Ticaret Savaşında Yeni Cephe: Naylon ve Poliamid İplikler

Print Friendly, PDF & Email

Burak Bedük

Donald Trump’ın Amerika Birleşik Devletleri (“ABD”) Başkanı seçilmesinden bu yana dünya “ticaret savaşları” alanına doğru evrilmeye başladı.  Bir taraftan ABD’nin çelik ve alüminyum ürünlerine ek vergileri diğer taraftan Çin’in misillemeleri Dünya Ticaret Örgütü’nün (“DTÖ”) temel prensibi olan ticareti liberalleştirmeye sekte vurmakta. Dünyanın en büyük ekonomilerinin savaşında her ülke en az yarayı almak adına hiçbir zaman olmadığı kadar korumacı önlemleri göz önünde bulundurmakta. Ülkeler DTÖ hukuku kapsamında korunma önlemleri, damping ve sübvansiyona karşı önlemler ve diğer enstrümanlar kapsamında gümrük duvarlarını yükseltmeye başladı. Türkiye ise küresel ticaret savaşında ateş hattında kalan demir – çelik ürünlerine 1 Ekim 2018 tarihi itibariyle korunma önlemi kapsamında %25 ek gümrük vergisi uygulamaya başladı.[1]  Ticaret savaşının yansımaları devam ederken Türkiye 30 Aralık 2018 tarihinde yeni bir korunma önlemi soruşturmasına daha başladı. Resmi Gazetede yayınlanan tebliğ[2] ile naylon ve poliamidlerden oluşan iplikler (“İplik”) hakkında korunma önlemi soruşturması (“Soruşturma”) açıldı.

Olası bir korunma önleminin etkileri neler olacak?

Soruşturma, 5402 Gümrük Tarife Pozisyonu (“GTP”) altında yer alan 5 farklı naylon ve poliamidlerden oluşan iplik hakkında yürütülmekte. Türkiye 2017 yılı rakamları göz önünde bulundurulduğunda 5402 GTP altında 1,684 milyar dolar değerinde ürün ithal ederek dünyada bu GTP altında en çok ürün ithal eden ülke sıfatını kazandı.[3] Bu GTP altındaki ihracatta ise dünyadaki 16,179 milyar dolarlık ihracat içerisinde Türkiye 605 milyon dolarlık bir payla dokuzuncu sırada.[4] Rakamlar incelendiğinde Türkiye’deki iplik ihtiyacının 2017 yılında yerel üreticiler tarafından karşılanamadığı açıkça görülmekte. Dolayısıyla Soruşturma sonucunda koruma önlemi uygulanması kararı verilir ise zaten iplikleri ülke dışından ithal etmek zorunda kalan yerel üreticiler iplikleri pazarda daha yüksek fiyatlardan almak zorunda kalacaklardır.

Olası bir korunma önlemi kararı bu iplikleri kullanan tekstil, halı, mobilya sektörü gibi birçok sektörü etkileyecektir. Korunma önlemi sonucunda uygulanacak ek gümrük vergilerinden bu ürünleri Türkiye’ye ithal eden yerli – yabancı şirketler doğrudan etkilenecektir. Ayrıca Türkiye’de bu iplikleri satın alarak ürün üreten firmalar ise yükselen iplik fiyatlarından dolaylı olarak etkilenecektir. Olası bir korunma önlemi uygulanması, Türkiye’de bu iplikleri üreten yerli üreticilere piyasada büyük bir rekabet avantajı sağlayacaktır.

Nedir bu korunma önlemi?

Korunma önlemleri en basit tanımıyla aşırı ithalattan etkilenen yerel üreticileri korumak için ithal mallara getirilen ekstra yükümlülükleri ifade etmektedir. Türkiye’nin taraf olduğu Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması[5] (“GATT”) ve DTÖ Korunma Önlemleri Anlaşması (“KÖA”)[6] uluslararası ticaret sistemini geliştirmek ve güçlendirmek için korunma önlemlerinin uygulanmasına ilişkin ana ilkeleri ortaya koymaktadır. Ayrıca KÖA altındaki uluslararası yükümlülüklerin yerine getirilmesi kapsamında yayınlanan İthalatta Korunma Önlemleri Hakkında Bakanlar Kurulu Kararı ve İthalatta Korunma Önlemleri Yönetmeliği ilgili ulusal mevzuat olarak uygulamaya esas teşkil etmektedir.

KÖA madde 2.1 ve GATT madde XIX uyarınca taraf devletler, öngörülemeyen bir şekilde mutlak ya da nispi olarak artış gösteren ithalat sonucunda ithal edilen mala benzer veya doğrudan rakip ürünleri üreten yerli üreticilerin ciddi zarar görmesi ya da bu yönde bir tehdit oluşması durumunda, söz konusu ürünleri korumak için korunma önlemi uygulama hakkına sahiptir. Bu hak uyarınca taraf devletler, normal şartlar altında GATT madde II kapsamında aşılması ihlal teşkil eden gümrük vergisi hadlerini aşarak ek gümrük vergisi uygulama hakkı kazanmaktadır. Ancak korunma önlemi uygulanması için temel olarak üç şart aranmaktadır: (i) ithalatta öngörülemeyen bir artış, (ii) ciddi zarar veya tehdidi ve (iii) artan ithalat ve zarar arasında illiyet bağı olması gerekmektedir. Bahsi geçen şartların her birinin İplik Soruşturmasında ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir aksi takdirde Türkiye’nin korunma önlemi uygulaması DTÖ nezdinde şikayete konu olabilir.

