BTK, kargo şirketlerine yükümlülüklerini hatırlattı!

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) posta sektörünün önemli oyuncularından Sürat Kargo Lojistik ve Dağıtım Hizmetleri Anonim Şirketi’ni mercek altına aldı. Posta Hizmetleri Kanunu[1], Posta Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği[2] ve Posta Gönderilerine İlişkin Güvenlik Tedbirlerine Yönelik Usul ve Esaslar[3] kapsamında gerçekleştirilen detaylı inceleme sonucunda Sürat Kargo için süreç üç uyarı ve bir de idari para cezası ile sonuçlandı.

İnceleme kapsamında değerlendirilen yükümlülükler aslında kargo şirketi müşterileri tarafından dahi kolaylıkla gözlemlenebilir nitelikte. Bu sebeple söz konusu yükümlülüklerin üzerinden geçmeyi önemli görüyoruz.

Kargonuzu teslim aldığınızda sizden hangi bilgiler isteniyor?

Posta Gönderilerine İlişkin Güvenlik Tedbirlerine Yönelik Usul ve Esaslar’ın 4. maddesinde posta gönderilerinin kabulü ve teslimi aşamalarında yapılacak işlemler düzenleniyor. Bu kapsamda kargo şirketlerinin, posta gönderilerinin alıcıya teslimi aşamasında teslim alanın adı-soyadı ve TC kimlik numarası (kişi yabancıysa pasaport numarası, uluslararası geçerliliği olan muadil bir belge numarası veya Türkiye Cumhuriyeti yetkili mercileri tarafından kimlik tespiti amacıyla verilmiş olan numara) bilgilerini kayıt altına almaları gerekiyor. Bu iki husus posta teslimi için asgari şartları temsil ettiğinden, teslim alan kişinin söz konusu bilgileri vermemesi halinde gönderi kişiye teslim edilmeyip, göndericisine iade ediliyor. Bilgilerin kayıt altına alınması yeterli olmayıp, kargo şirketleri söz konusu bilgilerin gizliliğini sağlamak kaydıyla 2 yıl saklanmasından da sorumlu kılınmış.

BTK, yaptığı inceleme sonucunda Sürat Kargo’nun gönderi teslimi sırasında yalnızca ad-soyad bilgisini alıp kargoları teslim ettiğini tespit etti ve bu sebeple Sürat Kargo’ya bu hususta bir uyarı verdi.

Gönderinizin ağırlığını biliyorsunuz, peki ya hacmini?

Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde posta gönderisi ve posta kolisi veya kargosu iki ayrı tanım olarak yer alıyor ve bu iki unsur birbirinden kilo ve hacim eşikleri ile ayrılıyor. Bu sebeple, kargo şirketlerince bir gönderinin kabulü sırasında ilgili paketin hem ağırlığının hem de hacminin ölçülmesi, gönderi hangi tanıma uyuyor ise o kategoriye ilişkin gerekliliklerin yerine getirilmesi gerekiyor.

Sürat Kargo nezdinde yürütülen incelemede, her iki parametrenin de ölçülmesi ve kayıt altına alınması gerekirken sadece tek parametrenin ölçülmesi sebebiyle şirkete bir defaya mahsus olmak üzere uyarı verilmesine karar verildi.

Gönderilerinizin içeriği kontrol ediliyor mu?

Karar’ın posta gönderilerinin kabulü ve teslim aşamasında yapılacak işlemlere ilişkin aynı 4. maddesinde bir başka yükümlülük olarak, gönderilerin kabulü esnasında özel hayatın gizliliği korunacak şekilde kontrol edilmesi yer alıyor. Bu yükümlülüğün istisnaları haberleşme gönderileri ve kargo şirketi ile bir sözleşme kapsamında fatura veya irsaliye ile taşıttırılan gönderiler olarak tanımlanıyor.

Bununla birlikte gönderi sayısının 10’dan az olması halinde en az yarısının, 10 ila 100 arasındaki gönderilerin en az %10’unun (asgari 6 gönderi olmak üzere) ve 100’den fazla gönderi bulunması halinde en az %5’inin (asgari 10 olmak üzere) kargo şirketi tarafından rastgele seçilip gönderici huzurunda kontrol edilmesi gerekirken; Sürat Kargo’nun bu yükümlülüğünü yerine getirmediği tespit edildi.

Gönderileri gönderici huzurunda kontrol etmediği tespit edilen Sürat Kargo, bir defaya mahsus olmak üzere uyarı aldı.

Kargo şirketlerinin sizi kayıt altına aldığını biliyor muydunuz?

