Çift taraflı pazarların rekabet hukuku değerlendirmesinde yöntem değişiyor!

AT&T – Timer Warner işlemi hakkında verilen karara ilişkin yazımızda kararın,  kararı günümüz gerçeklerinden uzak bulan kişilerce eleştirildiğinden bahsetmiştik. Yine benzer eleştirilerle karşılaşan bir karar da Amerikan Yüksek Mahkemesi’nden geldi. Söz konusu karar American Express (“Amex”) tarafından uygulanan  yönlendirme karşıtı (“anti-steering”) hükümlere ilişkin.

Yine süreci kısaca anlatmakta fayda görüyoruz. 2010 yılının Ekim ayında American Express, Visa ve Master Card tarafından uygulanmakta olan anti-steering hükümlerine karşı dava açılmıştı. Bu süreçte Master Card ve Visa söz konusu hükümleri sözleşmelerinden çıkarırken Amex bunları uygulamaya devam etti. Bu hükümlerin ne işe yaradığını ve kredi kart veren bankaların neden bunu tercih ettiğini de kısaca anlatalım.

Daha önce alışverişe çıktığınızda, kasada ödeme yaparken birden fazla kredi kartı ile ödeme yapma seçeneğiniz olduğunu siz de daha önce fark etmişsinizdir. Kasaya geldiğiniz bu anda aslında bir satış noktası (“point of sale”) rekabeti gündeme geliyor. Farklı bankaların kredi kartları arasında bir rekabet. Bu noktada anti-steering hükümleri satıcıların, belirli bir bankanın kartı ile ödeme yapmak isteyen müşterileri çeşitli indirim veya teşvikler sunarak farklı bir kredi kartını kullanmaya yönlendirmesini engelliyor. Örneğin, kasada American Express ile ödeme yapmaya hazırlanan bir müşteriyi fiyatı indirmeyi önererek Master Card ile ödemeye teşvik etmek, satıcının kendisine POS makinesini veren banka ile sözleşmesine (bu sözleşmede yer alan anti-steering hükmüne) aykırı olacağından mümkün değil.

Peki satıcılar, müşterilerin hangi bankanın kartı ile alışveriş yaptığını neden önemsiyor? Çünkü bir tarafta kredi kartını kullanan müşterilere hizmet veren ve çeşitli ödüller sunan bankalar diğer yandan ise POS makinesi verdikleri satıcılara hizmet veriyor. Bunun karşılığında ise satıcılardan, her satış işlemi için belirli miktarda ücret alıyor. Yani söz konusu kredi kartlarının kullanımı açısından tam anlamıyla bir çift taraflı pazar söz konusu.

İşte satıcılara uygulanan bu ücret, bankadan bankaya değiştiği için satıcılar genelde daha düşük ücret uygulayan bankaların kredi kartlarının kullanılmasını tercih ediyor. Amex ise bu bankalar arasında en yüksek ücreti uygulayan banka. Bu süreçte diğer bankalar söz konusu uygulamayı sonlandırırken Amex’in sonlandırmamasının sebebi de bu gibi.

Peki satıcılar neden doğrudan “Amex kabul etmiyoruz” demiyorlar? Çünkü çift taraflı pazarın diğer tarafından banka, müşterilere çeşitli promosyonlar, ödüller  sunuyor, puan kazandırıyor. Amex ise diğer bankalarla karşılaştırıldığında müşterilerine çok daha avantajlı bir program sunuyor. Anladığımız kadarıyla, sırf Amex tarafından sağlanan bu avantajlar nedeniyle Amex kabul eden mağazalardan alışveriş yapmayı tercih eden bir müşteri grubu oluşmuş durumda. Yani satıcılar kolay kolay Amex kartı kabul etmekten vazgeçemiyor.

Yüksek Mahkeme, pazarın iki tarafının da birlikte ele alınması gerektiğini belirterek pazarın bir tarafındaki fiyat artışının tek başına rekabete aykırı değerlendirilemeyeceğine karar verdi. Mahkeme, Amex tarafından uygulanan bu hükümlerin rekabet hukukuna aykırı olmadığına karar verirken diğer yandan da eleştiriler yağmaya başladı. AT&T kararına benzer şekilde mahkemenin günümüz ekonomisin gerçeklerinden uzak bir karar verdiği tartışılıyor. Amex müşterilerine en avantajlı şartları sunduğu için pazarın bu tarafı da dikkate alınarak söz konusu hükümlerin rekabeti engellemediğine karar verilmesi yerinde mi? Amex’in anti-steering hükümleri ve yüksek ücretler ile elde ettiği kazancın hepsini müşterilerine sunduğu imkanlar için harcamıyor olması bu durumu değiştirir mi? Her şekilde karar, çift taraflı pazarların söz konusu olduğu olayların rekabet hukuku değerlendirmesini büyük ölçüde etkileyecek gibi. Görünen o ki Mahkeme, bu olaylar açısından bir uygulamanın rekabete aykırı olup olmadığının belirlenmesinde pazarın her iki tarafını da dikkate alarak karar verecek.