Bu sefer FX piyasasında bir değil iki kartel!

Avrupa Komisyonu aralarında Barclays, RBS, Citigroup, JPMorgan, MUFG ve UBS’in bulunduğu bankalara yönelik rekabet soruşturması başlatmıştı. UBS’in pişmanlık başvurusu üzerine başlayan incelemeler sonucunda Komisyon, söz konusu bankaların FX piyasasında toplam 11 döviz kurunu etkileyecek şekilde iki farklı grupta kartel kurduğuna karar verdi.

Bu kapsamda, 2007-2013 yılları arasında üç mecrada gerçekleştirilen bilgi değişimleri sonucunda “Forex – Three Way Banana Split” kartelinde rol oynayan Barclays, RBS, Citigroup ve  JPMorgan’a toplamda € 811 197 000 miktarında ceza verilirken; 2009-2012 yılları arasında iki mecrada gerçekleştirilen bilgi değişimleri sonucunda “Forex- Essex Express” kartelinde rol oynayan Barclays, RBS ve MUFG’ye € 257 682 000 tutarında ceza verildi. Pişmanlık başvurusunda bulunan UBS ise idari para cezasından muaf tutulurken, diğer bankalar Komisyon’a incelemelerinde yardımcı olduğundan ötürü belirli oranlarda indirimlerden faydalandı.

FX karteli hangi tür bilgilerin değişimi üzerine kuruldu?

Komisyon, bulgularında ilgili banka çalışanlarının trading planlarının yanı sıra, döviz kuru seviyesi, hacmi ve işlem sayısı gibi rekabet bakımından hassas bilgiler özelinde müşteri talimatları, işlem özelinde teklifler, risk poziyonları vb. konularında bilgi değişiminde bulunarak piyasayı etkilediklerini değerlendirdi.  Komisyon, çalışanların bu kapsamda ilgili banka portföyüne ne zaman döviz alacağı ve ilgili banka portföyünden ne zaman döviz çıkaracağına yönelik kararlar alırken piyasadan edindiği bilgilere göre hareket ettiği ve söz konusu bilgi değişimlerinin koordinasyona yol açtığını belirtti. Banka çalışanlarının aralarında çatışmamak üzere bazı dönemlerde işlem gerçekleştirmekten imtina etmesi söz konusu davranışlara örnek olarak gösterildi.

Söz konusu bilgi değişimleri nasıl gerçekleşti?

Bilgi değişiminde bulunan çalışanların birbiriyle yakın olduğu ve gün içerisinde chat odalarında yazışarak piyasaya yönelik paylaşımlarda bulunduğu gözlemlendi. Bu noktada özellikle Bloomberg sohbet sistemi üzerinden gerçekleştirilen konuşmaların rekabet bakımından hassas nitelikte olması dikkat çekti.

Bankaların dikkatine!

Komisyon başkanı Margarethe Vestager bankaları ciddi bir şekilde eleştirerek özellikle finansal piyasaları etkileyen davranışlara taviz vermeyeceklerinin altını çizdi.

Hatırlayacağımız üzere, yaklaşık 3 yıl önce AB’deki dalgalanmaların da etkisiyle Türkiye FX piyasası Rekabet Kurulu’nun başlattığı önaraştırma kapsamında incelenmişti. Barclays ve RBS’in yanı sıra HSBC, Deutsche Bank, Goldman Sachs, Credit Suirsse , Standard Chatered, Citibank, Ünlü, Societe Generale, BAML, Odeabank, Akbank, Şekerbank gibi banka ve finansal kuruluşları inceleme altına alan Kurul, söz konusu bankaların traderları arasında 5 yıllık süre içerisinde gerçekleşen bilgi değişimlerinin aşağıdaki nitelikte olması sebebiyle soruşturma açılmasına gerek olmadığı sonucuna varmıştı:

  • bilgi değişiminin farklı zamanlamalarda farklı traderlar tarafından sistematik olmayan bir şekilde yapılması
  • paylaşılan bilgilerin esasen spekülatif olduğu ve diğer traderları manipüle etmek amacıyla olması
  • yanıltıcı nitelikte paylaşılan hassas bilgilerin rekabetçi sürece zarar vermemesi

Söz konusu önaraştırma döneminde de chat odalarındaki konuşmalar dikkate alınmış ve söz konusu konuşmalar yerinde incelemelerle desteklenmeye çalışılmıştı. Ancak bilgilerin spekülatif olması ve sistematik bir bilgi değişimine rastlanmaması sebebiyle chat odalarında gerçekleştirilen konuşmalar tehlikeli olarak değerlendirilmemişti.

Vitol-OMV POAŞ işiyle BASEAK ödülü kaptı!

Hollandalı Vitol’ün Petrol Ofisi’ni OMV’den devralmasına ilişkin işleme yönelik süreçte OMV’yi temsil eden BASEAK, Şirketler Ekibi ile Rekabet ve Regülasyon Ekibi’nin katkılarıyla bir başarıya daha imza attı ve geçtiğimiz günlerde CEE Legal Matters’ın 2017’de Türkiye’deki “Yılın İşi” (Deal of the Year) ödülünü aldı.

