ICN’den hodri meydan: Rekabet otoriteleri daha şeffaf bir işleyişe hazır mı?

Uluslararası Rekabet Ağı (International Competition Network – ICN), 3 Nisan 2019’da yaptığı açıklama ile üyesi olsun olmasın tüm rekabet otoritelerini daha adil ve daha güçlü bir rekabet hukuku uygulaması için hazırlanan prosedürlere yönelik çerçeve anlaşmayı imzalamaya davet etti.

Rekabet hukukunun daha iyi anlaşılması ve dünya genelinde daha uyumlu ve etkili bir rekabet uygulamasının oluşması amacıyla 15 rekabet otoritesi öncülüğünde Ekim 2001’de kurulan ICN, bugün 125 ülkeden toplam 138 üyesi ile rekabet politikası alanındaki gelişmelerde en belirleyici aktörlerden biri. Bu belirleyici ve öncü rolün son yansıması ise ICN tarafından 3 Nisan 2019’da duyurusu yapılan “Rekabet Otoriteleri Prosedürlerine Yönelik Çerçeve Metin”. Geçtiğimiz yıllarda, ICN üyesi rekabet otoriteleri ve bu alanda çalışan rekabet danışmanlık şirketleri tarafından başarılı bir şekilde hayata geçirilen kartel ve devralma uygulamalarına yönelik çerçeve metinlerinin ardından ICN, kendi üyesi olan ve olmayan tüm rekabet otoritelerini “Rekabet Otoriteleri Prosedürlerine Yönelik Çerçeve Metni” imzalamaya davet ediyor.

Ülke uygulamalarındaki hukuki veya yapısal farklılıklardan bağımsız olarak güçlü bir prosedürel veya usule yönelik işleyişin, etkin bir rekabet hukuku uygulamasının en önemli unsurlarından biri olduğunu belirten ICN, duyurusunda geniş katılımın önemine vurgu yapıyor. Gönüllü katılım esasıyla işlemesi planlanan uygulama kapsamında Çerçeve Metin, 1 Mayıs 2019’dan itibaren ICN’nin internet sayfasında imzaya açıldı. Yine bu sayfadan belirli aralıklarla metne imza atan katılımcı rekabet otoritelerinin duyurulması planlanıyor.

ICN’nin büyük önem atfettiğini gördüğümüz “Rekabet Otoriteleri Prosedürlerine Yönelik Çerçeve Metnin” hayata geçmesi ile başta soruşturmalar olmak üzere rekabet otoriteleri tarafından uygulanan çeşitli işlemler sırasında şeffaflığın ve öngörülebilirliğin arttırılması, taraflar arasındaki çıkar çatışmalarının en aza indirgenmesi, tüm tarafların süreçlere zamanında ve etkin şekilde dâhil olması, savunma hakkının kısıtlanmaması, gizlilik hükümlerine dikkat edilmesi, otoriteler tarafından alınan kararlara erişimin sağlanması ve kararların bağımsız denetiminin işlerlik kazanması gibi çeşitli hedefler öngörülüyor.  ICN’nin internet sayfasında yer verilen ve rekabet otoritelerinin farklı konulardaki işleyişine ve yasal düzenlemelerine ilişkin on alt başlıktan oluşan şablon metinlerin en geç altı ay içinde, uygulamayı hayata geçirmeyi planlayan rekabet otoriteleri tarafından doldurulması planlanıyor. ICN, etkin bir rekabet otoritesinin en önemli unsurlarından biri olarak gördüğü uygulamanın işlerliğini sağlamak adına yıllık olarak düzenlediği konferanslarda Çerçeve Metin ile ilgili oturumlar yapmayı düşündüğünü de açıkladı. Böylelikle, rekabet otoritelerinin deneyimleri ile mevcut metnin iyileştirilmesi ve daha çok rekabet otoritesinin Çerçeve Metni imzalamak için teşvik edilmesi amaçlanıyor. Yine bu toplantılar sonunda hazırlanacak raporlar ile ülke rekabet otoriteleri özelindeki bilgi ve deneyimlerin anonimleştirilerek aktarılması ve genel eğilimin ortaya konulması ve böylelikle tecrübelerin daha geniş kitlelere yayılması gündemde.

