Avrupa Birliği cezalandırırken Amerika ne yapıyor?

Şahin Ardıyok & Emin Köksal

Bu yıl ABD’de başkanlık seçimi için yapılacak tartışmaların bir parçasını da dijital pazarlardaki rekabet politikasına dair söylemlerin oluşturacağı görülüyor. Dijital platformlara Avrupa Birliği’nde cezalar verilip arda soruşturmalar açılırken, ABD’de henüz bu alanda uygulanmış bir yaptırım söz konusu değil. Fakat Google, Facebook, Amazon gibi dev platformları bölmek, hatta parçalara ayırmak şeklinde politik bir söylem uzun bir süredir var.

Bu görüşü geçtiğimiz yıl açıkça dillendiren kişi, Demokratların olası başkan adayı Senatör Elizabeth Warren. Warren – her ne kadar bu açıklıkta belirtmese de – dev platformların bölünmeleriyle ölçeklerinin sınırlanacağını, potansiyel rakiplerin rekabet şansının artacağını ve bunun da arzu edilir bir rekabetçi piyasa düzenine işaret edeceğini söylüyor. Dahası Warren, özelikle Amazon gibi e-ticaret şirketlerinin kendi pazaryerlerinde hem işletici hem de satıcı olmalarını engelleyen bir yasal düzenlemeyi de savunuyor[1].

Bu politik söylemlere akademik destek de var

Bu tür söylemler geniş halk kitlelerinden ve bazı çıkar gruplarından destek bulduğu için politikacıların gündeminde olmaya devam edecek gibi görünüyor. Ancak, ilk bakışta hakkaniyetli bir yaklaşımı çağrıştırıyor olsa da, bu tür müdahalelerin uygulamaya geçebilmesi için hem hukuki hem de iktisadi açıdan gerekçelendirilmesi gerekiyor. Nitekim, Lina Khan gibi rekabet hukuku akademisyenlerinin çalışmaları ile bu alanda bir altyapı oluşturulduğu söylenebilir. Geçtiğimiz yıllarda rekabet dünyasında ses getiren makalesinde Khan[2],  mevcut rekabet hukukuna dair çerçevenin dijital ekonomideki pazar gücüne dair sorunlarla baş etmekte yetersiz kaldığını iddia ediyor. Khan, makalesinde dijital platformların gücü ile baş edebilmek için iki yoldan bahsediyor: (1) geleneksel rekabet politikası prensiplerini yeniden tasarlamak veya (2) söz konusu platformlar için öncül düzenlemeler (regülasyonlar) getirmek.  Khan bu konuda yalnız da değil. Tamamen aynı argümanlarla olmasa da kendi alanlarında şöhret sahibi akademisyenlerin Chicago Üniversitesi Stigler Merkezi için hazırladıkları rapor da benzer öneriler sunuyor[3]. Raporun temel çıktılarından biri dijital platformlara yönelik öncül düzenlemeler yapacak bir dijital otoritenin kurulmasına işaret ediyor.

Rekabet ile ilgili otoriteler ne yapıyor?

ABD’de rekabet politikası uygulayıcıları olarak, FTC (Federal Ticaret Komisyonu), DoJ’den (Adalet Bakanlığı) bahsedebiliriz. Ancak eyalet savcılarının da rekabet ihlali sayılabilecek davranışlara müdahil olabileceğini eklemek gerekir.

Dijital platformlar özellikle son birkaç yıldır FTC ve DoJ’in gündeminden düşmüyor. Hali hazırda – muhtemelen karmaşık bir işle uğraştıklarının farkında olduklarından – aralarında bir iş bölümü yapmış durumdalar. Şirketler bazında yapılan bu iş bölümünde FTC, Facebook ve Amazon ile ilgilenirken DoJ, Google ve Apple’ı mercek altına almış durumda[4]. Henüz doğrudan rekabet ihlaline dair somut bir soruşturma olmasa da her iki kurumun da incelemelerinde kayda değer bir mesafe kat ettiği anlaşılıyor.

Bu arada, 50 eyalet savcısının Google’ın reklam ve arama pazarlarındaki davranışlarına dair bir inceleme başlattığını da ekleyelim. Bu olayı geçtiğimiz sonbahar Amerikan Yüksek Mahkemesi’nin merdivenlerinde yaptıkları bir açıklama ile kamuoyuna bildirdiler[5]. Ayrıca temsilciler meclisi rekabet alt komisyonunda da geçen yıldan bu yana devam eden bir inceleme söz konusu.

FTC ve DoJ dijital pazarları nasıl bir anlayışla ele alıyorlar?

FTC ve DoJ’in dijital pazarları incelerken takındıkları tavrının – politikacılarınkinden farklı olarak – gayet serin kanlı ve sağduyulu olduğunu söylemek gerek. Kamuoyuna yaptıkları açıklamalardan, dijital pazarların ülkenin ekonomik büyümesinde ve tüketici refahındaki artışta önemli bir rol oynadığının farkında oldukları anlaşılıyor. Dahası, rekabet ihlaline dair herhangi bir yaptırımın somut delillere dayanması gerektiğini ve her incelemenin bir yaptırım ile sonuçlanmayacağına vurgu yapıyorlar.

