Artık gaza basma vakti: Motorlu taşıtlar sektöründe yeni grup muafiyeti rejimine geçiş süresi sona erdi

Rekabet Kurulu, bundan iki yıl önce, 2005/4 sayılı Motorlu Taşıtlar Grup Muafiyeti Tebliği’ni yürürlükten kaldırarak 2017/3 sayılı yeni Tebliği yayınladı. Motorlu taşıtlar sektöründeki teşebbüslerin uygulamalarını Yeni Tebliğ’e uyumlu hale getirmeleri için de iki yıllık süre tanınmıştı ve bu iki yıllık geçiş süreci geçtiğimiz günlerde 24 Şubat 2019 tarihinde sona erdi.

Yeni motorlu taşıtların alımı, satımı veya yeniden satımı; motorlu taşıtların yedek parçalarının alımı, satımı veya yeniden satımı ile motorlu taşıtlara yönelik bakım ve onarım hizmetleri sağlayan teşebbüslerin, Mülga Tebliğ kapsamındaki uygulamalarını Yeni Tebliğ hükümleri çerçevesinde gözden geçirmeleri gerekmekteydi. Yeni Tebliğ’in düzenlemelerine uyum hususu, motorlu taşıtlar sektöründe bayilerle ya da tedarikçilerle yapılan anlaşmalar gibi dikey anlaşmaları ve bu anlaşmaların taraflarını ilgilendiriyor.

Sektörün niteliği gereği, üretim ile tüketiciye satış arasında dağıtım anlaşmalarından oluşan geniş bir dikey ağ bulunuyor. Bu durum da motorlu taşıtlar sektörünü, dikey anlaşmaların vazgeçilmez olduğu sektörlerden biri yapıyor. Dolayısıyla motorlu taşıtlar sektöründeki dikey anlaşmalara uygulanan grup muafiyet rejimi sektör oyuncuları için genel bir önem arz ediyor. Sektörün bu özel rejim ihtiyacı, daha önce 2005/4 sayılı Mülga Tebliğ ile düzenlenmekteyken artık 2017/3 sayılı Yeni Tebliğ ile düzenleniyor. Yeni Tebliğ, yürürlüğe girişinin ardından teşebbüslerin dikey anlaşmalarını yeni kurallara uyumlu hale getirebilmeleri için iki yıllık bir geçiş süreci öngörmüştü ve bu süre 24 Şubat 2019’da sona erdi. Yeni Tebliğ’e uyumlu hale getirilmeyen dikey anlaşmalar grup muafiyeti kapsamı dışında kalma ve teşebbüsleri rekabet ihlaliyle karşılaştırma riski barındırabiliyor.

Rekabet Kurumu’nun, 2014 yılında yaptığı sektör araştırması ve ardından sektör araştırması sonucu 2016 yılında hazırladığı rapor, Mülga Tebliğ’in eksiklerini tespit etmişti. Yeni Tebliğ de bu eksikliklerin giderilmesi amacıyla hazırlanıp yayınlandı. Yeni Tebliğ’de özellikle şu noktalara dikkat etmek gerekiyor:

  • Yeni Tebliğ, grup muafiyetinden yararlanmak isteyen teşebbüslerin nitel seçici dağıtım sistemleri bakımından pazar payı eşiği aramazken, nicel seçici dağıtım ile münhasır dağıtım sistemleri bakımından pazar payı eşiğini %30 olarak belirliyor.
  • Muafiyetin genel koşullarından fesih sürelerine ilişkin olarak; taraflar arasındaki sözleşme 5 yıl süre ile yapılmışsa yenilememe ihbarının en az 6 ay önceden iletilmesi gerekiyor. Öte yandan belirsiz süreli sözleşme durumunda fesih ihbar süresinin her iki taraf için 2 yıl olmalı.
  • Yeni Tebliğ’in rekabet etmeme yükümlülüğünü düzenleyen hükümlerinde, motorlu taşıtların dağıtımı, yedek parçaların dağıtımı ve bakım ve onarım hizmetleri açısından farklı rejimler öngörülüyor.
  • Yeni Tebliğ ile birlikte motorlu taşıtların satışına ilişkin kurulacak dikey anlaşmalarda ek tesis açma serbestisinin kısıtlanmasının grup muafiyetini etkilemeyeceği düzenleniyor.

