İçeriğe geç

Tarafından getirildi

logo

Rekabet ve Regülasyon

En yeni haberler, değişiklikler, kararlar, değerlendirmeler…

open menu close menu

Rekabet ve Regülasyon

  • Anasayfa
  • Hakkımızda

Korumacılık Kumarı: Tarifeler Doğrudan Yabancı Yatırımları (FDI) Teşvik Edebilir Mi?

Yazar Furkan Kaya
05 Mart 2026
  • Gümrük Hukuku
Share on Facebook Share on Twitter Share via email Share on LinkedIn

The Centre for Economic Policy Research – VoxEU[1]

Son yıllarda tarifeler, yani ithalat ya da gümrük vergileri, uluslararası ticaret politikasında yeniden önemli bir gündem maddesi haline geldi. Geleneksel olarak iç piyasayı korumak ve dış rekabeti sınırlamak için kullanılan tarifeler, günümüzde bir başka amaç kapsamında da dile getiriliyor: Ülkenin doğrudan yabancı yatırımlara (foreign direct investment – “FDI”) karşı cazibesini artırmak.

Özellikle 2025’te ABD Başkanı Trump tarafından duyurulan geniş kapsamlı ithalat tarifeleri, doğrudan yabancı yatırım cazibesini artırmak hedefiyle açıklandı[2] ve tarifelerin bu amaçla da uygulanabileceğinin açık sinyallerini verdi. Ana akım uluslararası ticaret teorisinde tarifelerin büyüme, refah ve fiyatlar üzerinde olumsuz etkileri olduğuna yönelik bir kanaat olmasına rağmen, FDI üzerindeki etkisinin net olmamasından ötürü, bu politika yaklaşımı yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.

Bu çerçevede, 2025 yılının sonunda Avrupa Merkez Bankası’nın (European Central Bank – “ECB”) Working Paper serisinde yayımlanan “The protectionist gamble: How tariffs shape greenfield foreign direct investment” adlı çalışma, tarifelerin greenfielddoğrudan yabancı yatırımlar üzerindeki etkilerini, kapsamlı bir veri seti ve ampirik analizle inceliyor[3]. Greenfield FDI, yabancı şirketlerin yeni üretim kapasitesi yaratmak üzere yaptığı yatırımları ifade ediyor ve bu nedenle ülkelerin yatırım çekme politikalarının gerçek ekonomik sonuçlarını daha net ortaya koyuyor.

ECB raporu, tarifelerin yalnızca ticareti korumakla kalmayıp aynı zamanda yabancı yatırım kararlarını nasıl etkilediğine odaklanıyor. Çalışma dönemini 2016 – 2023 olarak belirlerken, ticaret bariyerlerindeki değişiklikleri Global Trade Alert verileriyle, yatırım projelerini ise fDi Markets ve resmi FDI istatistikleriyle tespit ediyor.

Raporda elde edilen sonuçlar, politika yapıcılar için önemli bir mesaj içeriyor. Buna göre tarifeler bir ölçüde yatırım çekebilir gibi görünse de, özellikle imalat sektörü gibi üretim odaklı alanlarda etkileri karmaşık ve bazen olumsuz olabiliyor. Bu nedenle Rapor’da kısa vadeli korumacı politikaların, uzun vadeli yatırımı teşvik etmek yerine tedarik zinciri maliyetlerini artırarak yatırım kararlarını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiliyor.

Tarifelerin gittikçe gündemi meşgul ettiği bu ticari iklimde sizlerle ECB’nin bu çalışmasını inceliyoruz.

Tarifeler Yatırım Kararlarını Nasıl Şekillendiriyor?

Rapor’da öncelikle 2016 sonrasında uygulamaya konulan tarife önlemlerinde belirgin bir artış olduğu ortaya konuluyor.

ECB raporu, tarifelerin FDI üzerindeki etkilerini iki temel motivasyon üzerinden açıklıyor: i) Pazar arayışı (market-seeking FDI) ve ii) verimlilik arayışı (efficiency-seeking FDI).

Pazar arayışı firmaların tarifelerden kaçınmak için üretimi doğrudan tarifeyi uygulayan ülkeye kaydırmasıdır. Literatürde “tariff-jumping” olarak adlandırılan bu mekanizma, yüksek tarifelerin yabancı üreticileri ilgili ülkede üretim tesisi kurmaya yöneltebildiğini gösteriyor.

Buna karşılık verimlilik arayışı perspektifi, özellikle küresel değer zincirlerine entegre sektörlerde tarifelerin ara malı maliyetlerini artırarak yatırım kararlarını olumsuz etkileyebileceğini ortaya koyuyor. Dikey üretim yapısına sahip firmalar için geniş kapsamlı tarifeler, maliyet baskısı nedeniyle yatırımın ertelenmesine ya da tamamen iptal edilmesine yol açabiliyor.

