ABD Temsilciler Meclisi Türkiye’ye Karşı Yaptırım Uygulanmasına İlişkin Yasa Tasarısı’nı Kabul Etti!

Yazarlar: Şahin Ardıyok, Dr. Selim Keki, Bora İkiler ve Hazar Başar

29 Ekim 2019 (Salı) tarihinde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Temsilciler Meclisi (“Temsilciler Meclisi”), Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne (“Türkiye”) yaptırım uygulanmasına dair kanun tasarısını (Protect Against Conflict by Turkey ActPACT Yasası” ve “Tasarı”) yapılan oylama sonucunda 403’e karşı 16 oy ile kabul edildi. ABD Başkanı Donald J. Trump’ın Başkanlık Kararnamesi ile uygulamaya koyduğu ve daha sonradan Suriye’nin kuzeyindeki gelişmelere ilişkin Türkiye ile varılan mutabakat sonucu bu yaptırımların kaldırılması, ABD’nin iç politikasında önemli bir tartışma konusu haline gelmişti. Bu tartışmaların ve Başkan Trump’ın dış politikada aldığı kararların Temsilciler Meclisi tarafından desteklenmemesi sonucu hem demokratlar hem de cumhuriyetçilerin desteğiyle (bipartisan support) Tasarı, Temsilciler Meclisi’nden geçti.

Doğrudan Türkiye’yi başlığında barındıran ilk yaptırım yasası olan PACT Yasası, Amerikan yaptırım rejimi bakımından değerlendirildiğinde oldukça geniş yaptırımlar içeriyor. Temsilciler Meclisi’nde kabul edilen ve Türkiye’ye karşı uygulanması planlanan yaptırımların kapsamını ve hem tüzel hem de gerçek kişiler bakımından mevcut ve potansiyel hukuki sonuçlarını sizler için derledik.

PACT Yasası’nın amacı ve genel çerçevesi nedir?

PACT Yasası’nın amacı, Türkiye’nin Suriye’deki askerî operasyonlarına karşı “ölçülü bir karşılık (appropriate response)” vermek olarak belirtilmektedir. Bu kapsamda, PACT Yasası’ndaki yaptırımlar, şu genel başlıklar altında öngörülmektedir:

  • Türkiye’nin üst düzey devlet görevlilerine karşı yaptırımlar
  • Türkiye’nin Suriye’deki askeri birliklerine yapılacak olan mühimmat tedarikinin yasaklanması
  • Suriye’deki Türk Silahlı Kuvvetleri’ne mühimmat sağlayan yabancı kişilere karşı yaptırımlar
  • PACT Yasası kapsamına giren yabancı finans kuruluşlarına karşı yaptırımlar
  • ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) kapsamındaki yaptırımlar

Her ne kadar Amerikan yaptırım rejimi anlamında bir yaptırım olarak değerlendirilemeyecekse de Tasarı ile Türkiye’nin Suriye’deki operasyonlarına ve bu operasyonların gidişatına (ateşkes, geri çekilme, ilerleme vb.) ilişkin düzenli raporlama mekanizmaları öngörülmektedir.

Türkiye’nin üst düzey devlet görevlilerine uygulanacak yaptırımların kapsamı nedir?

PACT Yasası uyarınca Türkiye’nin üst düzey devlet görevlilerine yaptırım uygulanması öngörülmektedir. Yaptırım uygulanması öngörülen kişiler arasında:

  • Milli Savunma Bakanı,
  • Genelkurmay Başkanı,
  • İkinci Ordu Komutanı,
  • Hazine ve Maliye Bakanı yer almaktadır.

Yukarıda yer alan kişiler haricinde:

  • Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine müdahalesinde etkin rol alan üst düzey Milli Savunma Bakanlığı yetkilileri,
  • SDF’ye (YPG/PYD), Kürt ve Arap sivillere ve Suriye’nin kuzeyinde yer alan diğer etnik azınlıklara müdahale edilmesinde etkin rol alan askeri personele,
  • Suriye’nin kuzeyindeki askeri müdahaleyi önemli ölçüde kolaylaştıran Türk yetkililere,
  • Suriye’de doğrudan ya da dolaylı olarak çatışma hukukunun ya da uluslararası insan hakları hukukun ihlal edilmesine sebebiyet veren ya da bu yönde girişimde bulunan Türk devlet yetkililerine ya da Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının ABD Dış İşleri Bakanlığı, Savunma Bakanlığı ve Ulusal İstihbarat Başkanlığı’nın ortak çalışması sonucu tespit edilmesi ve bunlarla ilgili bir liste oluşturulması öngörülmektedir. Bu listede yer alan kişilere de PACT Yasası kapsamında yaptırım uygulanması talep edilmektedir.