İnceleme kapsamında değinilen son yükümlülük ise kargo şirketlerinin gönderi kabul merkezlerinde bir kamera kayıt sistemi kurmaları ve ilgili kayıtları gerektiğinde yetkili mercilere sunmak üzere en az 1 ay süreyle saklamaları idi. Her ne kadar Sürat Kargo kamera kayıt sistemi kurma yükümlülüğünü yerine getirmiş olsa da kayıtların ilgili süre boyunca saklanmadığı gerekçesi ile 2018 yılı net satış tutarının on binde beşi oranında idari para cezası aldı. Kararda 2018 yılı için net satış tutarı 457.464.329 TL olarak verilmiş olan Sürat Kargo’nun yalnızca kayıtları gereken süre ile tutmaması gerekçesiyle ödemekle yükümlü olduğu ceza yaklaşık 230 bin TL’ye tekabül ediyor.

BTK’nın söz konusu inceleme kapsamında dört ayrı yükümlülüğe ilişkin yaptığı değerlendirmelerin ve verdiği yaptırım kararlarının hem kargo şirketleri hem de müşterileri açısından yol gösterici nitelikte olduğu kanaatindeyiz. Bu kararın kargo şirketlerinin çalışma prensiplerini ne yönde etkileyeceğini ise zaman gösterecek.


[1] 23.05.2013 tarihli ve 28655 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu.

[2] 03.06.2014 tarihli ve 29019 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Posta Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği.

[3] Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu’nun 27.12.2016 tarihli ve 2016/DK-YED/517 sayılı kararı ile yürürlüğe giren Posta Gönderilerine İlişkin Güvenlik Tedbirine Yönelik Usul ve Esaslar.

BTK’nın eSIM teknolojilerine yaklaşımı belli: Türkiye’de kullanılabilir ama yerli olmalı!

Artık hayatımızın önemli bir parçası haline gelen cep telefonlarından takip ettiğimiz üzere telefonlarda kullanılan SIM kartlarının boyutu zamanla küçüldü. Mini SIM, Mikro SIM, Nano SIM derken günümüzde artık cep telefonlarında, nano SIM girişi yuvasından çok daha küçük bir alana ihtiyaç duyan gömülü SIM (embedded SIM – eSIM) kart teknolojisine adım atıldı. Uzaktan programlanabilir SIM olarak da anılan eSIM kartları, hizmet paketi satın almak için mobil operatörün mağazasına girme zorunluluğunu ortadan kaldırdığı ve uluslararası dolaşım ücretlerini bertaraf ettiği için abonelere büyük faydalar sağlıyor. Şöyle ki, aboneler telefonlarında ilgili menüye girip operatörler tarafından oluşturulan QR kodunu taratarak yeni bir hizmet paketi satın alabiliyor. Benzer şekilde, yurtdışına çıktıklarında da bir mağazaya gitme gereksinimi duymadan yabancı operatörler tarafından sağlanan uygun tarifelerden birini çevrimiçi olarak telefonlarına yükleyerek kullanmaya başlayabiliyorlar. Bu özellikler aynı zamanda abonelerin bir operatörden diğerine geçmesini de kolaylaştırarak mobil operatörler arasındaki rekabeti canlı tutuyor.

“eSIM günlük hayatımıza etki eden pek çok cihazda bulunuyor.”

Sayısız nesnenin birbirine bağlanarak haberleşmesi ve bilgi paylaşması yoluyla akıllı bir ağın oluşmasını ifade eden nesnelerin interneti (Internet of Things – IOT) tam da bunu gösteriyor: eSIM teknolojisinin kullanımı aslında düşündüğümüzden daha da yaygın. Uzaktan programlanabilir SIM teknolojisi henüz Türkiye’de yaygın olarak kullanılmasa da akıllı saatler, trafik ışıkları, klimalar, arabalar ve daha pek çok nesnede gömülü SIM kart bulunuyor. Bu cihazlarda bulunan eSIM teknolojisi; telefona ihtiyaç duymadan akıllı saatlerle arama yapmamızı, klimayı cep telefonumuzla kontrol ederek oda ısısını ayarlamamızı, farklı bölgelerdeki trafik ışıklarından alınan bilgiler doğrultusunda trafiğin düzenlenmesini, kazaların önlenmesini ve arabayla seyir halindeyken acil bir durum meydana geldiğinde gerekli yardımı alabilmemizi sağlıyor. 

Nesnelerin interneti kavramının hayatımızdaki yeri ve önemi her gün daha fazla artarken söz konusu teknolojinin belirli kurallar çerçevesinde düzenlenmesi ihtiyacı da kaçınılmaz hale geliyor. Türkiye’de eSIM teknolojisinin kullanımını düzenleme görevi ve yetkisi ise Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na (BTK) ait. Dünyada uzaktan programlanabilir SIM teknolojilerin kullanımına yönelik gelişmeler devam ederken BTK da yakın tarihli kararıyla[1] Türkiye’de kullanılmak üzere imal edilen veya Türkiye’ye getirilen cihazların yerli mobil işletmeciler tarafından kontrol edilebilecek şekilde programlanabilir olmasına ve bu cihazlara yalnızca bu işletmecilerin profillerinin yüklenebilmesine karar verdi.