Örneğin, geçtiğimiz bahar FTC’nin başkan yardımcısı Finch’in yaptığı açıklamalar bu yönde bir sağduyu ve öngörüye işaret ediyor. Finch, bugün rekabet için birer tehdit olarak görülen Google, Facebook, Amazon vb. platformların, şimdi sahip oldukları üstünlüklerin inovasyon ve yatırım güdüsünden kaynaklandığını, rekabet otoritelerinin görevinin ise tüketici talebini karşılayacak bu üstünlükleri elde edilebilecek yarışın hızlandırılması olduğunu söylüyor. Finch bu konudaki görüşünü, “geleceğin yenilikçilerinin neler yapabileceği bu güdüleri koruduğumuz sürece bizleri şaşırtacaktır” şeklinde dile getiriyor[6].

FTC’nin rekabet birimin başındaki Hoffman’ın daha yakın tarihte yaptığı bir açıklama ise FTC’de bu işle uğraşan ekibin dijital pazarlardaki incelemelere rehberlik edecek çıktıları hazırlamakla meşgul olduğunu haber veriyor[7]. Bu açıklamalardan anlaşılıyor ki, somut bir fiilin incelenmesinden çok dijital pazarlarda ne tür davranışların rekabet karşıtı olabileceğine dair bir çerçeve belirlenmeye çalışılıyor.

DoJ’in de benzer ve hatta daha kapsamlı bir girişim içinde olduğunu görüyoruz. Geçtiğimiz yılın Temmuz ayında duyurulduğu kadarıyla DoJ, dijital pazarlara yönelik geniş çaplı bir rekabet incelemesi başlatmış durumda. Bu inceleme kapsamında tüketicilerin, şirketlerin ve girişimcilerin arama, sosyal medya ve bazı e-ticaret hizmetleri pazarlarındaki kaygılarına yönelik bir araştırmanın yapılacağı anlaşılıyor[8].

Özetlemek gerekirse

Avrupa Birliği’nde dijital platformlara yönelik yaptırmalar karara bağlanıp yeni soruşturmalar açılırken, ABD’de – rekabet ihlali açısından – somut bir soruşturma ya da yaptırımdan henüz bahsedemiyoruz. Süregiden politik söylemlerin önümüzdeki başkanlık seçimleri sürecinde daha da alevlenmesi beklenirken, FTC ve DoJ gibi kurumların daha sağduyulu ve öngörülü bir tavır içinde oldukları görülüyor.


[1] HERNDON, A. W. (8 Mart  2019). Elizabeth Warren Proposes Breaking Up Tech Giants Like Amazon and Facebook. The New York Times. Erişim için https://www.nytimes.com/2019/03/08/us/politics/elizabeth-warren-amazon.html?module=inline.

[2] KHAN, L. M. (2016). Amazon’s Antitrust Paradox. Yale Law Journal, 126(3), 710–805.

[3] STIGLER CENTER. (2019). Stigler Committee on Digital Platforms Final Report. Erişim için https://research.chicagobooth.edu/-/media/research/stigler/pdfs/digital-platforms—committee-report—stigler-center.pdf.

[4] KENDALL, B., & McKINNON, J. D. (3 Haziran 2019). Congress, Enforcement Agencies Target Tech. The Wall Street Journal. Erişim için https://www.wsj.com/articles/ftc-to-examine-how-facebook-s-practices-affect-digital-competition-11559576731?mod=article_inline.

[5] KENDALL, B. (9 Eylül 2019). Attorneys General Launch Probe of Google. The Wall Street Journal. Erişim için https://www.wsj.com/articles/attorneys-general-launch-probe-of-google-11568055853.

[6] McDONNEL, C. (26 Mart 2019). US DOJ view of digital platforms guided by Trinko. Global Competition Review.  Retrieved from, https://globalcompetitionreview.com/article/1189234/us-doj-view-of-digital-platforms-guided-by-trinko.

[7] FUNG, B. (11 Eylül 2019). FTC ramping up its Big Tech antitrust investigations. CNN Business.  Erişim için https://edition.cnn.com/2019/09/11/tech/ftc-big-tech-antitrust-investigations/index.html.

[8] ROMM, T., DWOSKIN, E. & TIMBERG, C. (24 Temmuz 2019). Justice Department announces broad antitrust review of big tech. The Washington Post.  Erişim için https://www.washingtonpost.com/technology/2019/07/23/justice-department-announces-antitrust-review-big-tech-threatening-facebook-google-with-more-scrutiny/.

Online platformların uyum sağlaması gereken bir düzenleme daha! AB’den yeni bir regülasyon!

Avrupa’da çevrimiçi platformları ilgilendiren önemli bir gelişme yaşandı.  Avrupa Birliği Konseyi tarafından yürürlüğe sokulan yeni regülasyon ile (“Regulation (EU) 2019/1150 of the European Parliament and of the Council of 20 June 2019 on promoting fairness and transparency for business users of online intermediation services”) çevrimiçi aracı hizmet sağlayıcıları ile ticari işletmeler arasındaki ilişkilere dair önemli düzenlemeler getirildi.