Ekibimizin hem enerji regülasyonu hem de rekabet alanındaki deneyimlerini pekiştirdiği ve beauty contest şeklinde başlayan bu projede, olası alıcıların özellikleri detaylı bir şekilde incelenerek özellikle rekabet tarafında oldukça gelişmiş bir gun jumping önleme sistemi kurgulandı. Sistem due diligence gerçekleştirirken yatay ve dikey nitelikteki potansiyel alıcıların rekabet hukuku bakımından hassas olarak değerlendirilemeyecek bilgileri haiz olacağı şekilde kurgulandı.

Aklınızda “Gun jumping neydi?”, “Bu tür işlerde gun jumping neden önemli?” gibi sorular varsa, şöyle buyrun …

İnsan Kaynakları Özelinde Rekabet İhlallerinde Uzlaşmanın Bedeli Yüksek!

Sony Imageworks, Blue Sky, Dreamworks Animation ve Walt Disney bünyesinde 2004 ve 2010 yılları arasında çalışan yaklaşık 10.000 kişiyi ilgilendiren dava sonuçlandı. Bu firmalarda çalışan animasyon ve görsel efekt sanatçıları 2014 yılının Aralık ayında, davalı şirketlerin bilgi değişimi yoluyla azami maaş miktarı belirlediği ve işgücü rekabetini engelleyen anlaşmalar (“poaching agreement” ve “cold call agreement”) akdettiği iddiası ile dava açmışlardı. Sırasıyla Sony, Blue Sky ve Dreamworks’den sonra Walt Disney de uzlaşmayı kabul etti. Şirket 100 milyon dolar ile en yüksek uzlaşma miktarına imza attı. Mahkeme kararı veya uzlaşma miktarının %25’ine varabilen avukatlık ücreti ve her çalışan için yaklaşık 10 bin dolar tazminata hükmedilebileceği düşünüldüğünde Walt Disney en iyi kararı vermiş gibi gözüküyor.

Bilindiği üzere, rakipler arası fiyat, üretim miktarı, satış, hedef gibi parametrelere ilişkin bilgi paylaşımı rekabete aykırı olduğu için cezalandırılıyor. Bazı durumlarda ise bu parametrelerden maaş ve benzeri ödemelerle ilgili olarak anlaşma yapmak yerine insan kaynaklarına ilişkin birtakım bilgilerin değişimi tercih ediliyor. Ancak bu tür bir değişimin de, söz konusu bilgilerin ticari hassas bilgiler olması nedeniyle, rekabete aykırı olacağı kuşkusuz.

Haberin içeriğine ışık tutması açısından biraz detaylandırmak gerekirse, insan kaynakları özelinde rekabete aykırılık teşkil eden başlıca iki anlaşma öne çıkmakta. Bunlardan ilki olan “poaching” anlaşmaları, rakip teşebbüslerin birbirlerinin çalışanlarını deyim yerindeyse ayartıp kendi bünyelerinde çalıştırmalarını engellemeye yönelik. Bu nedenle uygulamada “ayartmama yükümlülüğü” olarak da ifade ediliyor. Bir diğeri ise rakip teşebbüslerin rakibin bünyesindeki bir çalışana iş teklif etmeden önce yine rakibe haber vermesini öngören anlaşmalar. Bu anlaşmalar ise “cold call” anlaşmaları olarak anılıyor. Söz konusu anlaşma, mevcut durumda işveren konumundaki şirketin çalışana karşı teklif yapması halinde, teklif yapan rakip şirketin bu teklifini yükseltmemesini de öngörüyor.

Hatırlatalım ki söz konusu dava insan kaynakları özelinde rekabete aykırı bilgi değişiminin incelendiği ilk dava değil. 2010 yılında Adobe, Apple, Google, Intel, Intuit, E-Bay ve Disney’in iştirakleri Pixar ve Lucasfilm hakkında Adalet Bakanlığı tarafından dava açılmıştı. İleri teknoloji alanında faaliyet gösteren bu şirketlerin birbirlerine haber vermeksizin çalışanlarına iş teklif etmeyeceklerine yönelik anlaşmalar (cold call anlaşmaları) akdettiği ileri sürülmekteydi. Bakanlığın iddiası yalnızca bu anlaşmalara yönelik olmasına rağmen şirketler uzlaşırken işgücü rekabetini engelleyen birtakım başka davranışları da kabul etmişti.

Ardından 2011 yılında ise eski bir Lucasfilm çalışanı tarafından yaklaşık 64.000 çalışanı ilgilendiren bir grup davası açılmıştı. Duruşmaların başlamasından itibaren davalılar sırasıyla uzlaşma yoluna gitmiş, uzlaşmaların onandığı nihai karar ise 2015 yılında verilmişti. Bu karar ile Adobe, Apple, Google ve Intel’in 415 milyon dolara uzlaştığı açıklanmıştı.

Durum böyle olmakla birlikte, ülkemizde insan kaynakları özelinde bilgi değişimine ilişkin içtihat birliği olmadığını da anımsatmak gerekir. Bu doğrultuda Rekabet Kurulu tarafından verilen kararlara bugüne kadar diğer ülkelerin rekabet otoritelerinin içtihatları yol göstermekte.