İçeriğe geç

Tarafından getirildi

logo

Rekabet ve Regülasyon

En yeni haberler, değişiklikler, kararlar, değerlendirmeler…

open menu close menu

Rekabet ve Regülasyon

  • Anasayfa
  • Hakkımızda

Yeniden Satış Fiyatının Tespitine On Yıllık İzin: HP Yeni Zelanda Kararı

Yazar Bora İkiler and Cansu Karataş
25 Ağustos 2026
  • Rekabet Hukuku
Share on Facebook Share on Twitter Share via email Share on LinkedIn

Yeniden satış fiyatının tespiti (“RPM”), rekabet hukukunun en sert yaklaştığı dikey sınırlamalardan biri. Sağlayıcının, alıcının ürünü hangi fiyattan satacağını belirlemesi marka içi fiyat rekabetini doğrudan ortadan kaldırabildiği için, çoğu hukuk düzeninde ağır bir risk olarak ele alınıyor. Yeni Zelanda Ticaret Komisyonu’nun (“Komisyon”) 20 Ağustos 2026 tarihinde yayımladığı değerlendirme[1] ise ilk bakışta bu yerleşik yaklaşımın tam tersini söylüyor gibi: Komisyon HP’nin, HP markalı çevrim içi mağazalarında uyguladığı RPM düzenlemesine on yıl süreyle izin verdi.

Kararın asıl önemi, RPM’in artık zararsız kabul edilmesinde değil. Tam tersine Komisyon, davranışın yasak kapsamına girdiğini açıkça teslim ediyor. Buna rağmen somut düzenlemenin kapsamını, ekonomik işlevini ve düzenleme olmasaydı ortaya çıkacak tabloyu birlikte değerlendirerek kamu yararı testinin karşılandığı sonucuna ulaşıyor. Dolayısıyla karar, “yasak” etiketinin analizin başlangıcı olduğunu, fakat izin mekanizmasının işlediği sistemlerde her zaman son sözü söylemediğini gösteren dikkat çekici bir örnek.

Görünürde Klasik Bir RPM, Gerçekte Sınırlı Bir İşletim Modeli

HP Yeni Zelanda, HP markalı çevrim içi mağazayı işletiyor; ancak Yeni Zelanda’daki tüketicilere doğrudan satış yapmıyor. Ürünlerin mülkiyetini yerel bir üçüncü taraf dağıtıcı devralıyor, stok ve sipariş süreçlerini yönetiyor, tüketiciye faturayı kesiyor ve ödemeyi tahsil ediyor. Buna karşılık mağazanın ürün, pazarlama, kampanya ve nihai fiyat stratejisi HP tarafından belirleniyor. Hukuki sorun tam da burada doğuyor: Ürünleri yeniden satan bağımsız tüzel kişi dağıtıcı olduğu için, HP’nin tüketici fiyatını belirlemesi teknik olarak RPM oluşturuyor.

Fakat düzenlemenin kapsamı klasik RPM örneklerinden oldukça dar. HP yalnızca kendi markasını taşıyan çevrim içi mağaza ve ileride kurulabilecek çevrim içi pazar yeri mağazaları üzerinden yapılan satışların fiyatını kontrol ediyor. Aynı dağıtıcının diğer kanallardaki satışları ile HP ürünlerini satan büyük perakendecilerin ve diğer yeniden satıcıların fiyatları serbest kalmaya devam ediyor. Komisyonun dosyada[2] özellikle vurguladığı ayrım da bu: Düzenleme, dağıtım ağının tamamında asgari fiyat disiplini kurmak yerine HP’nin doğrudan çevrim içi kanalının arka planındaki lojistik ortaklık modelini mümkün kılıyor.

Yasak Davranış Nasıl İzinli Halde?

Yeni Zelanda’nın Commerce Act 1986 düzenlenmesinde de RPM kural olarak hukuka aykırı. Bununla birlikte Kanun’un 58. maddesi, Komisyona kamu yararı doğurması beklenen davranışları izin kapsamına alma yetkisi tanıyor. Bu çerçevede Komisyon iki aşamalı bir inceleme yürütüyor: Önce başvurunun gerçekten RPM yasağına girebilecek bir davranışa ilişkin olup olmadığını belirliyor, ardından davranıştan doğacak faydaların zararları aşacak ölçüde kamu yararı sağlayıp sağlamadığını değerlendiriyor.

