Birleşme-devralma sürecinin bütününde rekabet hukuku bakımından temkinli davranılmasının önemini Komisyon’un Altice Kararı hatırlatıyor

Pek çok şirket yatırım alanlarını geliştirmek, değiştirmek amacıyla birleşme-devralma işlemleri gerçekleştiriyor. Belirli büyüklükteki taraflar arasında gerçekleştiren işlemler rekabet otoriteleri tarafından denetleniyor. Bazı durumlarda taraflar, işlemi hızlıca kapatmak adına rekabet otoritelerine yapılması gereken bildirimi baypas geçip, rekabet denetimine tabi olan işlemleri bildirmekten kaçabiliyor. Bazı durumlarda ise işlemler bildiriliyor ancak denetim esnasında herhangi bir izin çıkmadan önce taraflar yapıda önemli değişiklikleri yapıp, işlemi rekabet otoritelerinin iznini almadan gerçekleştiriyor.

Bu davranışlar ise rekabet hukukunda “gun jumping” olarak tanımlanıyor. Avrupa Komisyonu’nun yakın zamanda verdiği Altice Kararı  ise rekabet hukuku bakımından ihlal olarak nitelendirilebilecek gun jumping uygulamalarına ışık tutan kararlardan biri olarak öne çıkıyor.

Öncelikle gun jumping uygulamalarının rekabet hukukunda nasıl incelendiğini hatırlayalım…

Gun jumping uygulamalarına yönelik özel kurallar bulunmamakla birlikte, söz konusu uygulamalar Rekabet Kanunu’nun 7.maddesi yanı sıra hem 4. maddesi hem de 6. maddesi kapsamında incelemelere yol açabilecek nitelikte değerlendiriliyor.

7. madde bakımından…

Bildirime tabi bir işlemin rekabet otoriteleri tarafından değerlendirilmesi adına bildirim yapılmaması ya da işlemin değerlendirilmeden önce kapatılması durumunda, işlemin ilgili piyasalara etkisi, herhangi bir hakim durum yaratıp yaratmadığı, mevcut bir hakim durumu güçlendirip güçlenmediği tam anlamıyla incelenemiyor. Bildirim yükümlülüğünün gerçekleştirilmemesi bir taraftan idari para cezasına yol açarken bir taraftan da işlemin iptal edilmesi ve geriye döndürülmesi yönünde riskleri beraberinde getiriyor.

4. madde bakımından ise…

Özellikle rakipler ya da potansiyel rakipler arasında planlanan işlemler, bilgi değişimi, koordinasyon, uyumlu eylem vb. suretiyle rekabeti sınırlayıcı davranışların yaratılması bakımından riskli değerlendiriliyor. Bu doğrultuda, söz konusu işlemlerin bildirim kapsamında rekabet hukuku kuralları ışığında değerlendirilmesi önem kazanmaktayken aynı zamanda bildirim öncesi dikkat edilmesi gereken noktalar da bulunuyor.

Due diligence süreçlerinde çoğu zaman işlem tarafları arasında ileriye dönük iş stratejileri, fiyatlandırma, satış hacmi gibi oldukça önemli ve rekabet hukuku bakımından hassas bilgiler değiştiriliyor. Söz konusu bilgiler, planlanan yatırımın gerçekleştirilmesi bakımından elbette büyük önem arz ediyor. Ancak bu noktada, tarafların işlem öncesinde birbirinden bağımsız ayrı teşebbüsler olduğunun da göz önünde bulundurulması gerekiyor.

Dolayısıyla işlemin kapanışına kadar rakip nitelikteki şirketler arasında gerçekleşecek bilgi değişiminin hassasiyetle ele alınması önem kazanıyor. Başka bir deyişle, rekabet hukuku bakımından hassas bilgilerin değişiminin kısıtlanması gerekiyor.

Zira, rakipler arası rekabet bakımından hassas bilgilerin değişiminin her koşulda riskli!

Genel olarak due diligence sürecinde taraflar arasında değiştirilen bilgilerin geçmiş tarihli olduğuna, yapılan yatırım ile sınırlı olduğuna dikkat edilmesi gerekiyor. Ek olarak, daha hassas nitelikteki bilgilerin işleminin olgunlaşmasıyla küçük gruplarla paylaşıldığına, bilgilerin paylaşıldığı kimseler ile gizlilik sözleşmesi imzalandığına ve mümkün oldukça bilgi değişimlerin bağımsız üçüncü taraflar aracılığıyla gerçekleştirildiğine dikkat edilmesi gerekiyor.