Yaptırım uygulanmasına karar verilen kişilerin öncelikle ABD içerisinde yer alan tüm varlıkları dondurulacak olup mal varlıklarının ABD’ye girmesi ya da herhangi bir Amerikalı kişisinin kontrolüne geçmesi durumunda başka bir yere transfer edilmesi mümkün olmayacaktır (Asset Blocking).

Ayrıca yaptırım konusu kişiler ABD için “kabul edilemez kişiler (aliens inadmissable for visas, admission or parole)” statüsüne alınmakta ve ABD’ye girmek için vize ve benzeri belgeler alamamakta, dolayısıyla ABD topraklarına girişleri kısıtlanmaktadır. Söz konusu kişilerin ABD’den vize almamasının yanında göç ve vatandaşlık yasalarına göre herhangi bir fayda elde etme imkânı da ortadan kaldırılmaktadır. Yaptırım uygulanan kişilerin hâlihazırda bulunan vize benzeri izinlerinin ise iptal edilmesi öngörülmektedir.

Ticareti kısıtlayıcı yaptırımlar neler?

PACT Yasası, Türkiye yetkililerine uygulanması öngörülen yaptırımların yanında Türkiye’nin doğrudan ve dolaylı olarak ticaretini engelleyecek yaptırımlar öngörmektedir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, Tasarı Türkiye’nin ABD’ye ihraç edeceği malları kapsamamakla birlikte Türk ekonomisi için ciddi yaptırımlar öngörmektedir.   

İlk olarak, Tasarı ile ABD’nin Silah İhracatını Denetleme Yasası (Arms Export Control Act) kapsamında yer alan malların, savunma hizmetlerinin ya da teknolojilerinin Suriye’nin kuzeyinde kullanılma ihtimali bulunması durumunda Türkiye’ye gönderilmesi yasaklanmaktadır.

İkinci olarak, ABD otoriteleri tarafından hazırlanacak ve 60 günde bir yenilenecek raporlar uyarınca PACT Yasası’nın yürürlüğe girmesinden sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’ne Suriye’nin kuzeyinde kullanabileceği mal, savunma hizmeti ya da teknoloji sağlayan yabancı kişilerin yukarıda belirtilen Türk yetkililer ile aynı yaptırımlara tabi kılınması öngörülmektedir.

Üçüncü yaptırım ise halihazırda ABD’de soruşturmalara konu olan Halk Bankası’nın faaliyetlerini kapsamaktadır. Yaptırım uyarınca Halk Bankası’nın ya da Halk Bankası’nın halefi olan şirketlerin ABD’de yer alan hesaplarının ve mal varlıklarının dondurulması öngörülmektedir.

PACT Yasası kapsamında, aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetleri ile önemli işlemler yapılmasını veya Suriye’deki operasyonlar ile bağlantısı olduğu ölçüde Türk savunma sanayisinin ciddi miktarda varlık transferi yapmasını “bilerek (knowingly)” kolaylaştıran finansal kuruluşlara da mal varlığı dondurma (Asset Blocking) yaptırımının uygulanması öngörülmektedir.

Dördüncü olarak ise Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füze savunma sistemlerini satın almasının ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (Countering America’s Adversaries Through Sanctions ActCAATSA”) kapsamında önemli bir işlem/satın alma (significant transaction/purchase) olduğu belirtilmektedir. Bu kapsamda, ABD Başkanı’nın daha önce uygulamaya koymadığı CAATSA’nın 235. bölümü kapsamında en az beş yaptırım uygulaması öngörülmektedir. CAATSA ile ilgili ayrıntılı bilgiye “Türkiye – ABD İlişkilerinde Yeni Bir Hukuki Boyut: CAATSA” başlıklı yazımızdan ulaşabilirsiniz.

