İçeriğe geç

Tarafından getirildi

logo

Rekabet ve Regülasyon

En yeni haberler, değişiklikler, kararlar, değerlendirmeler…

open menu close menu

Rekabet ve Regülasyon

  • Anasayfa
  • Hakkımızda

Avukat Yazışmalarındaki Gizlilik Koruması Atlantik’i Aşamadı: AB Genel Mahkemesi, Broadcom’un İhtiyati Tedbir Talebini Reddetti

Yazar Bora İkiler and Naz Semercioglu
12 Ağustos 2026
  • Rekabet Hukuku
Share on Facebook Share on Twitter Share via email Share on LinkedIn

Geçtiğimiz haftalarda yayımladığımız yazımızı[1], ABAD’ın yerinde incelemelere ilişkin kararının ardından gelişmeleri takip etmeye ve sizleri güncel tutmaya devam edeceğimizi belirterek noktalamıştık. Bunu gerçekleştirmek için uzun süre beklememiz gerekmedi. Bu kez gündemde, Komisyon’un bilgi edinme yetkilerinin bir diğer sınırını sorgulayan Broadcom var. AB Genel Mahkemesi Başkanı, 3 Ağustos 2026’da yayımlanan kararıyla[2], Broadcom ve VMware International’ın Komisyon’un bilgi talebine karşı yaptıkları ihtiyati tedbir başvurusunu reddetti. Uyuşmazlığın merkezinde ise bu kez ne kişisel telefonlar ne de WhatsApp yazışmaları yer alıyor. Tartışmanın konusu, ABD hukukunda avukat-müvekkil gizliliği kapsamında korunan şirket içi avukat yazışmalarının, bir AB rekabet soruşturmasında Komisyon’a sunulmak zorunda olup olmadığı.

Uyuşmazlığın Arka Planı: VMware Lisanslamasından Lüksemburg’a

Komisyon bir süredir, Broadcom’un VMware’i devralmasının ardından benimsediği lisanslama uygulamalarını mercek altında tutuyor. Soruşturmayı tetikleyen durumlar arasında, Avrupa’daki bulut altyapı hizmeti sağlayıcılarını temsil eden CISPE gibi şikâyetçilerin, Broadcom’un hakkaniyete aykırı lisanslama koşulları uyguladığı yönündeki iddiaları bulunuyor. Bu soruşturma kapsamında Komisyon, Broadcom’dan çeşitli bilgi ve belgeler talep etti. Broadcom ise Mayıs 2026’da Genel Mahkeme’ye başvurarak bilgi talebinin kimi unsurlarına itiraz etti ve dava sonuçlanıncaya kadar talebin yürütmesinin durdurulmasını istedi.

İtirazın odağında ise belirli bir belge kümesi bulunuyor. Broadcom’a göre talep edilen yazışmaların bir kısmı, şirketin ABD’de görev yapan şirket içi avukatlarının Amerikan hukukuna ilişkin verdiği hukuki görüşleri içeriyor. ABD hukukunda bu nitelikteki yazışmalar avukat-müvekkil gizliliği kapsamında korunuyor ve otoritelere sunulmaktan muaf tutuluyor. AB hukukunun yaklaşımı ise farklı. Avrupa’da şirketler ile bünyelerinde istihdam ettikleri avukatlar arasındaki yazışmalar, kural olarak bu korumadan yararlanamıyor. Uyuşmazlık da esasen bu farktan kaynaklanıyor. Dolayısıyla bu itirazın odağındaki soru bir belge ABD’de gizlilik korumasına sahipse, bu koruma Atlantik’i aşıp Komisyon’a karşı da ileri sürülebilir mi?

İhtiyati Tedbir Ne Sağlar, Ne Sağlamaz?

Kararı doğru konumlandırmak için kısa bir usul hatırlatması yapmak faydalı olacaktır kanaatindeyiz. Şöyle ki, Broadcom’un Lüksemburg’da aslında iki ayrı talebi var. İlki, Komisyon’un bilgi talebinin hukuka aykırı bulunarak iptal edilmesi. Bu, sonuçlanması uzun zaman alabilecek asıl dava. İkincisi ise bu dava görülürken bilgi talebinin askıya alınması, diğer bir deyişle, şirketin şimdilik belgeleri teslim etmek zorunda kalmaması yönünde ihtiyati tedbir uygulanması. Zira AB hukukunda dava açmak, dava konusu işlemi kendiliğinden durdurmuyor[3], işlemin dava süresince askıya alınmasını isteyen tarafın bunu ayrıca talep etmesi gerekiyor ve bu talepleri Genel Mahkeme Başkanı ivedilikle karara bağlıyor. Dolayısıyla Broadcom davayı kaybetmiş değil. Asıl dava yoluna devam ediyor ve şirketin tedbir kararına karşı kanun yoluna başvurma imkânı da var. Ancak ret kararının pratik sonucu önemli. Yargılama sürerken bilgi talebi yürürlükte kalıyor ve Komisyon tartışmalı belgelere erişebiliyor. Tedbir aşamasındaki değerlendirmeler esasa ilişkin son söz olmasa da mahkemenin meseleye ilk bakışta nasıl yaklaştığını göstermesi bakımından yol gösterici.