6. madde bakımından yapılan değerlendirmelerde…

Özellikle bildirime tabi olan ancak rekabet otoritelerinin değerlendirilmesine sunulmayan ve hakim durum yaratan, mevcut hakim durumu güçlendiren nitelikteki işlemler önem kazanıyor. Zira hakim durumdaki şirketlerin şeker hastası misali tatlı görülebilecek bazı davranışlardan imtina etmesi gerekiyor.

Bu noktada, ciro eşikleri, işlem değeri gibi hususları aşmadığı için bildirim yükümlülüğü doğurmayan ancak hakim durum yaratılması ya da mevcut hakim durumun güçlendirilmesi bakımından riskler barındıran işlemlere yönelik de bir inceleme mekanizmasının yaratılması yönünde dünya genelinde adımlar atıldığının altını çizelim.

Peki Altice Kararı gun jumping uygulamalarına ilişkin neler diyor?

Genel hatlarıyla işlemin fiiliyatta gerçekleşmesine sebep olan uygulamalara detaylı bir liste halinde örnek sunmak mümkün değil. Bu kapsamda, işlem, taraflar, ilgili pazar ve taraflara yetkilere özelinde değerlendirmeler gerçekleştirilmesi esas.

Genel olarak baktığımızda bu yönde gelişmiş bir içtihata rastlamıyoruz. Bununla beraber, rekabet hukukunda oldukça geniş bir şekilde yorumlanan “kontrol” kavramı örneklerinden bir çıkarım yapılabiliyor.

Avrupa Komisyonu’nun Altice Kararı da bu yorumlamayı doğruluyor. Altice Kararı kapsamında yatırım yapan, kontrol devralan tarafların özellikle rekabet otoritelerinin izni öncesindeki geçiş dönemlerinde günlük işleyiş, stratejik kararlar, üst yönetim atama, nispeten düşük seviyede belirlenmiş miktarlarda yatırım yapma gibi  konularda karar sahipleri olması, fiiliyatta işlemin gerçekleştiği şekilde yorumlanacağı belirtiliyor.

Peki şirketlerin birleşme-devralma işlemlerinde nelere dikkat etmesi gerekiyor?

Birleşme-devralma işlemleri bakımından genel olarak değerlendirilmesi gereken hususlara yönelik aşağıdaki şekilde bir check list hazırlamak mümkün:

  • İşlem rakip ya da potansiyel rakipler arasında mı gerçekleştiriliyor? Due diligence süreci nasıl yürütülüyor? Rekabete hassas bilgi değişimi sınırlandırılıyor mu?
  • İşlem bildirim yükümlülüğüne tabi mi? İşlem rakipler arası işbirliği ya da hakim durum yaratacak nitelikte mi?
  • İşlem ile kontrol devralacak, yatırım yapan taraflara izin öncesi süreçte nasıl yetkiler tanınıyor?

Alternatif olarak aşağıda hazırladığımız infografik de yardımcı olabilir!

Duymayan kalmasın: gun jumping’e ilişkin kriter açıklandı!

Duymayan kalmasın: gun jumping’e ilişkin kriter açıklandı!

Geçtiğimiz günlerde yayınladığımız yazımız ile Avrupa Komisyonu’nun Altice kararı hakkındaki basın açıklamasını ve bu açıklama kapsamında hangi davranışların gun jumping olarak değerlendirildiğini aktarmıştık. Komisyon’un gerekçeli kararı ise geçtiğimiz günlerde yayınlandı ve karar gun jumping ihlallerine ilişkin olarak son derece bilgilendirici nitelikte.

İzinden/bildirimden önceki süreçte devralan şirketin, devralınan şirket tarafından verilen kararlarda veto hakkına sahip olmasının, şirketin pazarlama faaliyetleri ve bilgi değişimine yönelik politikaları hakkında söz sahibi olmasının Komisyon tarafından gun jumping olarak değerlendirildiğinden bahsetmiştik. Söz konusu kararı incelediğimizde ise, ihlal teşkil eden davranışların tespitine ilişkin bir kriter belirlendiğini ve davranışların Komisyon tarafından bu doğrultuda değerlendirildiğini görüyoruz.

Komisyon kriterini belirliyor, ona göre değerlendiriyor!

Bahsettiğimiz kriter ise devralınan şirket üzerinde “kontrol sağlayan davranışların” bu şirketin değerini korumak için kesinlikle gerekli olup olmadığı şeklinde karşımıza çıkıyor. Başka bir deyişle, devralan şirkete sağlanan yetkilerin, devre konu şirketin işlemin tamamlandığı tarihte değer kaybetmemiş olması için ne derece gerekli olduğu inceleniyor.

