Danıştay Karar Verdi; Rekabet Kurulu’nun Soruşturma Açılması Kararları da Dava Edilebilir

Daha önceki yazımızda, rekabet hukuku alanında ender görülebilecek bir olaydan söz etmiştik. İşte bu olay kapsamında rakipleri hakkında yaptığı başvuru üzerine başlatılan önaraştırma sonucunda verilen soruşturma açılmaması kararına karşı açtığı davada,  anılan kararın iptal edildiğini ve İptal kararının uygulanması zımnında, Rekabet Kurulunun davanın davacısı konumundaki teşebbüse diğer teşebbüslerle birlikte soruşturma açtığını belirtmiştik.

Açtığı dava sonucunda Şikâyetçisi olduğu konuda verilen ret kararının iptalini sağlayan teşebbüs bir anda davacı konumunda iken, bu konumundan hakkında soruşturma yapılan taraf konumuna gelmişti. Bunun üzerine teşebbüsün Rekabet Kuruluna yaptığı itirazın 2.toplantıda 2/3 oy oranı ile reddedilmesi üzerine açtığı dava sonucunda 14. İdare Mahkemesi, konuyu klasik anlamda değerlendirerek, Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 42/2 maddesinde, ilgililerce soruşturmanın açılmasına ve açılmamasına ilişkin kararlardan sadece soruşturma açılmaması doğrultusundaki kararlara karşı yargı yoluna başvurulabileceğinin düzenlendiği,  bu nedenle soruşturma açılması kararının yürütülen soruşturmanın ayrılmaz bir halkası olduğu, bu nedenle kesin ve yürütülebilir nitelikte bir işlem olmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar vermiştir.

Ankara Bölge İdare Mahkemesince yapılan istinaf başvurusunun reddi ve mezkûr kararının onanması üzerine teşebbüs tarafından Danıştay nezdinde yapılan temyiz başvurusu üzerine adı geçen Daire temyiz talebini kabul ederek, İstinaf Mahkemesi kararını usul yönünden bozmuş ve yeniden karar verilmek üzere, ilgili İdari Dava Dairesi Başkanlığı’na göndermiştir.

Danıştay’ın Bozma gerekçesinde, idari İşlemlerin unsurlarının;

  • idari makamlarca yapılmış olmaları,
  • tek yanlı olmaları,
  • icrailik nitelik

taşımaları olduğu belirtilmiştir.  Öğretide ve yargı kararlarında, idari karar alma sürecindeki işlemlerden sadece nihai işlemin iptal davasına konu olabileceği kabul edilse de, ”Ayrılabilir İşlemler Kuramı” gereği idari süreç içinde yer alan işlemlerin hukuki sonuçlar doğurması halinde, bu süreçten bağımsız olarak dava edilebileceği savunulmaktadır. Olayda rekabet ihlalinin saptanması amacıyla diğer teşebbüslerle birlikte davacı teşebbüse de soruşturma açılması ile ciddi boyutlara varan yaptırım tehdidinin ekonomik ve hukuki anlamda açık etkilerin bulunduğunun olduğu belirtilmiştir

Bunun dışında kanunun 43.maddesine göre soruşturma açılması kararlarının kesin olduğu belirtilerek bu haliyle dava konusu soruşturma açılması kararının teşebbüsün hukuki durumunu etkileyen ve niteliği itibariyle kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem olduğu ve bu nedenle idari davaya konu olabileceği sonucuna vararak kararı bozmuş ve yeniden karar verilmek üzere Ankara Bölge İdare Mahkemesi ilgili İdari Dava Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bu karar Türk Rekabet Hukukunun 20 yıllık tarihinde; “Soruşturma açılması kararları kesin ve yürütülmesi gerekli işlem değildir, bu nedenle açılan soruşturmanın sonucunda verilen nihai karar dava edilebilir” yargısını değiştiren,  soruşturma açılması kararlarının hukuki sonuçlar doğurması bir başka deyişle işlemin teşebbüsler üzerinde ekonomik ve hukuki yaptırım tehdidi altında etkilerin bulunması gerçeğini göz önüne alarak dava açılabileceğini kabul eden devrim niteliğinde bir karardır.

