Rekabet Kurumu’nun ev sahipliğinde 26 Haziran 2026 tarihinde Ankara’da düzenlenen “Dijital Çağda Rekabet Politikaları Çalıştayı”, dijitalleşmenin küresel rekabet düzenine etkileri, yapay zekânın yükselişi, dijital piyasalara yönelik düzenleyici yaklaşımlar ve Türkiye’nin bu alandaki politika perspektifini çok boyutlu biçimde ele almayı amaçladı. Çalıştay, akademisyenleri, kamu kurum ve kuruluşlarını, sivil toplum kuruluşlarını ve sektör paydaşlarını bir araya getirdi.
Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle’nin açılış konuşmasıyla başlayan Çalıştay’da Küle, rekabet politikalarının dijitalleşmenin dönüştürdüğü ekonomik dinamiklere uyum sağlayacak şekilde geliştirilmesinin önemine değindi. Ardından, Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ise dijital ekonominin Türkiye’nin büyüme performansına artan katkısını vurgulayarak, adil ve etkin işleyen bir rekabet ortamının dijital ticaret ekosisteminin sağlıklı gelişimi için zorunlu olduğunu belirtti. Bakan Bolat, Rekabet Kurumu’nun dijital piyasalarda geliştirdiği uzmanlığa dikkat çekerek yapay zekâ, veri temelli iş modelleri ve dijital platformların belirleyici hâle geldiği bu dönemde adil rekabeti koruyan, KOBİ’lerin dijital pazarlardaki rekabet gücünü artıran ve yenilikçiliği teşvik eden politikaların kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti. Üç oturum boyunca akademisyenler, sektör temsilcileri ve regülatörler dijital pazarlarda düzenlemenin sınırlarını ve geleceğini tartıştı.
Rekabet Kurumu Başkan Yardımcısı Ferhat Topkaya’nınmoderatörlüğünde gerçekleşen ilk oturumda, akademisyenler ve büyük teknoloji şirketlerinin kamu politikası temsilcileri bir arada yer aldı. Tartışmanın odağında dijital pazarlara yönelik öncül (ex-ante) düzenlemeler ile geleneksel ardıl (ex-post) müdahalelerin karşılaştırmalı değerlendirmesi yer aldı.
Akademik perspektiften bakıldığında, AB’deki Dijital Pazarlar Yasası (DMA) deneyiminin önemli dersler sunduğu vurgulandı. Ex-ante yaklaşımın tercih edilmesinin nedenleri, ex-ante düzenlemelerin rekabet politikalarındaki avantajlarının yanı sıra pazarların etkin işleyişi ve inovasyon üzerindeki etkileri de ele alındı. Bulut ve yapay zekânın altyapılarına erişimin önemine değinilerek öğrenen ve uyum sağlayan modellerin geleceğin düzenleme anlayışını şekillendireceği tespitlerine yer verildi.
Büyük dijital platformların temsilcileri, ex-ante düzenlemeler ile mevcut rekabet hukuku araçlarını karşılaştıran değerlendirmelerde bulundular ve tüketici faydasına vurgu yaptılar. Ex-ante düzenlemelerin inovasyonu ve yeni ürün sunumunu caydırmaması gerektiğine değinerek, etki analizine dayalı, Türkiye’nin kendine özgü dinamiklerini gözeten, inovasyon ile tüketici odaklı ve usul güvenceleriyle desteklenen bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiği dile getirdiler. Bununla birlikte, bir karşı denge olarak erken müdahalenin önemine de değinildi: Bazı rekabet sorunlarının kronik hale gelmemesi için erken müdahalenin kritikliğine ve bu müdahale için orantılı araçlara sahip olmanın gerektiğine vurgu yapıldı.

Rekabet Kurumu Başdanışmanı Esin Aygün’ün moderatörlüğünde gerçekleşen ikinci oturumda, yerel e-ticaret platformları temsilcileriyle akademisyenler bir araya geldi. Tartışmalar, dijital dönüşümün rekabet hukuku açısından ortaya çıkardığı yeni sorun alanları üzerinde yoğunlaştı. Verinin nasıl kullanılacağı ve ekosistemler içerisinde yeri oturumun belirleyici başlıklarından birini oluşturdu. Veri odaklı iş modellerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, kullanıcı rızasının nasıl tanımlanacağı ve sınırlarının nereye çekileceği tartışıldı; rızanın varlığı hâlinde şirketlerin verileri birleştirmesi ve çapraz kullanması konusundaki farklı yaklaşımlar değerlendirildi. Algoritmaların fiyatlama ve karar alma süreçlerindeki artan rolü de gündemin önemli bir kısmını kapladı; bu bağlamda örtülü iş birliği (collusion) riskleri ve mevcut düzenleme araçlarının algoritmik pratiklere ne ölçüde uygulanabildiği ele alındı. Bunlara ek olarak, tüketici seçim mimarisini bilinçli olarak çarpıtan dark pattern uygulamaları da masaya yatırıldı; bu pratiklerin farkında olmak, önlemek ve tüketici faydasını korumak gerektiği vurgulandı.
