Bu terazi (!) bu sıkleti çeker mi? : Teknoloji şirketlerinin finansal piyasalara girişi

Facebook’un yakın zamanda duyurduğu kripto para Libra uluslararası finans düzleminde tartışıladursun, Uluslararası Ödemeler Bankası’na göre konu regülasyon ve rekabeti de içerecek şekilde geniş bir perspektiften ele alınmalı.

Klasik iktisatta paranın üç fonksiyonunun olduğu kabul edilir: (i) mübadele aracı olma (medium of exchange), (ii) değer saklama aracı olma (store of value), (iii) hesap birimi olma (unit of account). Son dönemlerde dillerden düşmeyen blokzincir teknolojisine dayalı kripto paraların bu fonksiyonları sağlayıp sağlayamadığı tartışma konusu. Kripto paraların en yaygını Bitcoin’in dahi bu fonksiyonları karşılayamadığı konusunda iktisatçılar neredeyse hemfikir. Bu nedenle kripto paraların piyasada yaygınlaşmadığı ve yaygınlaşmalarının da güç olduğu ifade ediliyor. Ancak piyasaya yeni bir oyuncu geliyor ve bu oyuncu terazinin (!) dengesini kendi lehine değiştirebilir. Facebook’un yakın zamanda tanıttığı Libra adlı kripto para, Big Tech olarak anılan büyük teknoloji şirketlerinin diğer piyasalara doğru yayılmacı politikalarının son örneklerinden biri. Visa, Mastercard, PayPal ve PayU gibi ödeme sistemi devlerinin de ortak olduğu Libra, diğer kripto paraların sağlayamadığı üç temel fonksiyonu sağlama yolunda ise hızlı bir çıkış yapabilecekmiş gibi görünüyor.

Teknoloji devlerinin regülasyon ve rekabet çevrelerinde yakından takip edildiği bir dönemde tanıtılan Libra, ülkelerin merkez bankalarının üye olduğu global düzenleyici otorite Uluslararası Ödemeler Bankası’nın da (BIS – Bank for International Settlements) dikkatini çekmiş durumda. BIS tarafından Libra’nın tanıtımının hemen ardından yapılan açıklama[1], Libra’nın global finansal istikrarda olumsuz etkiler doğurabileceğine yönelik çekinceler barındırıyor. Basel’li düzenleyici otorite tarafından yayımlanan yakın tarihli rapor da konuya daha geniş bir perspektiften yaklaşarak teknoloji devlerinin finansal piyasalara girişinin olası sonuçlarını ve olumsuzluklara karşı erkenden alınabilecek önlemleri değerlendiriyor[2].

Henüz on yılını tamamlamış olan 2008 yılındaki uluslararası finans krizinin ardından finansal piyasaların yerleşik oyuncuları bankalar, global ölçekte düzenleyici otoritelerin sıkı regülasyonları ile karşılaştılar. Krizlerin önüne geçilmesini ve finansal istikrarın teminini amaçlayan bu düzenlemeler bankalar bakımından ciddi uyum maliyetleri yaratıyor. Teknoloji devlerinin ise finansal piyasalarda boy gösterirken bu düzenlemelere tabi olmamaları ve uyum maliyetlerinden kurtulmaları, bankaların eşit olmayan bir oyun alanında rekabet edemedikleri algısının güçlenmesine ve şikayetlerin doğmasına yol açıyor. Buradaki endişelerin başında ise bu şirketlerin teknolojik üstünlüklerini ve geniş kullanıcı portföylerini kullanarak bankaları gelecekte kadük teşebbüsler haline getirmeleri var. Bu şekilde halihazırda problemler görülen finansal piyasalarda çok daha dar oligopollerle karşılaşılabileceği yönünde çekinceler var. Tüm bu çekincelere karşın BIS’in sloganı; aynı faaliyet için aynı regülasyon. Yakın zamanda finansal piyasaların yeni oyuncuları teknoloji devleri de finansal piyasaların kurallarına hızlı bir uyum sağlamak zorunda kalabilir.

BIS’in bu noktada yaptığı bir diğer önemli değerlendirme ise global ve yerel düzlemdeki birbirinden farklı konuları düzenleyen regülasyonların iç içe çalışma gerekliliği üzerine. BIS’in değerlendirmesine göre finansal piyasaların düzenleyici kurumlarının, kişisel verileri koruma kurumlarının ve rekabet otoritelerinin yakın temas içinde ortak bir politika izlemeleri gerekiyor. Nitekim BIS’in raporunda teknoloji devlerinin farklı piyasalarda varlık göstermeye başlamalarının analizi yapılırken farklı otoritelerin aksiyonlarının bu şirketleri ne yönde etkileyebileceği konusu bir pusula alegorisiyle değerlendiriliyor. Bu kapsamda Almanya rekabet otoritesi Bundeskartellamt’ın yakın zamanda verdiği Facebook kararının kişisel verilerin kullanımı bakımından teknoloji devlerine bir kısıtlama getirdiği değerlendirilirken, Çin’in yakın zamanda Baihang adlı dijital platforma kredi puanlaması lisansı vermesinin ve Hindistan’ın yeni Birleşik Ödemeler Arayüzü sisteminin ise piyasalara girişin önünü açan gelişmeler olduğu kabul ediliyor.