ICN’nin 15 Mayıs 2019’da Cartagena’daki (Kolombiya) yıllık konferansında lansmanı yapılacak “Rekabet Otoriteleri Prosedürlerine Yönelik Çerçeve Metnin” ortaya koyduğu gerçek ise birçok kamu otoritesi ve düzenleyici kuruluşa kıyasla daha şeffaf ve öngörülebilir usuli kurallara sahip rekabet otoriteleri için hala gidilebilecek yollar var. Değişen ve daha da önemlisi dijitalleşen ekonominin piyasadaki tüm oyuncular ve düzenleyiciler için daha fazla şeffaflık ve öngörülebilirlik ihtiyacını beraberinde getirdiği çok açık. ICN’nin davetine rekabet otoritelerinin katılımının nasıl olacağını biz de merak ve ilgiyle takip ediyor olacağız. 




Rekabet otoriteleri dijital çağa uyum sağlarken…

Dijital çağın “hot topic”i şüphesiz inovasyon ve inovasyona uyum sağlamak! Geçtiğimiz haftalarda ICC’nin (International Chamber of Commerce) ve TOBB’un (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) ev sahipliğinde düzenlenen Dijital Çağda Türkiye İçin Fırsat Arayışları: Kamu Politikaları, İnovasyon ve Büyümekonferansında Türkiye’deki durumu sıcağı sıcağına kamu ve özel sektörden pek çok farklı paydaş ile tartışma fırsatı bulmuştuk.

Peki, AB’de neler oluyor – özellikle rekabet otoritelerinin uygulamalarında dijital çağa uyum için son zamanlarda ne tür adımlar atıldı? Bu haftaki yazımızda biraz da bu konulara değinelim istedik…

2018 bitmeden AB’de rekabet kurallarının dijital çağa uyumunu sağlamak ve günümüzde ortaya çıkabilecek rekabetçi endişeleri önceden tespit ederek gidermek, olası ihlallere yönelik rekabet kurallarının Avrupa genelinde doğru işleyişini sağlamak adına bir Direktif (ECN + Direktifi) kabul edilmişti. Direktif’in genel hatlarına daha taslak haldeyken Daha Hızlı, Daha Güçlü: ECN+ Direktifi Avrupa Rekabet Otoritelerinin Etkinliğini Artıracak başlıklı yazımızda değinmiştik.

Yazımızdan bu yana ise söz konusu taslak kabul edildi ve söz konusu Direktif Ocak 2019’dan itibaren yürürlüğe konuldu! Bu kapsamda, zaman zaman farklı uygulamalar benimseyen ulusal rekabet otoritelerinin uygulamalarını yakınlaştırmak hedefiyle düzenlenen söz konusu Direktif’te yer alan yükümlülüklerin 2 yıl içerisinde üye ülkeler tarafından benimsenmesi öngörülüyor.

Direktif’in genel hatları daha önceki yazımızda anlattığımız şekilde… Peki, Direktif dijital çağda rekabet otoriteleri tarafından benimsenmesi faydalı olacak uygulamalara yönelik neler söylüyor?

İnovasyonun gelişmesiyle beraber haberleşme, belge yaratma, saklama, imha etme vb. portalları ve imkanları da değişiklik gösteriyor. Cloud’da tutulan bilgiler, server’da yer alan materyaller, whatsapp, skype vs. gibi instant messaging ortamları dahil dijital çağda oluşturulan her türlü verinin rekabet ihlalleri bakımından önem kazandığını kaydeden ECN + Direktifi ise ulusal rekabet otoritelerinin söz konusu verilere her koşulda erişim sağlayabileceğini belirtiyor. Bu kapsamda, söz konusu verilerin nerede saklandığının öneminin olmadığını vurgulayan Direktif, ulusal rekabet otoritelerinin incelemeye tabi teşebbüsün ya da teşebbüs birliğinin erişimi olduğu radde de ilgili verilere erişim sağlayabileceğine yer veriyor.

Tabi her zamanki gibi burada da bir orantılılık analizi mevcut – öyle ki, Direktif’te rekabet otoritelerinin söz konusu dijital verilere erişiminin incelemeye tabi teşebbüslere yüksek maliyetlere ya da büyük çabalara yol açmaması gerektiğinin altı çiziliyor. Ek olarak, söz konusu erişimin incelemenin sınırlarının aşmaması gerektiği hatırlatılıyor.

AB genelinde rekabet otoritelerinin söz konusu uygulamaları nasıl hayata geçireceğini ve deneyimleyeceğini gelecek 2 yıl içerisinde göreceğiz… Bizim tarafta ise, yakın zamanda whatsapp gibi dijital verilerin incelemelerde kullanıldığını gördüğümüz Türkiye’de de önümüzdeki günlerde bu yönde açık yükümlülükler getirilip getirilmeyeceğini merakla takip ediyoruz!