Rekabet Hukukunda Eşine Az Rastlanır Bir Durum: Açtığı İptal Davası Sonunda Şikâyetçi Teşebbüsün Kendisi Hakkında Soruşturma Açıldı

Geçtiğimiz günlerde rekabet hukuku alanında pek fazla örneğini görmediğimiz bir olay yaşandı. Rakipleri hakkında soruşturma açılmamasına karşı iptal davası açan bir teşebbüsü Mahkeme haklı bulunca, Rekabet Kurulu şikâyetçi teşebbüsün de aralarında bulunduğu tüm sektöre yönelik soruşturma başlattı.

2010 yılında Multinet, yemek kartı pazarındaki en büyük iki teşebbüsün iskonto oranlarını birlikte belirlediği ve ihaleler ile müşterileri paylaştığı konusunda Rekabet Kurumu’na şikâyette bulunmuştu. Aynı tarihlerde Rekabet Kurumu’na yapılan tek başvuru bununla da sınırlı kalmamıştı. Aralarında gerçek kişilerin yanı sıra çeşitli meslek birlikleri ve odaların da bulunduğu şikâyetçiler tarafından farklı konularda başvurular Rekabet Kurumu’na iletilmişti. Tüm bu başvurular, 2010 yılında yapılan bir önaraştırma ile Rekabet Kurumu tarafından incelendi. Multinet’in şikâyet başvurusu çerçevesinde, pazarın iki büyük oyuncusunun davranışları, diğer başvurular ile de özellikle komisyon oranları hakkında yemek kartı sektöründeki tüm teşebbüslerin hareketleri mercek altına alındı. Tüm bu incelemeler sonrası Rekabet Kurulu, açtığı önaraştırmayı şikâyetleri reddederek herhangi bir soruşturma açmaksızın sonlandırdı.

Rekabet Kurulu’nun bu kararı üzerine şikâyetçilerden yalnızca biri, kendi şikâyetinin reddi ile ilgili bölümün iptali için dava açtı. Multinet tarafından açılan bu dava sonucunda, Danıştay (ilk derece mahkemesi olarak) Rekabet Kurulu kararını iptal etti. Bunun üzerine, kararın uygulanması için davacı teşebbüsün de aralarında olduğu yemek kartı pazarındaki tüm teşebbüsler hakkında yeniden soruşturma açıldı.

Rekabet Kurulu tarafından açılan bu yeni soruşturma ile oldukça ilginç bir süreç de başlamış oldu. Pazarın o dönemdeki en büyük iki oyuncusunun rekabet hukukuna uygun olmayan davranışları nedeniyle zarara uğradığını iddia eden şikâyetçi Multinet, Mahkeme kararı üzerine yeniden açılan soruşturmanın taraflarından biri oldu. Böylece teşebbüs, Rekabet Kurulu’nun verdiği karar ile aslında aklanmışken açtığı dava sonucunda birden bire kendini soruşturulan teşebbüs konumunda buldu. Rekabet Kurulu’nun almış olduğu bu karar beraberinde hukukun genel ilkelerinden olan usulü kazanılmış hak ve aleyhe bozma yasağı ilkelerine yönelik tartışma ve yaklaşım farklılıklarını da gündeme getirdi.

Şikâyetçi tarafından Rekabet Kurulu Kararı’na karşı açılan iptal davası, İdare Mahkemesi tarafından klasik anlamda değerlendirilerek bu tür işlemlerin kesin ve yürütülmesi gerekli işlemlerden olmadığı gerekçesiyle reddedildi. Diğer taraftan, şikâyetçi tarafından benzer gerekçelerle genel hukuk ilkeleri doğrultusunda, Rekabet Kurulu’na yapılan itiraz reddedilmesine rağmen Kurul’un bu kararı 2/5 çoğunlukla almış olması konu hakkındaki farklı yaklaşımları bir kez daha ortaya koydu.

Hukuk alanında örneğine az rastladığımız bu konu hakkında Rekabet Kurulu ve mahkemelerin bundan sonraki yaklaşımlarını merakla takip edip sizlerle paylaşıyor olacağız.