Neden böyle bir düzenlemeye ihtiyaç vardı?

Günümüzde bir milyondan fazla ticari işletme ürün ve hizmetlerini çevrimiçi platformlar üzerinden satmakta. Bunun bir uzantısı olarak Avrupa’da her yıl e-ticaret üzerinden elde edilen gelirin düzenli olarak %15 oranında arttığı gözlemleniyor. Bu sebepledir ki, tüketicilerle bu denli yoğun bir temasın gerçekleştiği çevrimiçi hizmet sağlayıcılara belirli yükümlülükler getirilmesi gerekiyor.

İlgili düzenleme neyi amaçlıyor?

İlgili düzenlemenin temel amacı sektördeki hakkaniyet ve şeffaflığı artırmak. Böylelikle, çevrimiçi hizmetlerin sunulduğu dünyada yeni girişim ve gelişmelerin önünün açılması planlanıyor.

İlgili düzenleme bir yandan çevrimiçi hizmet sunan platformları belirli şeffaflık kuralları çerçevesinde daha sıkı bir gözetim altına almayı planlarken, diğer yandan çerçevesi daha belirli bir yasal düzenleme öngörerek ilgili teşebbüsler bakımından yasal öngörülebilirliğin sağlanmasını amaçlıyor.

Kimler düzenlemenin kapsamında?

Düzenleme temel olarak çevrimiçi aracı hizmet sağlayıcıları ve çevrimiçi arama hizmeti sunan platformları kapsıyor. Bu noktada vurgulanması gereken husus ise düzenlemenin ilgili teşebbüslerin Avrupa Birliği’nde kurulup kurulmadığından bağımsız bir şekilde uygulama alanı bulması.

Nitekim ilgili düzenlemeye göre, teşebbüsler Avrupa Birliği’nde yerleşik olmasalar dahi Avrupa Birliği’nde bulunan tüketicilere yönelik olarak bir hizmet sağlıyorlarsa ilgili düzenlemenin kapsamında sayılıyorlar. Dolayısıyla ülkemizde faaliyet gösteren çevrimiçi platformlar da Avrupa Birliği’nde yer alan tüketicilere bir hizmet sağladıkları takdirde bu yeni düzenlemeye dikkat etmek durumunda kalacaklar.

Bunun en önemli sonuçlarından biri de, dijital hizmetlerin vergilendirmesinde olduğu gibi Avrupa ve Dünya’daki regülatif gelişmelerin yakından takip edildiği dikkate alındığında benzer bir düzenlemenin ülkemizde de gelme olasılığının yüksek olabileceğidir.

Düzenleme ile öngörülen önemli hususlar neler?

En önemli değişikliklerden bir tanesi çevrimiçi hizmetlerin sunumunda aracı platformların ticari işletmeler ile yaptıkları anlaşmalara yönelik. Nitekim platformlar ile ticari işletmeler arasında doğan uyuşmazlıkların %19’nun genel hüküm ve koşulların beklenmedik bir şekilde değişmesinden kaynaklandığı belirtiliyor. Bu çerçevede, yeni düzenlemeye göre genel hüküm ve koşulların taraflar arasında daha açık ve anlaşılır bir dil ile yazılması zorunluluğu öngörülmüştür. Bunun yanında platformlar genel koşullarda bir değişikliğe giderse mutlaka ilgili işletmeleri bu konuda bilgilendirmek zorundadır.

Getirilen bir diğer önemli değişiklik ise belirli hizmet veya ürünlerin satışının ilgili platform sağlayıcı tarafından sınırlandırılması/ kaldırılması veya yasaklanması halinde bu durumun gerekçelendirilmesi gerekliliğine ilişkindir.

Bunun yanında ilgili çevrimiçi hizmet sağlayıcılara veri politikası oluşturma zorunluluğu getirilmiştir. Bu kapsamda ilgili hizmet sağlayıcılar bünyelerinde sunulan hizmet çerçevesinde işlenen verilere ilişkin genel bir bilgilendirmeyi paylaşmak yükümlülüğü altında kalacaktır.

İlgili hizmet sağlayıcılığa getirilen bilgilendirme yükümlülükleri bunlarla da sınırlı değildir. Düzenlemeye göre sağlayıcılar, platformlarında yer alan ürün ve hizmetlerin nasıl sıralandığına ilişkin olarak ilgili işletmeleri aydınlatmak ile sorumlu kılınmıştır.

Son olarak, şikayet başvurularına ilişkin olarak ilgili platformların kurumsal bir sistem kurması öngörülmüştür. Bu yükümlülük yalnızca 50’den fazla çalışanı bulunan ve yıllık 10 milyon Avro’dan fazla gelir elde eden teşebbüsler bakımından geçerlidir. Bunun yanında taraflar arasındaki uyuşmazlıkların daha hızlı çözülmesi bakımından zorunlu bir arabulucuk sisteminin tesis edilmesi de ilgili düzenlemeyle öngörülen hususlar arasındadır.

İlgili düzenleme metnine buradan ulaşabilirsiniz.