Rekabet Kurumu 1. Daire Başkanı Selvi Kocabay’ın moderatörlüğünde gerçekleşen üçüncü oturumda ise teknoloji şirketleri, yapay zekâ girişimleri ve kamu kurumu temsilcileriyle Kurum uzmanları bir arada yer aldı. Oturum, yapay zekânın rekabet dengelerini nasıl yeniden şekillendirdiğini küresel ve yerel ölçekte ele aldı.
Tartışmalar önce yapay zekânın gelişim sürecinin ve ekosisteminin genel bir değerlendirmesiyle başladı. Yapay zekânın yaygınlaşmasının arka planındaki teknolojik ve ekonomik dinamikler aktarıldı; bu süreçte bulut altyapısı ve veri merkezlerinin üstlendiği rol vurgulandı ve gelecekte yapay zekanın hangi alanlarda fırsatlar ve riskler yaratabileceği tartışıldı. Düzenleme boyutunda ise, Türkiye’nin yapay zekâya ilişkin kendi ihtiyaçlarına yönelik bir yol haritası çizmesi gerektiği ifade edildi.
Değer zinciri perspektifinden bakıldığında ise sağlıklı bir yapay zekâ ekosisteminin oluşabilmesi için altyapıya ve veriye erişimin önemi ön plana çıktı. Ölçek gereklilikleri ve iş birliklerinin bu ekosistem içindeki rekabet üzerindeki etkileri de tartışıldı. Bu noktada, büyük ölçekli aktörler ile küçük girişimler arasındaki yapısal eşitsizliklerin rekabet ortamı üzerindeki etkilerine dikkat çekildi. Kurum temsilcisi ise oturumu ve günü kapatan değerlendirmesinde platformlardaki geç müdahalelerden çıkarılan derslere dikkat çekti. İnovasyonu baskılamadan rekabeti teşvik etmenin temel öncelik olduğu ifade edildi; dikey entegrasyonun her koşulda olumsuz sonuçlar doğurmadığı, ancak çok katmanlı erişim dengelerinin pratikte nasıl işleyeceğinin yakından izlenmesi gerektiği vurgulandı. Veri taşınabilirliği ve birlikte işlerliğin giderek daha fazla önem kazandığı, açık kaynağın ise tek başına rekabet sorunlarını çözmede yeterli olmayabileceği değerlendirmesi paylaşıldı. Kurum’un yapay zekaya yönelik sektör araştırması kapsamında istişare sürecini sürdürdüğü vurgulandı.
Çalıştay’ın son oturumu, sahneye taşınan yapay zekâ demonstrasyonu ile kapandı. Rekabet Kurumu Bilişim Teknolojileri Dairesi’nce etkinliğe özgü olarak tasarlanan sistem, oturum boyunca yapılan sunumları anlık olarak işleyerek temel çıktıları özetledi ve bu özeti görsel-işitsel bir sunum formatında katılımcılara aktardı. Çalıştay boyunca ortaya çıkan tartışmalar, dijital piyasalarda düzenleyici yaklaşımların tek bir formüle indirgenemeyeceğini, aksine inovasyon teşviki, tüketici refahı ve rekabetçi yapının korunması arasındaki dengenin sürekli olarak yeniden değerlendirilmesi gerekeceğini gösterdi. Türkiye’nin bu alanda kendi koşullarına uygun, esnek ve ileriye dönük bir politika çerçevesi geliştirme potansiyeli vurgulanan konuların başında geldi. Yapay zekâ ve platform ekonomilerinin hızla evrildiği bir dönemde bu politika çerçevesinin tasarımının önümüzdeki yılların temel gündem maddelerinden biri olmaya devam edeceği anlaşılıyor. Bu bağlamda akademi, kamu, özel sektör ve sivil toplumdan geniş bir paydaş kitlesini aynı masada buluşturan Rekabet Kurumu’nun ev sahipliğindeki çalıştay; çok sesli ve kapsayıcı bir diyalog zemini oluşturarak, çok değerli katkıların sunulmasına imkân sağladı.