RTÜK’ten internet yayınlarına müdahale!

Ekibimizin yaz dönemi üyelerinden Mustafa Erdoğan ile gündeme oturan RTÜK düzenlemelerini kaleme aldık…

İnternetin an be an gelişen ve kontrolü kendine özgü tedbirleri gerektiren yapısı dolayısıyla regülasyon otoritelerinin günlük yaşamdaki değişimlere ayak uydurması oldukça önem arz ediyor. Hatırlanacağı üzere RTÜK, 27 Eylül 2018 tarihinde Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların İnternet Ortamından Sunumu Hakkında Yönetmelik Taslağı’nı internet sitesinde yayınlayarak geleneksel yayın kuruluşlarını düzenlemenin ötesine geçeceğinin sinyallerini vermişti. Biz de söz konusu regülasyonların dikkatli bir yaklaşımla gerçekleştirilmesi gerektiğine, aksi halde hizmet sunan teşebbüslerin faaliyet göstermekten çekinebileceğine dikkat çeken bir makale hazırlamıştık. Tüm öngörülerin ardından dün söz konusu Yönetmelik Taslağı’nın son hali Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi!

Taslak Yönetmelik ile yayınlanan Yönetmelik neredeyse birbirine benzer – dolayısıyla öncelikle Taslak Yönetmelik’i ana hatlarıyla hatırlayalım…

24 maddeden oluşan Taslak Yönetmelik, internet ortamından hizmet sunan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara ve internet üzerinden yayın yapan platform işletmecilerine yönelik birçok yükümlülük öngörüyor. Bu kapsamda, izleyicinin dilediği zaman (on demand) izleyebildiği Netflix gibi platformlara yönelik düzenlemeler karşımıza çıkıyor.  

Taslak Yönetmelik’te, radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayınlarını internet üzerinden yapmak isteyen hizmet sağlayıcılarının RTÜK’ten her bir ortam için ayrı ayrı lisans alması gerektiği yer alırken, bu kapsamda lisans başvurusunda sunulması gereken belgeler ile sürece dair ayrıntılara da yer veriliyor. Bununla beraber, yayın hizmetlerini internet ortamından iletmek isteyen platform işletmecilerine yönelik ise yetkilendirme başvurusunda bulunulması yer alıyor. Bu kapsamda, söz konusu başvuruya dair detaylı bilgilere yer veriliyor.

İlgili Yönetmelik’te lisans ücretleri internet üzerinden radyo yayını için 10 bin TL, isteğe bağlı yayın için 100 bin TL, internetten televizyon yayını lisansı için ise 100 bin TL olarak belirleniyor. Yayın iletim yetkilendirme ücreti ise 100 bin TL olarak belirleniyor.

Lisans ya da yayın iletim yetkisi almayıp “izinsiz” yayın yapanlar için köprüden önceki son çıkış!

Taslak Yönetmelik’te hem internet ortamından mevcut durumda yayın hizmeti sunan medya hizmet sağlayıcıları hem de internet ortamından yayın iletimi gerçekleştiren platformların lisans ve yetki almak için bir ay içerisinde Üst Kurul’a başvurması gerektiği yer alıyor!

İzinsiz devam eden yayınlar bakımından ise lisans alınması için üç aylık grace period tadında bir süre öngörülürken, üç aylık yayın lisansı ücretinin peşin olarak ödenmesi halinde ilave üç ay daha süre verileceğinden bahsediyor. Benzer bir düzenleme internet üzerinden yayın sağlayan platformların sahip olması gereken yayın iletim yetkisi bakımından da geçerli…

RTÜK’ün, Taslak Yönetmelik ile aynı zamanda internet üzerinden sunulacak yayınları kontrol mekanizmasını güçlendirdiğini görüyoruz. Taslak Yönetmelik’te söz konusu mekanizma, yayın lisansının iptali, içeriğin yayından çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi ve suç duyurusu olarak önümüze çıkıyor.

Yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcı kuruluşa şartları yerine getirmesi için 30 günlük süre verilmesinin akabinde şartları yerine getirmeyen kuruluşun yayınları üç ay süre ile durduruluyor. Üç aylık sürede de şartları yerine getirmeyen kuruluşun internet ortamından yayın lisansı iptal ediliyor. Tabi yayın lisansının verilmesi için şartların hile ile elde edildiği tespit edilirse kuruluşun internet ortamından yayın lisansının iptal edileceğini de görüyoruz.

Geçici yayın hakkı ve/veya lisansı iptal edilmesine rağmen, yayın hizmetlerinin internet ortamından iletmeye devam eden teşebbüsler hakkında sulh ceza hakiminden içeriğin yayından çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi talep edilebileceği Yönetmelik’te sıralanıyor. Ayriyeten teşebbüslerin yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürü hakkında da suç duyurusunda bulunma imkanı, Yönetmelik’te yer alıyor. Karar, teşebbüslere bildirilmesine rağmen gereğini yerine getirmeyen teşebbüslere ise idari para cezası uygulanması öngörülüyor.

Söz konusu Yönetmelik, dün itibariyle Resmi Gazete’de yayınlarak yürürlüğe girdi ve Taslak Yönetmelik ile neredeyse birebir aynı demiştik… Peki Taslak Yönetmelik ile yayınlanan Yönetmelik arasındaki farklar neler?

Taslak Yönetmelik, bireysel iletişim hizmetleri, radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini internet ortamından iletmeye özgülenmemiş platformlara ve söz konusu hizmetlere yalnızca yer sağlayan gerçek ve tüzel kişileri kapsam dışında bırakıyordu. Ancak yayınlanan Yönetmelik’te yalnızca bireysel iletişim hizmetlerinin kapsam dışı bırakıldığını görüyoruz. Bununla beraber, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini internet ortamından iletmeye özgülenmemiş platformlar ve söz konusu hizmetlere yalnızca yer sağlayan gerçek ve tüzel kişilerin (YouTube, Onedio, Facebook, Scorp vs.) platform işletmecileri olarak değerlendirilmediğini görüyoruz. Söz konusu Yönetmelik’in yalnızca internet üzerinden medya hizmet sağlayıcı kuruluşları ve platform işletmecilerini kapsadığını göz önünde bulundurduğumuzda, ilgili teşebbüslerin yine Yönetmelik uygulamasının dışında bırakıldığını gözlemliyoruz.

Bu noktada, YouTube, Onedio, Facebook ve Scorp gibi platformların, bazı durumlarda Yönetmelik’teki kapsam dahilinde bulunan teşebbüslerden daha geniş kitlelere erişebildiği ve söz konusu kitle ile ticari iletişimde bulunabildiği düşünüldüğünde Yönetmelik ile çizilen sınırlar genişletilebilir miydi? sorusu aklımıza ilk gelen sorulardan biri.

Taslak Yönetmelik’te lisans alan kuruluşların lisans süresi, URL adresi ve yayın iletimini gerçekleştirecek platform işletmecisini Üst Kurul’a bildirmesi ve Üst Kurul’dan izin alması halinde yayınlarını yürütülebileceği belirtilmişken; yayınlanan Yönetmelik’te, oldukça haklı bir şekilde bildirim yapılmasının ardından söz konusu bilgilerin Kurul kayıtlarına sokulmasının yeterli olduğu belirtiliyor.

Yayınlanan Yönetmelik Medya hizmet sağlayıcıları ve internet yayın platform işletmecileri bakımından sayılan yükümlülüklere ek bir yükümlülük getiriyor ve bu kapsamda, yayın lisansı alan kuruluşların yayın hizmetinin iletileceği internet adresi, künye bilgisi, adres ve kayıtlı elektronik posta adresinin ve bu yöndeki değişikleri Üst Kurul’a bildirilmesi ve internet sitesinde yayınlaması öngörülüyor.