BIS’in yaptığı değerlendirmelerden en önemlisi ise düzenleyici otoritelerin rekabet değerlendirmesi konusundaki yetkinliklerine ilişkin. Zira belirtildiği şekilde teknoloji devlerinin mevcut avantajlarından yararlanarak çeşitli piyasalara giriyor olması öncelikli olarak bu piyasalardaki rekabeti ilgilendiriyor. Bu doğrultuda BIS’in de belirttiği üzere bu piyasaların düzenleyici otoritelerinin hızlı bir şekilde rekabet ve rekabet hukuku alanında yetkinliklerini artırmaları gerekiyor. BIS’e göre geç olmadan regülasyon ve rekabet politikalarının global düzlemde teknoloji devlerinin ilerleyişine adapte edilmesi gerekiyor. Regülasyon ve rekabet dünyasındaki tartışmalar Facebook’un Libra’sı sayesinde yakında şiddetlenecek gibi görünüyor.


[1] BIS Araştırma Dairesi Başkanı Hyun Song Shin’in Libra’ya dair açıklamaları için bkz. https://www.youtube.com/watch?v=QC8spl8u6Lg

[2] BIS Annual Economic Report 2019, s. 55-80.

Bu sefer FX piyasasında bir değil iki kartel!

Avrupa Komisyonu aralarında Barclays, RBS, Citigroup, JPMorgan, MUFG ve UBS’in bulunduğu bankalara yönelik rekabet soruşturması başlatmıştı. UBS’in pişmanlık başvurusu üzerine başlayan incelemeler sonucunda Komisyon, söz konusu bankaların FX piyasasında toplam 11 döviz kurunu etkileyecek şekilde iki farklı grupta kartel kurduğuna karar verdi.

Bu kapsamda, 2007-2013 yılları arasında üç mecrada gerçekleştirilen bilgi değişimleri sonucunda “Forex – Three Way Banana Split” kartelinde rol oynayan Barclays, RBS, Citigroup ve  JPMorgan’a toplamda € 811 197 000 miktarında ceza verilirken; 2009-2012 yılları arasında iki mecrada gerçekleştirilen bilgi değişimleri sonucunda “Forex- Essex Express” kartelinde rol oynayan Barclays, RBS ve MUFG’ye € 257 682 000 tutarında ceza verildi. Pişmanlık başvurusunda bulunan UBS ise idari para cezasından muaf tutulurken, diğer bankalar Komisyon’a incelemelerinde yardımcı olduğundan ötürü belirli oranlarda indirimlerden faydalandı.

FX karteli hangi tür bilgilerin değişimi üzerine kuruldu?

Komisyon, bulgularında ilgili banka çalışanlarının trading planlarının yanı sıra, döviz kuru seviyesi, hacmi ve işlem sayısı gibi rekabet bakımından hassas bilgiler özelinde müşteri talimatları, işlem özelinde teklifler, risk poziyonları vb. konularında bilgi değişiminde bulunarak piyasayı etkilediklerini değerlendirdi.  Komisyon, çalışanların bu kapsamda ilgili banka portföyüne ne zaman döviz alacağı ve ilgili banka portföyünden ne zaman döviz çıkaracağına yönelik kararlar alırken piyasadan edindiği bilgilere göre hareket ettiği ve söz konusu bilgi değişimlerinin koordinasyona yol açtığını belirtti. Banka çalışanlarının aralarında çatışmamak üzere bazı dönemlerde işlem gerçekleştirmekten imtina etmesi söz konusu davranışlara örnek olarak gösterildi.

Söz konusu bilgi değişimleri nasıl gerçekleşti?

Bilgi değişiminde bulunan çalışanların birbiriyle yakın olduğu ve gün içerisinde chat odalarında yazışarak piyasaya yönelik paylaşımlarda bulunduğu gözlemlendi. Bu noktada özellikle Bloomberg sohbet sistemi üzerinden gerçekleştirilen konuşmaların rekabet bakımından hassas nitelikte olması dikkat çekti.

Bankaların dikkatine!

Komisyon başkanı Margarethe Vestager bankaları ciddi bir şekilde eleştirerek özellikle finansal piyasaları etkileyen davranışlara taviz vermeyeceklerinin altını çizdi.

Hatırlayacağımız üzere, yaklaşık 3 yıl önce AB’deki dalgalanmaların da etkisiyle Türkiye FX piyasası Rekabet Kurulu’nun başlattığı önaraştırma kapsamında incelenmişti. Barclays ve RBS’in yanı sıra HSBC, Deutsche Bank, Goldman Sachs, Credit Suirsse , Standard Chatered, Citibank, Ünlü, Societe Generale, BAML, Odeabank, Akbank, Şekerbank gibi banka ve finansal kuruluşları inceleme altına alan Kurul, söz konusu bankaların traderları arasında 5 yıllık süre içerisinde gerçekleşen bilgi değişimlerinin aşağıdaki nitelikte olması sebebiyle soruşturma açılmasına gerek olmadığı sonucuna varmıştı:

  • bilgi değişiminin farklı zamanlamalarda farklı traderlar tarafından sistematik olmayan bir şekilde yapılması
  • paylaşılan bilgilerin esasen spekülatif olduğu ve diğer traderları manipüle etmek amacıyla olması
  • yanıltıcı nitelikte paylaşılan hassas bilgilerin rekabetçi sürece zarar vermemesi

Söz konusu önaraştırma döneminde de chat odalarındaki konuşmalar dikkate alınmış ve söz konusu konuşmalar yerinde incelemelerle desteklenmeye çalışılmıştı. Ancak bilgilerin spekülatif olması ve sistematik bir bilgi değişimine rastlanmaması sebebiyle chat odalarında gerçekleştirilen konuşmalar tehlikeli olarak değerlendirilmemişti.