BTK bu kararıyla aynı zamanda eSIM teknolojisinin kullanılabilmesi için gerekli ekipman ve yazılımlar da dahil tüm yapı, sistem ve depolama birimlerinin, Türkiye’de yetkilendirilen işletmeciler tarafından veya tüm sorumluluk yine işletmeciye ait olmak üzere alt yükleniciler tarafından Türkiye’de tesis edilmesi zorunluluğunu getirdi. Buna göre işletmeciler bu teknolojinin kullanılmasıyla elde edilen tüm verinin Türkiye sınırları içerisinde tutulmasından da sorumlu olacak. Söz konusu altyapının ise 29 Şubat 2020 tarihine kadar BTK tarafından belirlenecek yerlerde kurulması ve sistemin bileşenleri için yerli malı belgesi alınması gerekiyor. BTK kararı ile son olarak, söz konusu cihazların uluslararası dolaşım marifeti ile veri hizmeti alması – pek çoğumuzun bildiği üzere IMEI kayıt süresi olan – 120 gün ile sınırlandırılıyor.

“Yeni düzenleme en çok da halihazırda daralma yaşanan otomotiv sektörünü etkiliyor.”

eSIM’lerin en yaygın kullanıldığı alanlardan biri ise otomobiller. Günümüzde pek çok otomobilde, seyir halinde bir kaza yaşanması, aracın yoldan çıkması ve benzeri durumlarda otomatik olarak 112 Acil Çağrı Servisi’ni arama imkânı sunan gömülü SIM teknolojisi bulunuyor. Hatta eCall (Emergency Call) olarak adlandırılan bu hizmet, Avrupa Parlamentosu’nun ilgili düzenlemeyi kabul etmesi ile Avrupa’da ve Türkiye’de zorunlu hale geldi. Buna göre, 31 Mart 2018 tarihinden itibaren üretilen ve Türkiye’de ilk kez tip onayı[2] alacak olan otomobillerde bu hayat kurtarıcı sistemin yer alması zorunlu hale geldi. Dünyaca ünlü otomobil üreticileri tarafından imal edilen bu yeni otomobillere ise global SIM kartı entegre edildi. eSIM teknolojisinin kullanılmasında korumacı bir politika izleyen BTK ise bu dönemde aldığı kararıyla[3] Avrupa’da “hayat kurtarıcı teknoloji” olarak anılan eCall sistemlerinde yerli SIM kartı kullanılması zorunluluğu getirdi. Buna göre bu hizmeti verecek olan sunucuların (server) da Türkiye’de yerleşik olması zorunlu tutuldu.

“Aramızda kalsın: Türkiye’ye bir süredir üretilen yeni modellerin hiçbiri gel(e)miyor.”

BTK’nın söz konusu kararından bu yana, 1 Nisan 2018 tarihinden itibaren üretilip ilk kez tip onayı alınan yeni araba modellerinin hiçbiri Türkiye’ye gelmedi. Hâlihazırda Türkiye’de satılmakta olan otomobiller ise bu tarihten önce üretilen ve stokta bulunan eski araçlar. Çünkü BTK’nın kararını takiben eCall sisteminin Türkiye’de piyasaya arz edilen araçlarda kullanılması için araca yerli SIM kart entegre edilmesi yetmiyor. Dünyaca ünlü yabancı otomobil üreticilerinin Türkiye’de ortak sunucular kurması da şart, bu da yüksek miktarda bir yatırım gerektiriyor.

Hal böyleyken BTK’nın bu ay yayınladığı kararıyla işletmecilere ve otomobil üreticilerine gerekli altyapının kurulması için 2 yıllık bir süre verilmiş oldu. Ancak, Türkiye otomobil pazarında önemli bir küçülmenin yaşandığı bu dönemde otomobil üreticilerinin Türkiye’de bu yatırımı yapmak isteyip istemeyeceği belirsiz. Bir süredir Türkiye’ye yeni modellerin gelmiyor olması ise iyiye işaret değil. eCall hizmetini de içeren yeni araba modellerinin Türkiye’de kullanılabilir hale getirilebilmesi için gözler BTK ile bir süredir bu konuya ilişkin çözüm arayışında olan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı üzerinde.


[1] Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu’nun 12.02.2019 tarih ve 2019/DK-TED/053 no’lu kararı.

[2] Tip onayı, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayınlanan tekerlekli araçlar ile bu araçlarda kullanılan bazı aksamların, Yönetmelikler (Direktifler) ve Teknik Düzenlemelere (Regülasyonlar) göre uygunluğunun onaylanmasını ifade etmektedir. Bakanlık adına deney ve kontrolleri yapmak üzere Türk Standartları Enstitüsü (TSE) Teknik Servis olarak atanmıştır.

[3] Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu’nun 22.01.2018 tarih ve 2018/DK-YED/27 no’lu kararı.