Buradaki test, davranışın rekabeti mutlaka önemli ölçüde azaltacağının ayrıca kanıtlanmasını gerektirmiyor. Komisyon olası rekabet kaybını niteliksel, mümkün olduğu ölçüde de niceliksel olarak inceliyor ve bunu fiyat, kalite, hizmet çeşitliliği ile maliyetler üzerindeki faydalarla tartıyor. Nitekim 2026 tarihli taslak gerekçeli kararda[3] RPM’in fiyat rekabetini azaltabileceği, koordinasyon riskini artırabileceği ve pazar gücünü korumaya hizmet edebileceği açıkça belirtilirken bedavacılık sorununu azaltarak satış öncesi ve sonrası hizmet yatırımlarını teşvik edebileceği de kabul ediliyor. HP dosyasında belirleyici olan ise bu genel teorilerden ziyade düzenlemenin somut işlevi.

Asıl Belirleyici Olan Karşı-Olgusal Senaryo

Kararın omurgasını, düzenlemenin bulunduğu senaryo ile bulunmadığı senaryonun karşılaştırılması oluşturuyor. HP’nin başvurusuna[4] göre RPM’e izin verilmezse şirketin bölgesel e-ticaret stratejisiyle uyumlu alternatif bir modeli yalnızca Yeni Zelanda için kurması ticari olarak anlamlı değil. Dağıtıcının fiyatı bağımsız belirlediği önceki mağaza modeli de sürdürülebilir olmamış. Komisyon bu nedenle en olası karşı-olgusal senaryoyu, “aynı mağaza RPM olmadan çalışır” şeklinde değil, “HP’nin Yeni Zelanda’da doğrudan tüketiciye yönelik çevrim içi mağazası bulunmaz” şeklinde kuruyor.

Bu tercih sonucu bütünüyle değiştiriyor. Eğer RPM kaldırıldığında aynı satış kanalı ve aynı hizmet düzeyi korunacak olsaydı, fiyat serbestisinin sağlayacağı marka içi rekabet daha ağır basabilirdi. Fakat Komisyona göre gerçekçi alternatif kanalın tamamen ortadan kalkması. Bu durumda tartıya, RPM’in tek başına teorik etkileri değil, onun mümkün kıldığı ek çevrim içi kanalın fiyat ve hizmet rekabetine katkısı da giriyor. Kararın iktisadi mesajı açık: Rekabetçi etki, davranışın adıyla değil, davranışla birlikte ve davranış olmadan piyasanın alacağı hâller arasındaki farkla ölçülüyor.

Zarar Neden Görülmedi?

Komisyonun zarar tespit etmemesinin ilk nedeni ölçek. HP’nin çevrim içi mağazaları, HP’nin Yeni Zelanda satışlarının yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyor; HP’nin satışları da ilgili teknoloji ürünleri pazarlarının bütünü içinde sınırlı kalıyor. İkinci neden, güçlü marka içi ve markalar arası rekabet. Büyük perakendeciler ve diğer HP satıcıları kendi fiyatlarını belirlemeyi sürdürürken tüketiciler de çok sayıda rakip bilgisayar, yazıcı ve aksesuar markasına erişebiliyor. Bu yapı içinde HP’nin kendi mağazasındaki fiyatı kontrol ederek pazar genelinde fiyatları yükseltebilmesi veya perakendeciler arasındaki koordinasyonu kolaylaştırabilmesi gerçekçi görülmüyor.

Üçüncü neden ise uygulamanın amacı ve fiili kullanımı. HP, fiyat kontrolünü mağazada yüksek bir fiyat tabanı yaratmak için değil kendi kampanya ve indirim stratejisini uygulayabilmek için kullanıyor. Komisyon, 2021’de verilen ilk beş yıllık izinden[5] sonraki dönemde mağazadaki fiyatların rekabetçi kaldığını ve sık kampanyalar yürütüldüğünü gözlemliyor. Dolayısıyla teoride indirimleri engelleyebilecek bir araç, bu dosyada HP’nin doğrudan kanalında indirimlerin merkezi biçimde yönetilmesini sağlayan dar bir mekanizma olarak işliyor.

Fayda Küçük, Ama Pozitif

Komisyonun tespit ettiği faydalar iddialı değil; kararın ikna edici taraflarından biri de tam olarak bu ölçülü dil. HP mağazasının varlığı, zaman zaman diğer kanallardan daha avantajlı kampanyalar sunarak marjinal de olsa fiyat rekabeti yaratıyor. Bunun yanında hızlı ve öngörülebilir teslimat, farklı ödeme ve teslimat seçenekleri, kolay iade ve geri ödeme süreçleri, daha geniş ürün çeşitliliği ve özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelere yönelik ek hizmetler fiyat dışı rekabete katkı sağlıyor.