Bu kapsamda Komisyon Altice’in, PT Portugal’ın (i) yöneticilerine, (ii) fiyatlandırma politikasına ve (iii) sözleşmeye girme, sözleşmeyi feshetme ve değiştirme serbestine müdahalesini, söz konusu yetkilerin PT Portugal’ın değerinin korunması için ne kadar gerekli olduğu süzgecinden geçiriyor. Komisyon, devre konu şirketin faaliyetleri için vazgeçilmez olan bir çalışanın şirket bünyesinde muhafaza edilmesi için yapılan genel nitelikli gözetimlerin bu kapsamda değerlendirilebileceğini, ancak herhangi bir çalışanın sözleşmesinde yer alan şartlara ilişkin veto hakkına sahip olmak gibi geniş yetkilerin “kontrol sağlayan davranış” olarak değerlendirileceğini söylüyor. Benzer şekilde Komisyon, teşebbüslerin, belirlediği ticari koşullar açısından bağımsız olmasına yönelik en önemli koşulun fiyatlandırma politikalarına yönelik bağımsızlık olduğunu vurguluyor. PT Portugal’ın, Altice’in onayı olmaksızın bu politikalarda değişikliğe gidemiyor olması, Altice’e bu konularda da veto hakkı tanınmış olmasını devre konu şirketin ticari bağımsızlığının sınırlanması olarak değerlendiriyor ve bu tür bir yetkinin şirketin değerinin korunması açısından zaruri olmadığını vurguluyor. Son olarak Komisyon, devre konu şirketin imzalayacağı anlaşmalar ve vereceği taahhütlere ilişkin olarak genel bir gözetim yetkisini orantılı bulurken, Altice’in düşük olduğu değerlendirilen bir eşiğin üzerindeki her türlü ticari işlemde veto yetkisine sahip olmasını şirketin değerinin korunması için gerekli olandan geniş bir yetki olarak değerlendiriyor. PT Portugal’ın değerinin, imza tarihinden kapanışın gerçekleştiği tarihe kadar korunması için elzem olmayan bu tür yetki transferleri ise gun jumping olarak değerlendiriliyor.

Bilgi değişimine ilişkin önemli tespitler!

Soruşturma sürecinde Altice’in düzenli olarak PT Portugal’dan hassas ticari bilgi talebinde bulunduğunu tespit eden Komisyon, devralma işlemleri açısından taraflar arasında belirli ölçüdeki bilgi paylaşımının işlemin gerçekleştirilmesi için gerekli olabileceğini vurguluyor. Ancak burada da söz konusu bilgi paylaşımının devralan şirkete izinden/bildirimden önce devre konu şirkete ilişkin konularda karar alma yetkisi tanıyıp tanımadığını değerlendiriyor. Bu doğrultuda Altice tarafından düzenli olarak bilgi talep edilmesinin ve PT Portugal tarafından bu tür stratejik bilgilerin güncel ve detaylı olarak paylaşılmasının rekabeti, işlem açısından gerekli olandan fazla sınırladığına karar veriyor.

Kararda yer verilen önemli bulgulardan bir tanesi ise Komisyon’un yerinde incelemelerde elde ettiği dokümanlardan, Altice’in gun jumping ihlallerine yönelik bilince sahip olduğunu tespit etmiş olması. Söz konusu dokümanlarda gun jumping’in ne olduğu, gun jumping teşkil edebilecek davranışlar ve bunlardan kaçınmanın ne kadar önemli olduğu ve aksi takdirde yüksek miktarda para cezalarının söz konusu olabileceğine ilişkin ifadeler yer alıyor. Komisyon bu belgeleri de dikkate alarak Altice’in söz konusu ihlali en azından ihmali davranışlarla işlediğine karar veriyor.

Vitol-OMV POAŞ işiyle BASEAK ödülü kaptı!

Hollandalı Vitol’ün Petrol Ofisi’ni OMV’den devralmasına ilişkin işleme yönelik süreçte OMV’yi temsil eden BASEAK, Şirketler Ekibi ile Rekabet ve Regülasyon Ekibi’nin katkılarıyla bir başarıya daha imza attı ve geçtiğimiz günlerde CEE Legal Matters’ın 2017’de Türkiye’deki “Yılın İşi” (Deal of the Year) ödülünü aldı.

Ekibimizin hem enerji regülasyonu hem de rekabet alanındaki deneyimlerini pekiştirdiği ve beauty contest şeklinde başlayan bu projede, olası alıcıların özellikleri detaylı bir şekilde incelenerek özellikle rekabet tarafında oldukça gelişmiş bir gun jumping önleme sistemi kurgulandı. Sistem due diligence gerçekleştirirken yatay ve dikey nitelikteki potansiyel alıcıların rekabet hukuku bakımından hassas olarak değerlendirilemeyecek bilgileri haiz olacağı şekilde kurgulandı.

Aklınızda “Gun jumping neydi?”, “Bu tür işlerde gun jumping neden önemli?” gibi sorular varsa, şöyle buyrun …