Bunlarla beraber, Taslak Yönetmelik’te internet ortamından yayın lisans ücretlerinin Üst Kurul tarafından Hazine ve Maliyet Bakanlığı’nca yıllık olarak ilan edilen oranda arttırılacağı ele alınırken; yayınlanan Yönetmelik’te, Vergi Usul Kanunu uyarınca gerçekleştirilen ilanların esas alınacağı yer alıyor.

Yönetmelik’in yürürlüğe girmesiyle gerçekleşecek gelişmelere yönelik takipte kalarak düzenlemelerin hayatımıza nasıl etki edeceğini hep birlikte deneyimleyeceğiz. Daha fazla bilgi için Yönetmelik’e buradan ulaşabilirsiniz.

Türkiye REACH Yönetmeliği (KKDİK) Yürürlüğe Giriyor

Sizlerin de hatırlayacağı üzere Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (“Bakanlık”) tarafından hazırlanan ve Türkiye’nin REACH Yönetmeliği olarak da anılan Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması Hakkında Yönetmelik (“KKDİK”) 23 Haziran 2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmıştı. KKDİK ile getirilen düzenlemelerin yürürlüğe girmesine ilişkin olarak ise, özel tarihlerle belirlenen kademeli bir sistem öngörülmüştü. KKDİK’nin özel yürürlük tarihi belirlenmeyen hükümleri ise 23 Aralık 2017 tarihinde yürürlüğe giriyor.

Peki KKDİK ne gibi düzenlemeler getiriyor?

Avrupa Komisyonu’nun REACH Tüzüğü’ne benzer olarak KKDİK, Türkiye pazarındaki ürünler için birtakım kısıtlama ve yükümlülükler getiriyor. Bunlardan en önemlisi ise kayıt yükümlülüğü.  Buna göre, 31 Aralık 2013 tarihinden önce, yıllık 1 ton veya daha fazla miktarda imal veya ithal edilen tüm maddelerin 31 Aralık 2023 tarihine kadar kayıt altına alınması gerekiyor. Söz konusu kayıt yükümlülüğü kapsamında imalatçı veya ithalatçıların 31 Aralık 2020 tarihine kadar Bakanlığın internet sayfasında yer alan Kimyasal Kayıt Sistemi aracılığıyla kayıt başvurusunda bulunması bekleniyor. Kayıt süreci ise 31 Aralık 2020 tarihini takiben başlayacak ve 31 Aralık 2013 tarihinde tamamlanacak.

Yürürlüğe giren yönetmelik ile eşyalar için de bildirim ve kayıt yükümlülüğü öngörülüyor. Eşya içindeki ham maddelerden bazıları için bildirim yükümlülüğü getirilirken, yıllık bir tonu geçen kısmı için ise yine kayıt yükümlülüğü bulunuyor.

KKDİK’in yürürlüğe girmesiyle yürürlükten kalkacak yönetmeliklerden biri olan Zararlı Madde ve Karışımların Kısıtlanması ve Yasaklanması Hakkında Yönetmelik ile düzenlenen kısıtlamaların kapsamı ise oldukça genişliyor. Maddelerin kullanılmasını ve/veya piyasaya arzını kısıtlayan, bazı maddeleri ise tamamen yasaklayan kısıtlamaların, kademeli olarak farklı tarihlerde yürürlüğe girmesi öngörülüyor. Özel tarih belirlenmeyenler ise, Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 23 Aralık 2017 tarihi itibariyle uygulanmaya başlayacak.

Belirli kriterleri taşıyan zararlı maddelerin piyasaya arzı veya kullanımı ise, imalatçı, ithalatçı ya da alt-kullanıcılar tarafından belirtilen süreler içinde izin alınmadığı takdirde tamamen yasaklanacak.

Bu doğrultuda, 23 Aralık 2017 tarihini takiben imalatçı ve ithalatçıların, imal veya ithal edilen madde ve eşyaların KKDİK kapsamına girip girmediğini yakından takip etmesi ve gerekli kayıt ve izin işlemlerini gerçekleştirmesi önem taşıyor.