Genel Mahkeme Başkanı Ne Dedi?

Talebi inceleyen Genel Mahkeme Başkanı Marc van der Woude, Broadcom’un dayandığı temel argümanı ilk bakışta ikna edici bulmadı. Başkana göre bir yazışmanın ABD hukukunda korunuyor olması, AB hukukunda da aynı korumanın doğduğu anlamına gelmiyor. İki taraf arasında, Komisyon’un bu tür bilgilere ulaşmasını sınırlandıran bir uluslararası anlaşma da bulunmuyor. Broadcom’un işaret ettiği uluslararası nezaket ilkesi (comity) bakımından ise Başkan, otoritelerin birbirlerinin yetki alanlarına saygı gösterme çabasının uygulamada karşılığını bulduğunu, Komisyon’un da somut olayda bazı yazışmaları talep kapsamı dışında bırakarak bu yönde hareket ettiğini belirtiyor.

Kararda soruşturmanın AB ile bağlantısına da değiniliyor. Başkan’a göre soruşturma VMware’in Avrupa’daki işlerini konu aldığından, istenen belgeler başka ülkelerle bağlantılı olsa dahi soruşturmada pekâlâ işe yarayabilir. Dolayısıyla Komisyon’un bunları istemesinde bu aşamada bir sorun görünmüyor. Üstelik belgenin türü de kimin kaleme aldığı da bu değerlendirmeyi değiştirmiyor. Başkan, AB dışındaki ülkelerde ruhsata sahip şirket içi avukatlardan çıkan yazışmalar bakımından dahi belgelerin istenmesine bu aşamada bir engel görmedi.

Kararın belki de en dikkat çekici yönü, sistemik etkiye ilişkin gerekçesi. Başkana göre Broadcom’un talebinin kabulü, soruşturma altındaki her teşebbüsü benzer itirazlar ileri sürmeye ve üçüncü ülkede ruhsatlı şirket içi avukatlarla yapılan yazışmaların kapsam dışı bırakılmaması hâlinde ihtiyati tedbir istemeye teşvik edebilirdi. Böyle bir durumda Komisyon’un, esas dava kesinleşinceye kadar şirket içi avukat yazışmalarının tamamına erişimden fiilen mahrum kalması gibi gerçek bir risk doğardı. Başkan, rekabet kurallarının etkin biçimde uygulanmasındaki genel menfaatin bu tür sistemik sonuçlarla bağdaşmayacağını ifade ederek talebi reddetti.

Tanıdık Bir Fay Hattı: Şirket İçi Avukat Meselesi

Karar, AB rekabet hukukunun en eski tartışmalarından birinin üzerine oturuyor. ABAD, kökleri AM&S kararına uzanan ve Akzo Nobel kararıyla pekişen içtihadında, avukat-müvekkil gizliliği korumasını yalnızca teşebbüsten bağımsız ve bir AB üyesi devlette ruhsatlı avukatlarla yapılan yazışmalara tanıyor[4]. Teşebbüsle arasında istihdam ilişkisi bulunan şirket içi avukatlar, bağımsızlık ölçütünü karşılamadıkları gerekçesiyle bu korumanın dışında tutuluyor. Broadcom kararı ise bu çizginin üçüncü ülke boyutunu ihtiyati tedbir düzleminde görünür kılıyor. Yazışmanın yazarı ABD’de ruhsatlı bir avukat olsa ve yazışma ABD hukukunda korunsa bile, AB soruşturması bakımından sonuç şimdilik değişmiyor.

Önceki yazımızda ele aldığımız gelişmelerle birlikte okunduğunda tablo daha da netleşiyor. Vivendi/Lagardère ve Meta dosyalarında tartışma, bilgi taleplerinin kişisel cihazlara ve özel nitelikli verilere uzanıp uzanamayacağı üzerineydi. Broadcom dosyası ise aynı yetkinin bir başka hassas alana, hukuki görüş içeren yazışmalara uzanışını konu ediniyor. Cephe değişse de ana eksen aynı. AB yargısı, Komisyon’un bilgi edinme araçlarının sınırları çizilirken soruşturmaların etkinliğine belirgin bir ağırlık vermeye devam ediyor.