Çalışma, 2016–2023 dönemine ilişkin kapsamlı veri seti üzerinden yürüttüğü ampirik analizde bu iki mekanizmanın somut sonuçlarını ortaya koyuyor. Aşağıdaki grafik, tarife artışlarının greenfield yatırım projelerinin sayısı üzerindeki etkisini yarı-esneklik katsayıları üzerinden gösteriyor:

Grafikte mavi sütunlar tüm sektörlerdeki toplam greenfield projeleri, kırmızı sütunlar ise yalnızca imalat projelerini temsil ediyor. Bulgular, toplam yatırımlar bakımından tarife artışlarının, özellikle orta ve yüksek yoğunluklu uygulamalarda, proje sayısında artışla ilişkili olduğunu gösteriyor. Başka bir ifadeyle, tarifelerin artırıldığı dönemlerde firmalar daha fazla greenfield yatırım projesi açıklıyor. Bu sonuç, tarifelerin ticareti yatırım ile ikame ettirdiğini ve “tariff-jumping” davranışının toplam düzeyde baskın olduğunu ortaya koyuyor.

Ancak aynı grafik, analiz imalat sanayi yatırımlarıyla sınırlandırıldığında etkinin yön değiştirdiğini gösteriyor. Özellikle yüksek yoğunluklu tarife artışlarının bir yıl içinde 1.500’den fazla ikili ürün bazlı tarife önleminin uygulandığı durumlarda,  imalat alanındaki greenfield yatırım projelerinde belirgin bir düşüşle ilişkili olduğu görülüyor. Kırmızı sütunların negatife dönmesi, geniş kapsamlı tarifelerin üretim odaklı yatırımlar üzerinde caydırıcı etki yarattığını ortaya koyuyor. Bu bulgu, imalat projelerinin büyük ölçüde ithal ara mallara ve entegre tedarik zincirlerine dayanmasıyla açıklanıyor: Tarifeler geniş bir girdi setini kapsadığında, maliyet artışı yatırımın cazibesini azaltıyor.

Dolayısıyla grafik, tek yönlü bir “tarifeler yatırımı artırıyor” sonucuna işaret etmiyor. Aksine, yatırımın niteliğine bağlı olarak farklı mekanizmaların devreye girdiğini gösteriyor. Toplam greenfield proje sayısındaki artış pazar arayışı motivasyonunun baskın olabileceğini düşündürürken, imalat yatırımlarındaki düşüş verimlilik arayışı ve maliyet duyarlı sektörlerde tarifelerin olumsuz etkisinin ağır bastığını ortaya koyuyor. Bu ayrışma, çalışmanın üçüncü bulgusuna da zemin hazırlıyor: Sektörler arasında homojen bir etki söz konusu değil. Nihai mal üretimine odaklı bazı sektörlerde yatırım artışı gözlemlenirken, ara mallar ve tedarik zinciri yoğun faaliyetlerde yatırımın gerilediği tespit ediliyor.

Bu çerçevede, rapor tarifelerin yatırım üzerindeki etkisinin basit bir “korumacı politika yatırım çeker” önermesine indirgenemeyeceğini gösteriyor. Etki, tarifenin kapsamına, yoğunluğuna ve sektörün küresel değer zincirlerindeki konumuna bağlı olarak farklılaşıyor. Tam da bu nedenle çalışma, tarifelerle yatırım çekme stratejisinin koşullara bağlı ve potansiyel olarak ters tepebilecek bir politika tercihi olduğuna işaret ediyor.

“Korumacı Kumar” Ters Tepebilir mi?

ECB çalışmasının ortaya koyduğu bulgular, tarifelerin yatırım çekme aracı olarak kullanımına ihtiyatla yaklaşılması gerektiğini gösteriyor. Tarife artışları belirli koşullarda toplam greenfield yatırım projelerinde artışla ilişkilendiriliyor ve bu durum, firmaların ticaret engellerini yatırım yoluyla aşmaya yöneldiğini düşündürüyor. Ancak tablo, özellikle imalat ve üretim yatırımları söz konusu olduğunda farklılaşıyor.

Yüksek yoğunluklu ve geniş kapsamlı tarife artışlarının imalat alanındaki greenfield yatırımlarla negatif ilişki göstermesi, maliyet kanalının belirleyici hale geldiğine işaret ediyor. İthal ara mallara ve entegre tedarik zincirlerine dayanan üretim yapılarında tarifeler, yalnızca dış rekabeti sınırlayan bir araç değil; aynı zamanda doğrudan bir girdi maliyeti artışı anlamına geliyor. Bu durum, verimlilik arayışı olan yatırımları caydırıyor ve üretim projelerinin ertelenmesine ya da iptal edilmesine yol açabiliyor.