Bahse konu yaptırımları uygulamak ve gerekli adımları atmak amacıyla ABD başkanı görevlendirilmiş olmakla beraber insancıl hukukun gerekleri ve belirli durumlar altında (örn: NATO ve ABD operasyonlarının sekteye uğratılmaması) yaptırımların askıya alınması için çeşitli istisnalar öngörülmüştür.

Belirtmek gerekir ki tıpkı CAATSA yaptırımları bakımından söz konusu olduğu gibi PACT Yasası kapsamında da ABD Başkanı’nın söz konusu yaptırımların uygulanmasını belirli bir süre için ertelemesi ve/veya yaptırımları yürürlükten kaldırması belirli usuli şartların gerçekleştirilmesi halinde mümkündür. Bu kapsamda, ABD Başkanının;

  • ABD ulusal güvenliği bakımından gerekli olması,
  • Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki askerî operasyonlarını sona ermesi
  • Türkiye’nin DAEŞ ile mücadeleyi engellemediğine ilişkin karar vermesi durumunda, bu kararını Kongre’nin ilgili komitesine sunarak yaptırımların uygulanmasını 90 günden fazla olmayacak şekilde erteleyebilir. Erteleme kararı, bir defaya mahsus olmak üzere 90 güne kadar uzatılabilir.

İlaveten ABD Başkanı;

  • Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki operasyonları durdurduğuna,
  • NATO müttefiki veya DAEŞ ile Mücadele Koalisyonu’nun bir parçası olarak katıldığı operasyonlar haricinde, Türkiye’nin tüm kuvvetlerini Suriye’nin kuzeyinden çektiğine,
  • Türkiye’nin DAEŞ ile mücadeleyi engellemediğine ilişkin kararını ilgili Kongre komitesine yazılı olarak sunmak suretiyle yaptırımların kaldırılmasına karar verebilir.

Son olarak belirtmek gerekir ki, Temsilciler Meclisi’nden geçen PACT Yasası’nın bir sonraki durağı Senato. Yasa tasarısı, Senato’nun onayından geçmesinin akabinde ABD Başkanı Trump’ın imzasına sunulacak. Trump’ın Yasa tasarısını veto yetkisinin bulunduğunun, ancak Senato ve Temsilciler Meclisi’nin her ikisinin de veto üzerine üçte iki çoğunlukta tasarıyı yeniden hiçbir değişiklik yapmaksızın onaylaması durumunda kanunlaştırabileceğinin altını çizmek gerekir.

ABD Türkiye’ye Yaptırım Uygulanmasına Yeşil Işık Yaktı!

Yazarlar: Şahin Ardıyok, Dr. Selim Keki ve Bora İkiler

14 Ekim 2019 günü Amerika Birleşik Devletleri (“ABD”) başkanı Donald J. Trump Türkiye’ye bir dizi yaptırım uygulanmasını öngören bir Başkanlık Kararnamesi’ni imzalamıştır. Her ne kadar Başkanlık Kararnamesi kendi başına bir yaptırım uygulamasa da; burada sıralanan yaptırımların, herhangi bir ön bildirime gerek olmaksızın uygulanması için çeşitli ABD kurumlarına, yetki vermektedir. Kararname ile yetkilendirilen kurumların başında gelen Yabancı Varlıkları Kontrol Kurumu – Office of Foreign Assests Control (“OFAC”) ise kararname ile eş güdümlü olarak bu yetkisini kullanmış durumdadır. Bu kapsamda, üç farklı genel lisans kararı yayımlayan OFAC, Trump tarafından öngörülen yaptırımların bir kısmını yürürlüğe sokmuştur. Bugün itibari ile yürürlükte olan yaptırımların kapsamı ile bunların ülkemiz iş çevrelerine olan etkilerine ilişkin açıklamalarımızı aşağıda dikkatinize sunarız.

Yaptırımlar kimleri hedef alıyor?

