Avukat-Müvekkil Gizliliğinden Ne Anlamak Lazım?

2017 yılının son aylarında İdare Mahkemesi’nin, avukatlık mesleğinin onuru ve bu mesleğin sağladığı gizliliğe ilişkin verdiği son derece önemli bir karara dikkat çekmek istedik. Regülasyon ve Rekabet Ekibimizin Rekabet Kurumu nezdinde temsil etmekte olduğu perakende elektrik satışı yapan müvekkili özelinde avukat-müvekkil gizliliğine ilişkin idari süreci başarılı bir şekilde tamamladığı İdare Mahkemesi kararı ile aşikar.

Kısaca süreçten bahsetmek gerekirse, söz konusu teşebbüs hakkında başlatılan önaraştırma kapsamında Rekabet Kurumu uzmanları, müvekkilin ofisinde yerinde incelemeler gerçekleştirmişti. Yerinde incelemeler sırasında ekibimiz tarafından Rekabet Uyum Programı kapsamında hazırlanan birtakım belgelere el konmuş, ilgili belgeler kapalı zarf içerisinde Rekabet Kurumu uzmanları tarafından alınmıştı. Ekibimiz avukatları tarafından ileri sürülen itirazlara karşın Rekabet Kurulu, ilgili belgelerin gizlilik ilkesi kapsamında değerlendirilemeyeceğine ve bu nedenle iade edilmesine gerek olmadığına karar vermişti. Hatta Rekabet Kurulu ilgili kararında, rekabet ihlaline yardım etmek veya ileride işlenecek bir ihlali gizlemek amacı taşıyan belgelerin avukat-müvekkil gizliliğine tanınan korumadan yararlanamayacağını belirtmiş ve avukat-müvekkil gizliliğini dar bir şekilde yorumlayarak soruşturma esnasında alınan hukuki destek ile sınırlamıştı.

Peki bu karar neden bu kadar önemli? İdare Mahkemesi’nin kararı ile Rekabet Kanunu’nda gizlilik ilkesine ilişkin açık hüküm bulunmamasına rağmen söz konusu ilke ile sağlanan korumanın rekabet hukukunda da geçerli olup olmayacağına ilişkin tüm belirsizlikler artık ortadan kalktı. Avukat-müvekkil gizliliğinin sağladığı korumadan yararlanabilmek için avukat ile müvekkil arasındaki iletişimin müvekkilin savunma hakkı ile doğrudan ilgili olması ve iletişimin müvekkil ile müvekkile işçi-işveren ilişkisi ile bağlı olmayan bir avukat arasında gerçekleşmesi gerektiği yeniden vurgulandı. Daha da önemlisi müvekkilin savunma hakkı kapsamındaki iletişimlerin soruşturma sürecinde alınan hukuki danışmanlık ile sınırlı olmadığı, söz konusu korumanın soruşturma başlamadan önce alınan hukuki danışmanlık hizmetlerini de kapsayacağı açıklığa kavuştu. Rekabet Uyum Programı kapsamında hazırlanan raporların rekabet ihlaline yardım etmek veya ileride işlenecek bir ihlali gizlemek amacı taşıyan belgeler olmadığı ve dolayısıyla gizlilik ilkesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği de böylece güvence altına alındı.

Ekibimiz tarafımızdan başarıyla yürütülen sürecin sonunda, hukuka aykırı olarak el konulan ve avukat-müvekkil gizliliği kapsamında değerlendirilmesi gereken belgeler Rekabet Kurumu tarafından bizlere iade edildi.