menajerlere ilişkin yaptırımları ve menajerlerin dâhil olduğu tüm işlemlere ilişkin ayrıntılı bilgileri açıklayıp yayımlamasına engel olması için bkz. ABAD, C-209/23 (dn. 39); CURIA Basın Açıklaması No 110/26 (dn. 39).