•     Türkiye’nin mevcut ve/veya eski devlet görevlileri,

•     Türkiye’nin kamusal nitelikli kurum ve iktisadi kuruluşları,

•     ABD’nin yaptırım uygulamaya karar vereceği sektörde faaliyet gösteren şirketler ve kişiler,

•     Yaptırım uygulanan kişilere finansal, teknolojik veya benzer maddi fayda sağlayan diğer kişiler,

•     Yaptırım uygulanan kişilerin adına hareket eden kişiler,

•     Suriye’deki mevcut durumda etkisi olan kişi ve/veya kuruluşlar,

•     Yaptırım uygulanan kişiler adına bilerek işlem yapan ya da işlem yapılmasını kolaylaştıran yabancı finansal kuruluşlar.

Kimler dikkat etmeli?

ABD yaptırım rejimi, temel olarak ABD Kişileri (US Persons) tanımına giren kişi ve kurumlara uygulanmaktadır. ABD Kişileri’nin tanımı ise geniş bir kapsama sahiptir ve yalnızca ABD vatandaşlarını değil aşağıda yer alan tüm kişi ve kuruluşları kapsamaktadır:

•     ABD vatandaşları,

•     Yeşil kart sahipleri,

•     ABD topraklarında sürekli ikamet eden yabancı uyruklu kişiler,

•     ABD hukukuna göre kurulmuş tüm şirketler,

•     Bu şirketlerin diğer ülkelerde faaliyet gösteren şubeleri ve temsilcilikleri,

•     Fiili olarak ABD topraklarında bulunan tüm kişi ve kuruluşlar.

Ayrıca, yabancı finansal kuruluşlar da yaptırım rejimine uyması gerekenler arasında yer almaktadır. Son olarak, hakkında yaptırım uygulanan kişilere finansman, teknoloji veya benzer konularda önemli destek sağlayanlar da, ABD kişisi olmasalar dahi yaptırıma maruz kalabilecekler.

Yaptırımların kapsamı nedir?

Başkanlık Kararnamesi, toplam on iki adet yaptırım seti öngörmektedir. Çeşitli seviyelerden kişi ve kuruluşlara, farklı alanlardan pek çok yaptırım öngören bu setler arasında en öne çıkanlar ise aşağıda münferit detayları anlatılan birinci, ikinci ve üçüncü yaptırım setleridir.

Geriye kalan yaptırım setleri ise temel olarak ilk üç yaptırım setini etkisiz bırakacak uygulamaları yasaklamakta ve bu amaçla yaptırıma tabi kişilere mal veya hizmet sağlanması ile bunlar üzerinden mal veya hizmet alınmasına ilişkin birtakım kısıtlamalar getirmektedir.

– Birinci yaptırım seti

İlk yaptırım seti kapsamında, yaptırım uygulanan kişilerin varlıklarının ABD’de yer alması veya ABD Kişileri’nin mülkiyetine ya da kontrolüne geçmesi durumlarında; bu varlıkların transfer edilmesi, geri verilmesi ya da geri çekilmesi yasaklanmaktadır.

– İkinci yaptırım seti

İkinci yaptırım seti kapsamında, yaptırım uygulanan kişiler ile ABD kurumlarının herhangi bir hizmet ya da mal ilişkisine girmesi yasaklanmaktadır. Ayrıca, yaptırım uygulanan şirketlerin üst düzey yöneticileri ile kontrol sahibi hissedarlarının da ABD’ye girmesi yasaklanmaktadır.

Ayrıca, ikinci yaptırım setin kapsamında aşağıdaki faaliyetler de yasaklanmaktadır:

•     ABD’de yer alan finansal kuruluşlar veya ABD Kişileri ile herhangi 12 aylık süreç içerisinde 10.000.000 Dolar’ın üzerinde kredi ilişkisine girmek,

•     ABD’nin yetkisi kapsamında yaptırım uygulanacak kişilerin lehine yabancı para üzerinden işlem yapmak,

•     Yaptırım uygulanan kişilerin lehine olacak şekilde para transferi gerçekleştirmek,

•     Yaptırım uygulanan kişilerin mal varlıklarını başka yere aktarmak,

•     Yaptırıma tabi kişi ve kuruluşların ABD’ye doğrudan veya dolaylı ürün, hizmet ve teknoloji ihraç etmeleri.

Aynı kapsamda, yaptırıma tabi şirketlerin ve kurumların üst yönetimleri de bu yaptırımlar ile şahsen muhatap olabilecektir.