Türkiye Bakımından Bir Değerlendirme

Tartışma Türk rekabet hukuku uygulaması için de yabancı değil. Bilindiği üzere 4054 sayılı Kanun’da avukat-müvekkil gizliliğine ilişkin açık bir hüküm bulunmuyor ve bu alan Kurul içtihadı ile ikincil düzenlemelerle şekillenmiş durumda. Kurul’un Enerjisa Kararı’nda[5] ortaya koyduğu ve Yerinde İncelemelerde Dijital Verilerin İncelenmesine İlişkin Kılavuz[6]’da da yer bulan yaklaşıma göre koruma, teşebbüsle arasında istihdam ilişkisi bulunmayan bağımsız bir avukatla yapılan ve savunma hakkının kullanılmasıyla doğrudan ilgili olan yazışmaları kapsıyor. Bu koşulları taşımayan belgeler örneğin şirket içi avukatlarla yapılan yazışmalar, korumadan yararlanamıyor. Kurul’un yakın tarihli kararları da bu çizginin benimsenmeye devam ettiğini gösteriyor[7]. Türkiye uygulamasının bağımsızlık ölçütü bakımından AB yaklaşımıyla paralel ilerlediği söylenebilir. Broadcom dosyasının gündeme getirdiği üçüncü ülke imtiyazı sorusu ise Türkiye’de henüz görünür bir tartışma başlığı değil. Ne var ki çok uluslu şirketlerin küresel hukuk departmanlarıyla çalıştığı bir dünyada, benzer bir sorunun bir gün Kurul incelemelerinde de ortaya çıkması sürpriz olmayacaktır.

Sonuç Yerine…

Broadcom kararı bir ihtiyati tedbir kararı ve esasa ilişkin son sözü söylemiyor. Yine de verdiği sinyal açık. Soruşturmanın etkinliği ile gizlilik korumasına tabi olduğu ileri sürülebilecek yazışmalar karşı karşıya geldiğinde, AB yargısının terazisi en azından tedbir aşamasında soruşturmadan yana ağır basıyor. Önümüzdeki dönemde bilgi talepleri cephesi hareketli kalmaya devam edecek. Vivendi temyiz dosyası[8], Meta dosyalarında beklenen nihai karar[9] ve şimdi de Broadcom’un esas davası, Komisyon’un bilgi edinme yetkilerinin sınırlarını adım adım netleştireceğe benziyor. Gelişmeleri takip etmeye ve blog yazılarımız ile sizleri güncel tutmaya devam edeceğiz.


[1]“Yerinde İncelemelerde Yeni Rota: ABAD’dan İş E-postalarına Yeşil, Kişisel Cihazlara Kırmızı Işık”, Rekabet ve Regülasyon, 23.07.2026, https://www.rekabetregulasyon.com/7935/

[2]Genel Mahkeme Başkanı’nın 03.08.2026 tarihli kararı, T-280/26 R, Broadcom ve VMware International / Komisyon. Karara konu talepler, Komisyon’un AT.40924 sayılı soruşturması kapsamında gönderilmiştir.

[3] Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın 278. maddesi uyarınca ABAD önünde dava açılması, dava konusu işlemin yürütmesini kendiliğinden durdurmaz; ancak mahkeme, koşulların varlığı hâlinde işlemin askıya alınmasına veya gerekli diğer geçici tedbirlere (m. 279) hükmedebilir. Bunun için başvurucudan, davasının ilk bakışta ciddi görünmesi ve tedbir verilmediği takdirde ciddi ve telafisi güç bir zararın doğacak olması gibi koşulları birlikte sağlaması beklenir.

[4]ABAD’ın 14.09.2010 tarihli kararı, C-550/07 P, Akzo Nobel Chemicals ve Akcros Chemicals / Komisyon; ayrıca ABAD’ın 18.05.1982 tarihli kararı, 155/79, AM&S Europe / Komisyon.

[5]Rekabet Kurulu’nun 06.12.2016 tarihli ve 16-42/686-314 sayılı Enerjisa kararı.

[6]Rekabet Kurumu, Yerinde İncelemelerde Dijital Verilerin İncelenmesine İlişkin Kılavuz (2020).

[7]Bkz. örn. Rekabet Kurulu’nun 17.08.2023 tarihli ve 23-39/735-252 sayılı Oriflame kararı.

[8] Vivendi, AB Genel Mahkemesi’nin 03.06.2026 tarihli kararlarına (T-1097/23, Vivendi SE / Komisyon ve T-1119/23, Lagardère SA / Komisyon) karşı temyiz yoluna başvuracağını 09.06.2026 tarihli açıklamasıyla duyurmuştur; bkz. https://www.vivendi.com/en/press-release/vivendi-will-lodge-an-appeal-before-the-court-of-justice-of-the-european-union/.