İlk olarak ithalatta öngörülemeyen bir artışın yaşanması gerekmektedir. ABD- Çelik Korunma Önlemi[7] davasında Temyiz Organı ithalattaki artışın güncel, ani, keskin ve kayda değer olması gerektiğini belirtmiştir. Söz konusu değerlendirme yapılırken ithalat rakamlarının yerel üretimle kıyaslaması yapılması gerekir, nitekim aynı zamanda artan yerel üretim korunma önlemi uygulanmasının gerekli olmadığını ifade ediyor olabilir. Bu sebeple Soruşturmada güncel rakamların ekonomistler tarafından etraflıca analiz edilmesi gerekmektedir.

İkinci koşul ise bir zarar analizini gerekli kılmaktadır. KÖA madde 4 ciddi zararı yerli sanayinin durumunda belirgin genel bir bozulma olarak nitelendirmektedir. Ciddi zarar tehdidi ise mevcut bilgilere dayanarak açıkça öngörülebilen zarar tehdidi olarak değerlendirilmektedir.  ABD – Kuzu[8] davasında Temyiz Organı ciddi zarar veya zarar tehdidini değerlendirilmesi yapılırken ilgili her türlü unsurun incelenmesi gerektiğini aksi bir durumun KÖA 4. maddesinin ihlali olarak değerlendirileceğini belirtmiştir. Dolayısıyla Soruşturmada Türkiye’de İplik üreten yerli üreticilerin ciddi zarara maruz kaldıkları ya da ciddi zarar tehdidi altında kalıp kalmadıkları değerlendirilirken ithalat dışı unsurlar da göz önünde bulundurulmalıdır.

Son olarak ise illiyet bağı değerlendirmesinin yapılması gerekmektedir. Bu doğrultuda söz konusu ürünlerin Türkiye’ye ithalatında artış olsa bile bu artış ile zarar veya zarar tehdidi arasında doğrudan bir ilişki olması gerekir. . ABD – Buğday Gluteni [9]davasında Temyiz Organı artan ithalatın tek başına yerel üreticileri ciddi tehdit edecek potansiyelde olması gerektiği ve zarara yol açan diğer unsurların bu değerlendirmeden ari tutulması gerektiğini belirtmiştir.. Benzer şekilde İplik Soruşturmasında da yerel üreticileri zor duruma sokan dövizdeki artış, ülkemizin içerisinde bulunduğu ekonomik durum gibi ithalat dışında gelişmelerin değerlendirmede dikkate alınması gerekir.

Ticaret Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğü her soruşturmada yapmak zorunda olduğu gibi naylon ve diğer poliamidlerden iplikler hakkında yürütülen soruşturmada da esasa ilişkin Korunma Önlemleri Anlaşmasında öngörülen şartların varlığını gözetecektir.  Nitekim bu şartlar Türkiye tarafından küresel ticareti liberalleştirmek amacıyla Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca yürürlüğe konulmuştur.

Diğer yandan, esasa ilişkin beyanda bulunmak isteyen kişilerin Soruşturmada ilgili taraf sayılabilmeleri için 28 Ocak 2018’e kadar gerekli belgeleri sunmaları gerekmekte olduğunu hatırlatmakta fayda görüyoruz.


[1] 138 sayılı ve 1 Ekim 2018 tarihli Demir – Çelik Ürünleri İthalatında Geçici Korunma Önlemi Uygulanmasına İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı. Buradan ulaşılabilir.

[2] 30641 sayılı ve 30 Aralık 2018 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2018/9 numaralı İthalatta Korunma Önlemlerine İlişkin Tebliğ. Buradan ulaşılabilir.

[3]https://www.trademap.org/tradestat/Country_SelProduct_TS.aspx?nvpm=1%7c%7c%7c%7c%7c5402%7c%7c%7c4%7c1%7c1%7c1%7c2%7c1%7c2%7c1%7c1 Son erişim 9 Ocak 2019

[4]https://www.trademap.org/tradestat/Country_SelProduct_TS.aspx?nvpm=1%7c%7c%7c%7c%7c5402%7c%7c%7c4%7c1%7c1%7c2%7c2%7c1%7c2%7c1%7c1 Son erişim 9 Ocak 2019

[5] The General Agreement on Tariffs and Trade, https://www.wto.org/english/docs_e/legal_e/gatt47_01_e.htm, Son erişim 9 Ocak 2019

[6] Agreement on Safeguards, https://www.wto.org/english/docs_e/legal_e/25-safeg_e.htm, Son erişim 9 Ocak 2019

[7] Appallate Body Report, United States – Definitive Safeguard Measures on Imports of Certain Steel (2003), para. 390.

[8] Appallate Body Report, United States – Safeguard Measures on Imports of Fresh, Chilled or Frozen Lamb Meat from New Zeland and Australia (2001), para. 103.

[9] Appallate Body Repot, United States – Definitive Safeguard Measures on Imports of Wheat Gluten from the European Communities (2001), para. 70.