– Üçüncü yaptırım setinde

Son yaptırım seti ise birinci yaptırım setinde getirilen yasakları destekleyen uygulamalar sunmaktadır. Bu kapsamda, birinci yaptırım seti ile yasaklanan varlık transferi işlemlerini gerçekleştiren veya bunların yapılmasını mümkün kılan yabancı finans kuruluşlarının da aynı şekilde yaptırıma tabi olacakları belirtilmektedir.

Hangi yaptırımlar yürürlüğe kondu?

Yukarıda açıkladığımız 12 adet yaptırım seti, Başkanlık Kararnamesi kapsamında Türkiye’ye uygulanabilecek yaptırımların sınırlarını çizmektedir. Bu yaptırımların uygulamaya konması için ise uygulayıcı kurumların, kendi mevzuatları uyarınca bir karar almaları gerekmektedir. Bu itibarla OFAC, üç farklı karar ile bu yaptırımlardan bazılarını hâlihazırda yürürlüğe koymuştur.

Birinci karar kapsamında, yukarıda açıklanan tüm yaptırım setlerini yürürlüğe koyan OFAC, ABD devletinin resmi işlerini yürüten çalışanları, hibe alan kişileri ve yüklenicileri bu uygulamalardan muaf tutmuştur.

İkinci karar ise daha dar bir kapsam çizmekte ve Milli Savunma Bakanlığı ile Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nı hedef almaktadır. Bu yaptırımlar kapsamında, anılan bakanlıklarla ve bu bakanlıkların doğrudan ya da dolaylı olarak yüzde elliden fazla hissedarı olduğu şirketlerle sözleşme yapılması ve/veya herhangi bir faaliyet yürütülmesi yasaklanarak yaptırıma tabi kılınıyor.

Bu bakanlıklar ile yapılacak tüm faaliyetleri yasaklayan ABD, yaptırım kararının alındığı tarih itibariyle yürürlükte olan mevcut sözleşmeler için ise ayrı bir parantez açmıştır. Bu kapsamda OFAC, 14 Ekim 2019 tarihinde (Türkiye saati ile 19.01’de önce) yürürlükte olan tüm faaliyetlerin; 13 Kasım 2019 tarihinde (Türkiye saati ile 16.01’e kadar) sonlandırılması gerektiğini belirtmektedir.

Son olarak üçüncü karar ise Milli Savunma Bakanlığı, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı ile bu bakanlıkların yukarıda açıklanan uzantılarını konu almakta ve bunlara hakkında getirilen yasaklamaların, Dünya Bankası, IMF, Birleşmiş Milletler, UNICEF gibi uluslararası örgütlerle yürütülecek faaliyetler açısından uygulanmayacağı yönünde bir istisna getirmektedir.

Yukarıda açıklanan kararlara ek olarak, hakkında yaptırım uygulanacak kişi ve kuruluşlar için ayrı bir liste de oluşturmuş olan ABD (Specially Designated Nationals and Blocked Persons List); bazı önemli isim ve kuruluşları bu listeye eklemiştir. Bunun yanında, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı ile Milli Savunma Bakanlığı da listede yer alan kuruluşlar arasına eklenmiştir.

Tüm bu hususlara ek olarak, Trump tarafından bir açıklama yapılmış ve hâlihazırda çelik ürünlerine uygulanan %25 oranındaki ilave gümrük vergisini %50’ye çıkaracağı belirtilmiştir. Bahse konu ilave vergiye ilişkin Dünya Ticaret Örgütü nezdinde devam eden bir uyuşmazlık da bulunmaktadır. Ayrıca, yaptırım paketlerinin açıklanmasıyla birlikte Türkiye ile ABD arasındaki ticaret hacmini 100 milyar Dolar’a çıkaracak anlaşmanın görüşmeleri de askıya alınmıştır.

Özetle, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler gerilirken, ABD yaptırım rejiminin hukuki boyutu da hiç olmadığı kadar önem kazanmıştır. Türkiye’de faaliyet gösteren yerli ve yabancı şirketler ile bunların deniz aşırı faaliyetlerinde birtakım yapısal önlemler alınmasını gerektiren bu gelişmeler; yalnızca kurumları ve şirketleri değil bunların yönetici ve temsilcilerini de şahsi yaptırımlar ile karşı karşıya bırakmaktadır.