[9] C-496/23 P, Meta Platforms Ireland / Komisyon (Facebook Marketplace) ve C-497/23 P, Meta Platforms Ireland / Komisyon (Facebook Data). Hukuk Sözcüsü Rantos’un 26.02.2026 tarihli görüşü için bkz. ABAD’ın 24/26 sayılı basın bülteni, https://curia.europa.eu/site/upload/docs/application/pdf/2026-02/cp260024en.pdf

Share on Facebook Share on Twitter Share via email Share on LinkedIn
Şimdi kayıt olun
Son blog yazılarımızı e-posta ile alın.
Gönder
Bora İkiler

Bora İkiler

Bora İkiler rekabet hukuku, şirketler hukuku, ticaret hukuku, veri koruma hukuku ve sözleşme hukuku alanlarında engin bir deneyime sahiptir. Bora, yerli ve yabancı şirketlere, günlük faaliyetlerinde, hukuka uyum süreçlerinde ve birleşme ve satın alma işlemlerinde danışmanlık sağlamaktadır. Bora, rekabeti sınırlayıcı anlaşma ve uygulamalar için Rekabet Kurumu’na yapılan bildirim ve muafiyet başvurularının hazırlanması, inceleme sürecinin yürütülmesi ve sonuçlandırılması konularında müvekkillerine destek olmaktadır. Kendisi birleşme ve devralmaların kontrolü, pişmanlık süreçleri ve Rekabet Kurumu tarafından yürütülen ön araştırma ve soruşturma süreçlerinde çok sayıda müvekkili temsil etmiştir. Sağlık, otomotiv, perakende gibi dikey ilişkilerin yoğun olduğu ve rekabet hukuku açısından hassas sektörlerde yoğun bir tecrübeye sahiptir. Bunun yanında, bankacılık, içecek, çimento, biletleme ve televizyon yayıncılığı sektörlerinde de projelerde yer almıştır.

Bütün makaleler Tam biyografi

Naz Semercioglu

Naz Semercioglu

Bütün makaleler

İLGILI MAKALELER

  • Rekabet Hukuku

Si Vis Pacem, Para Bellum: Taslak Uzlaşma Yönetmeliğine İlişkin Görüş ve Değerlendirmeler

Yazar Şahin Ardıyok, Bora İkiler, and Armanç Canbeyli
  • Rekabet Hukuku

2024 Yılında Rekabet Hukuku Dünyasında Neler Oldu? BCCT İşbirliği ile Gerçekleşen Webinar Kaydı Yayında!

Yazar Cansu Peker
  • Rekabet Hukuku

Eşikleri Ayarlama Enstitüsü: Dikey Muafiyet Rejiminde Geçerli Olacak Yeni Pazar Payları Belli Oldu

Yazar Bora İkiler

Balcıoğlu Selçuk Eymirlioğlu Ardıyok Keki

Balcıoğlu Selçuk Eymirlioğlu Ardıyok Keki (“BASEAK”) İstanbul’da kurulmuş, hukukun tüm alanlarında hizmet vermekte olan bir hukuk bürosudur. 2007’den beri müvekkillerimize Türkiye’de yürüttükleri faaliyetlerinde ve büyüme planlarında titiz ve güvenilir hukuki çözümler sunmaktayız.

Özel kişilerden, girişimcilere, kuruluş aşamasındaki küçük şirketlerden, devlet kuruluşlarına, orta ve büyük ölçekli özel ve halka açık şirketlerden uluslararası ve küresel holdinglere varıncaya kadar her ölçekten şirketin hukuki ihtiyaçlarına yönelik hizmet vermekteyiz.

Şimdi kayıt olun

Blog yazılarımızı e-posta ile alın.

Kayıt ol

Kategori̇ler

  • Bankacılık
  • Birleşme ve Devralma ve Ortak Girişim
  • Diğer Endüstriler
  • E-Ticaret
  • Elektrikli Araçlar
  • Enerji
  • Finansal Regülasyon
  • Genel
  • Gümrük Hukuku
  • Hakim Durumun Kötüye Kullanılması
  • Hızlı Tüketim Malları
  • Hukuk ve İktisat
  • İdare Hukuku
  • Ilac ve Sağlık
  • İnovasyon
  • Kişisel Verilerin Korunması
  • Maden Hukuku
  • Muafiyet ve Menfi Tespit
  • Otomotiv
  • Pişmanlık Uygulamaları
  • Regülasyonlar
  • Rekabet Hukuku
  • Rekabet İktisadı
  • Rekabet Uyum Programı
  • Rekabete Aykırı Anlaşmalar
  • Suç Gelirlerinin Aklanması ve Terörizmin Finansmanı
  • Telekomünikasyon, Teknoloji ve Medya
  • Uluslararası Ticaret
  • Usul Kuralları ve Cezalar
  • Uyum
  • Yapay Zeka
  • Yerinde İncelemeler
  • Yolsuzluk

© 2026 Dentons

  • © BASEAK 2024
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Kuralları