Bu faydalar niceliksel olarak hesaplanamamış ve yıllık etkilerinin küçük olacağı kabul edilmiş. Buna karşılık Komisyon, düzenlemeden kaynaklanan gerçek bir fiyat veya kalite zararı da tespit etmiyor. Denge tablosu bu nedenle “büyük fayda–katlanılabilir zarar” şeklinde değil; “gerçek bir zarar yok–küçük fakat pozitif fayda var” şeklinde kuruluyor. 2021’de yalnızca teorik olan bu beklentilerin beş yıllık uygulama döneminde kısmen doğrulanmış olması da yeni iznin dayanağını güçlendiriyor.

On Yıllık Süre Fazla mı?

Kararın en tartışmaya açık yönü, iznin on yıl süreyle verilmesi. Taslak karar sürecinde görüş bildiren iki paydaş, teknoloji pazarlarının bu kadar uzun bir sürede nasıl değişeceğinin öngörülemeyeceğine dikkat çekmiş. Üreticilerin perakendeye doğru dikey bütünleşmesi, müşteri, davranış ve işlem verileri üzerindeki kontrolün artması, kapalı ekosistemlerin tüketici bağlılığını güçlendirmesi ve algoritmik fiyatlandırma araçlarının gelişmesi bugün sınırlı görünen modelin ileride farklı etkiler doğurmasına yol açabilir.

Komisyon buna rağmen, 2021’den beri edinilen deneyimi, mağazanın düşük satış payını ve devam eden güçlü rekabetçi baskıyı dikkate alarak on yıllık süreyi uygun buluyor. Burada önemli bir nüans var: Komisyon, on yılın izinler bakımından varsayılan süre olmadığını ve her başvurunun kendi koşullarına göre değerlendirilmesi gerektiğini özellikle belirtiyor. Yine de hızla değişen dijital perakende ortamında on yıllık iznin, kararın en cesur tercihi olduğu söylenebilir. Bugünkü dar kapsamın zaman içinde genişlememesi ve bağımsız perakendecilerin rekabetçi rolünün aşınmaması, kararın isabetini belirleyecek.

Sonuç: Etiketten Önce Mekanizma

HP Yeni Zelanda kararı, yeniden satış fiyatının tespitine genel bir hoşgörü getirmiyor. İzin, düşük satış payı, güçlü marka içi ve markalar arası rekabet, diğer dağıtım kanallarının fiyat serbestisinin korunması, uygulamanın geçmiş beş yılda somut zarar doğurmaması ve RPM olmadan çevrim içi mağazanın muhtemelen piyasadan çekilecek olması gibi oldukça özgün koşulların birleşimine dayanıyor.

Yine de kararın daha genel bir dersi var: Rekabet hukukunda biçim önemlidir, fakat ekonomik mekanizma daha önemlidir. Aynı fiyat kontrolü, bir dosyada perakendecilerin indirim yapmasını engelleyen klasik bir dikey kısıtlama; başka bir dosyada ise üreticinin markalı çevrim içi kanalını ayakta tutan sınırlı bir işletim unsuru olabilir. Bu ayrım yasak davranışı görünmez kılmaz, ancak kamu yararı değerlendirmesinin neden somut olayın gerçeklerine dayanması gerektiğini güçlü biçimde ortaya koyar. On yılın sonunda kararın doğruluğunu gösterecek soru da basit: Dar istisna gerçekten dar mı kaldı, yoksa dijital dağıtımın yeni normaline mi dönüştü?


[1] https://www.comcom.govt.nz/news-and-media/news-and-events/2026/commission-authorises-hp-new-zealand-to-engage-in-resale-price-maintenance/

[2] https://www.comcom.govt.nz/assets/Documents/timeline/2026-NZCC-38-HP-New-Zealand-Authorisation-Final-Determination-18-August-2026.pdf

[3] https://www.comcom.govt.nz/assets/Documents/timeline/HP-New-Zealand-Draft-Determination-9-July-2026.pdf

[4]https://www.comcom.govt.nz/assets/Documents/timeline/HP-New-Zealand-Authorisation-Application-1-May-2026.pdf

[5]https://www.comcom.govt.nz/assets/pdf_file/0025/264418/5B20215D-NZCC-14-HP-New-Zealand-Final-determination-30-August-2021.pdf

Share on Facebook Share on Twitter Share via email Share on LinkedIn
Şimdi kayıt olun
Son blog yazılarımızı e-posta ile alın.
Gönder
dikey anlaşmalar, HP, kamu yararı testi, RPM, Yeni Zelanda Ticaret Komisyonu, Yeniden satış fiyatının tespiti
Bora İkiler