Yeni Tebliğ yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, Rekabet Kurulu uygulamaya yönelik dikkat çekici kararlar aldı. Rekabet Kurulu Renault-MAİS kararında, Renault ve Dacia markaları için yapılan muafiyet başvurusunu değerlendirirken, Dacia markası bakımından servis ve yedek parça dağıtım sisteminde niteliksel seçici dağıtım sistemi yerine niceliksel seçici dağıtım sistemi uygulamak üzerine yapılan başvuruyu reddetmiş Renault tarafında ise talebi kabul etmiştir. Rekabet Kurulu bu kararında genel olarak grup muafiyeti şartlarının sağlandığını tespit ederken, Yeni Tebliğ kapsamında hesapladığı pazar payları üzerinden Dacia hariç tutulmak üzere bahse konu dikey anlaşmanın grup muafiyetinden yararlanabileceğine karar verdi.

Rekabet Kurulu yine Renault-MAİS ve Ford-Otokoç kararlarında; sağlayıcının bayi için belirli standartlara uyum yükümlülüğü belirlemesini ek tesis yerlerinin açılmasının kısıtlanması olarak değerlendirmedi. Dolayısıyla sağlayıcılar tarafından bayiler için belirli standartlara uyum yükümlülüğü getirilmesinin grup muafiyeti kapsamında olduğu değerlendirilebilecek.

Motorlu taşıtlar sektöründe faaliyet gösteren teşebbüsler, dikey anlaşmalarını Yeni Tebliğ’in öngördüğü kurallara uygun hale getirmiş olmalı. Özellikle dağıtım ağını ilgilendiren sözleşmeler yeni düzenlemelere adapte edilmeli, teşebbüslerin nitel ya da nicel dağıtım sistemlerinin Yeni Tebliğ ile uyumlu olması gözetilmeli.

AB İlerleme Raporu – Rekabet Politikası

Geçtiğimiz günlerde 2018 Türkiye İlerleme Raporu yayınlandı. Yapılan açıklamalara bakılırsa şimdiye kadarki en sert eleştirilerin yer aldığı raporda Rekabet Politikası faslı ise nispeten aynı.

Yıllardır süregelen ve duruma bakılırsa gelecek ilerleme raporlarında da göreceğimiz yegane eleştiri devlet yardımları konusunda. Nitekim rapora göre Aralık 2017’de Devlet Desteklerinin İzlenmesi ve Denetlenmesi Hakkında Kanun’un yürürlüğe girişinin yasal düzenleme ile süresiz olarak ertelenmesi, devlet yardımları kapsamında AB mevzuatı ile uyum konusundaki en önemli eksikliklerden biri. Dolayısıyla rapor, gelecek dönemde söz konusu mevzuatın etkin bir şekilde yürürlüğe girmesi gerektiğine vurgu yapıyor.

Dikkatimizi çeken bir başka durum ise, önceki raporlardan farklı olarak rekabet mevzuatının etkisinin giderek azaldığı yönünde bir eleştiri yapılması. Nitekim Rapor 2013 ve 2017 yılları arası Kurul tarafından verilen karar, uygulanan ceza, resen başlatılan soruşturma ve şikayet başvurusu sayısında düşüş yaşandığına vurgu yaparak mevzuatın etkisinin giderek azaldığını ifade etmiş.

Raporda yer verilen diğer eleştirilere katılmakla birlikte doğrudan sayısal veriler üzerinden giderek mevzuatın etkisinin azaldığı yönünde bir yorum yapmak, kanımızca pek de isabetli değil. Zira rekabet kültürünün gelişmesi ve teşebbüslerin bilinçlenmesine paralel olarak şikayet ve soruşturma sayısının azalması, buna karşılık Kurul kararlarına yönelik temyiz başvurularının artması gayet doğal.

Son olarak geçtiğimiz sene içerisinde Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği ile Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un AB mevzuatına paralel şekilde güncellenmesi, gelecek yıl bakımından uyum konusunda atılan en önemli somut adımlar olarak gösterilebilir.