Çalışma bu nedenle tarifelerle yatırım çekme stratejisinin otomatik olarak sanayi kapasitesini güçlendirmeyeceğini ortaya koyuyor. Aksine, geniş ölçekli ve yaygın tarife artışları küresel değer zincirlerinin maliyet yapısını bozarak üretim yatırımlarının sürdürülebilirliğini zayıflatabiliyor. Bu bağlamda, son dönemde ABD yönetimi tarafından yeniden gündeme getirilen kapsamlı tarife uygulamalarının küresel FDI akımlarını yeniden şekillendirme potansiyeli bulunuyor. Ancak bu politikanın, ticaret engellerini aşmak amacıyla yapılacak sınırlı yatırım artışları dışında, uzun vadeli ve kalıcı bir imalat yatırımı artışı sağlaması beklenmiyor.

Bu nedenle “korumacı kumar” ifadesi yerinde bir metafor niteliği taşıyor. Tarifeler bazı yatırımları ülkeye çekebiliyor ancak aynı zamanda tedarik zinciri maliyetlerini artırarak verimlilik odaklı yatırımları zayıflatıyor ve korumak istenen üretim rekabetçiliğini aşındırma riski taşıyor.


[1] İlgili görsel, Rapor’un yazarlarının The Centre for Economic Policy Research – VoxEU’da kaleme aldıkları yazılarından alınmıştır. Bkz. https://cepr.org/voxeu/columns/risk-tariffs-tool-attract-manufacturing-investment#footnote1_wc1b0uf

[2] Trump: “Companies will build right here, or pay the price”, Rose Garden, 2 Nisan 2025.

[3] Moder, Isabella and Spital, Tajda, The Protectionist Gamble: How Tariffs Shape Greenfield Foreign Direct Investment (November, 2025), ECB Working Papers,   https://www.ecb.europa.eu/pub/pdf/scpwps/ecb.wp3144~ab18c3e205.en.pdf (Son erişim tarihi 23.02.2026)

Share on Facebook Share on Twitter Share via email Share on LinkedIn
Şimdi kayıt olun
Son blog yazılarımızı e-posta ile alın.
Gönder
ABD, doğrudan yabancı yatırım, FDI, ithalat, korumacılık, Protectionism, tarife, Tariff-Jumping, ticaret politikası, trade policy, Trump, vergi
Furkan Kaya

Furkan Kaya

Bütün makaleler

Balcıoğlu Selçuk Eymirlioğlu Ardıyok Keki

Balcıoğlu Selçuk Eymirlioğlu Ardıyok Keki (“BASEAK”) İstanbul’da kurulmuş, hukukun tüm alanlarında hizmet vermekte olan bir hukuk bürosudur. 2007’den beri müvekkillerimize Türkiye’de yürüttükleri faaliyetlerinde ve büyüme planlarında titiz ve güvenilir hukuki çözümler sunmaktayız.

Özel kişilerden, girişimcilere, kuruluş aşamasındaki küçük şirketlerden, devlet kuruluşlarına, orta ve büyük ölçekli özel ve halka açık şirketlerden uluslararası ve küresel holdinglere varıncaya kadar her ölçekten şirketin hukuki ihtiyaçlarına yönelik hizmet vermekteyiz.

Şimdi kayıt olun

Blog yazılarımızı e-posta ile alın.

Kayıt ol

Kategori̇ler

  • Bankacılık
  • Birleşme ve Devralma ve Ortak Girişim
  • Diğer Endüstriler
  • E-Ticaret
  • Elektrikli Araçlar
  • Enerji
  • Finansal Regülasyon
  • Genel
  • Gümrük Hukuku
  • Hakim Durumun Kötüye Kullanılması
  • Hızlı Tüketim Malları
  • Hukuk ve İktisat
  • İdare Hukuku
  • Ilac ve Sağlık
  • İnovasyon
  • Kişisel Verilerin Korunması
  • Maden Hukuku
  • Muafiyet ve Menfi Tespit
  • Otomotiv
  • Pişmanlık Uygulamaları
  • Regülasyonlar
  • Rekabet Hukuku
  • Rekabet İktisadı
  • Rekabet Uyum Programı
  • Rekabete Aykırı Anlaşmalar
  • Suç Gelirlerinin Aklanması ve Terörizmin Finansmanı
  • Telekomünikasyon, Teknoloji ve Medya
  • Uluslararası Ticaret
  • Usul Kuralları ve Cezalar
  • Uyum
  • Yapay Zeka
  • Yerinde İncelemeler
  • Yolsuzluk

© 2026 Dentons

  • © BASEAK 2024
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Kuralları