Bora İkiler

Bora İkiler rekabet hukuku, şirketler hukuku, ticaret hukuku, veri koruma hukuku ve sözleşme hukuku alanlarında engin bir deneyime sahiptir. Bora, yerli ve yabancı şirketlere, günlük faaliyetlerinde, hukuka uyum süreçlerinde ve birleşme ve satın alma işlemlerinde danışmanlık sağlamaktadır. Bora, rekabeti sınırlayıcı anlaşma ve uygulamalar için Rekabet Kurumu’na yapılan bildirim ve muafiyet başvurularının hazırlanması, inceleme sürecinin yürütülmesi ve sonuçlandırılması konularında müvekkillerine destek olmaktadır. Kendisi birleşme ve devralmaların kontrolü, pişmanlık süreçleri ve Rekabet Kurumu tarafından yürütülen ön araştırma ve soruşturma süreçlerinde çok sayıda müvekkili temsil etmiştir. Sağlık, otomotiv, perakende gibi dikey ilişkilerin yoğun olduğu ve rekabet hukuku açısından hassas sektörlerde yoğun bir tecrübeye sahiptir. Bunun yanında, bankacılık, içecek, çimento, biletleme ve televizyon yayıncılığı sektörlerinde de projelerde yer almıştır.

Bütün makaleler Tam biyografi

Cansu Karataş

Cansu Karataş

İLGILI MAKALELER

  • Rekabet Hukuku

Avrupa Süper Liginde VAR (!) Sonuçları Açıklandı: ABAD Rekabet İhlali Tespit Etti

Yazar Barış Yüksel
  • Muafiyet ve Menfi Tespit
  • Otomotiv
  • Rekabet Hukuku

Otomobil cephesinde yeni bir şey var mı? AB komisyonu, motorlu taşıtlara yönelik muafiyet kurallarını inceliyor

Yazar Bora İkiler
  • Elektrikli Araçlar
  • Regülasyonlar
  • Rekabet Hukuku

“Elektrikli Araçlar Şarj Altyapısı ve Rekabet Sorunları” – Şahin Ardıyok ve Ramiz Arslan, Bilgi Üniversitesi Rekabet Hukuku Seminerlerinde Anlatıyor

Yazar Rekabet regulasyon

Balcıoğlu Selçuk Eymirlioğlu Ardıyok Keki

Balcıoğlu Selçuk Eymirlioğlu Ardıyok Keki (“BASEAK”) İstanbul’da kurulmuş, hukukun tüm alanlarında hizmet vermekte olan bir hukuk bürosudur. 2007’den beri müvekkillerimize Türkiye’de yürüttükleri faaliyetlerinde ve büyüme planlarında titiz ve güvenilir hukuki çözümler sunmaktayız.

Özel kişilerden, girişimcilere, kuruluş aşamasındaki küçük şirketlerden, devlet kuruluşlarına, orta ve büyük ölçekli özel ve halka açık şirketlerden uluslararası ve küresel holdinglere varıncaya kadar her ölçekten şirketin hukuki ihtiyaçlarına yönelik hizmet vermekteyiz.

Şimdi kayıt olun

Blog yazılarımızı e-posta ile alın.

Kayıt ol

Kategori̇ler

  • Bankacılık
  • Birleşme ve Devralma ve Ortak Girişim
  • Diğer Endüstriler
  • E-Ticaret
  • Elektrikli Araçlar
  • Enerji
  • Finansal Regülasyon
  • Genel
  • Gümrük Hukuku
  • Hakim Durumun Kötüye Kullanılması
  • Hızlı Tüketim Malları
  • Hukuk ve İktisat
  • İdare Hukuku
  • Ilac ve Sağlık
  • İnovasyon
  • Kişisel Verilerin Korunması
  • Maden Hukuku
  • Muafiyet ve Menfi Tespit
  • Otomotiv
  • Pişmanlık Uygulamaları
  • Regülasyonlar
  • Rekabet Hukuku
  • Rekabet İktisadı
  • Rekabet Uyum Programı
  • Rekabete Aykırı Anlaşmalar
  • Suç Gelirlerinin Aklanması ve Terörizmin Finansmanı
  • Telekomünikasyon, Teknoloji ve Medya
  • Uluslararası Ticaret
  • Usul Kuralları ve Cezalar
  • Uyum
  • Yapay Zeka
  • Yerinde İncelemeler
  • Yolsuzluk

© 2026 Dentons

  • © BASEAK 2024
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Kuralları