Rekabet Hukuku Perspektifinden Yapay Zeka Davranışları

Hukukun diğer alanlarında olduğu gibi rekabet hukuku uygulayıcıları da her geçen gün gelişen ve yenilenen internet teknolojilerine ilişkin hukuki sorunlarla hızlı ve etkin bir şekilde başa çıkabilmeyi amaçlıyor. İnternet ortamında gerçekleştirilen alım satım işlemlerinin Türk rekabet hukuku uygulayıcılarının da son yıllarda dikkatini çektiği görülmektedir. İnternet satışlarındaki fiyat rekabeti konusunda fiziki satışlarda olduğu gibi hassasiyetini koruyan Rekabet Kurulu’nun güncel kararlarında konuyla ilgili değerlendirmelere yoğunlaştığı herkesin malumu[1].

Rekabet hukuku teorisi dikkate alındığında genel anlamda online pazarların tam rekabetçi piyasaların özelliklerini taşıdığı söylenebilir. Tam rekabetçi piyasaların özelliklerinden biri piyasada bilgi akışının tam olmasıdır. Bu kapsamda online satış platformlarında kullanılan fiyat takip sistemleri ile piyasada yer alan teşebbüsler birbirlerinin fiyatlama davranışlarından hızlı bir şekilde haberdar olma imkanına sahip olmakta ve vakit kaybetmeden fiyat rekabetine girebilmektedir. Bu yolla düşen fiyatlar ise kısa sürede tüketici rantına dönüşmektedir.

Ancak teorik açıklamalar bir kenara bırakıldığında fiyat takip sistemlerinin veya online platformlarda fiyat belirlemek için kullanılan yazılımların düşünüldüğü kadar masum olmadığı açıkça görülecektir. Örneğin; Amazon’un fiyatlama konusunda kullandığı algoritmanın online platformda tüketicilere sunulan “The Making of a Fly” isimli kitabın fiyatını tam tamına 23,698,655.93 USD seviyesine çıkartması söz konusu araçların rekabeti bozucu davranışlar gerçekleştirmeye eğilimli olduğuna işaret etmektedir[2]. Dünya üzerinde birçok kopyası bulunan basılı bir kitabın ultra lüks bir taşınmaz fiyatına satılması, fiyatların rekabetçi seviyelerin çok üstünde oluştuğunun önemli bir göstergesi durumuna gelmektedir.

Bu gibi olaylar neticesinde akıllara gelen temel soru şu: Online platformlarda sunulan ürün fiyatlarını belirlemede kullanılan yazılımlar, rekabeti kısıtlayıcı bir anlaşma/uyumlu eylem içine girerek rekabet kurallarını ihlal edebilir mi? Bu soruyu olumlu cevaplandırmamız durumunda ayrıca yazılımların verdiği kararlar neticesinde ortaya çıkan davranışlar nedeniyle bu yazılımlardan yararlanan teşebbüslerin sorumlu tutulup tutulamayacağı sorusu da akıllara gelecektir.

Söz konusu yazılımların/algoritmaların insanlara özgü ön yargılara sahip olmadığı ve ortalama bir insanın erişebileceğinden çok daha fazla bilgiye erişme imkanına sahip olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla piyasa fiyatları hakkında anlık ve geniş çapta bilgi sahibi olan yapay zekaların rakip teşebbüsler ile fiyat koordinasyonu içerisine girmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Ancak bilindiği üzere rekabet kuralları tüketici zararına olan her davranışı yasaklamamaktadır. Bu nedenle öncelikle fiyat belirleme işlevi olan yapay zeka davranışlarının rekabet hukuku çerçevesinde değerlendirilmesi esaslı bir unsurdur.

Bu kapsamda ilk olarak yapay zeka davranışlarının “anlaşma” kavramı altında incelenip incelenemeyeceği tartışılacaktır. Avrupa Komisyonu Bayer Kararı’nda[3] Roma Antlaşması’nın 101. maddesi uyarınca gerçekleştirilen bir anlaşmayı “en az iki tarafın niyetlerini inançlı bir biçimde ifade etmeleri halinde açıkça ifade edilip edilmediği önemli olmayan irade uyuşması” olarak tanımlanmaktadır. Bu kapsamda yapay zekaların 101. madde anlamında irade sahibi olamayacağı şüphesizdir. Bu nedenle yapay zeka tarafından alınan kararların ilgili pazardaki rekabeti kısıtlayıcı amaca sahip olmaması geçerli bir argüman olacaktır.

Ancak bu noktada hemen belirtmeliyiz ki gerek Türk rekabet hukuku gerekse Avrupa Birliği mevzuatı bakımından yatay işbirliğine ilişkin davranışların rekabet ihlali olarak değerlendirilebilmesi için rekabeti kısıtlayıcı amacın ortaya konması gerekli değildir[4]. Rakipler arasında uyumlu eylemin varlığı için basitçe taraflardan birinin diğeri ile ticari anlamda hassas bilgilerin değişiminde bulunması yeterli görülmektedir.

Örneğin; rakip iki firmanın aynı fiyat takip yazılımını kullandığı bir kurguda, teşebbüslerin kendi kendine öğrenebilen ve geniş bilgi kaynağına sahip olan yapay zeka aracılığıyla birbirlerine ait ticari anlamda hassas bilgileri paylaşma imkanına sahip olduğu aşikardır. Dağıtım zincirinin farklı seviyesinde bulunan teşebbüsler aracılığıyla rakiplerin ticari anlamda hassas bilgileri paylaşması durumu rekabet hukuku kapsamında“hub and spoke” işbirliği olarak adlandırılmaktadır. Bu ve bunun gibi örnekler incelendiğinde fiyat izleme/belirleme işlevine sahip yapay zekaların pratikte rekabet kurallarına aykırı davranmasının olası olduğu sonucuna varılabilir.

Son olarak yapay zeka tarafından uygulanacak rekabeti kısıtlayıcı fiyatlama kararı neticesinde teşebbüslerin sorumlu tutulup tutulamayacağı konusuna değinmek gerekir. Bu soruya cevap vermek söz konusu davranışı rekabet kuralları içerisinde belirli bir çerçeveye oturtmaktan çok daha zordur. Konu tartışmalı olmakla birlikte her ne kadar kendi çalışanının davranışları neticesinde rekabet kurallarını ihlal eden teşebbüsler, rekabet hukuku bakımından sorumlu kabul edilse de Türk rekabet hukuku uygulaması bakımından bu sorunun cevabını kesin olarak vermek mümkün görünmüyor. Ancak Rekabet Kurumu bakımından her zaman yol gösterici olan Avrupa uygulamasında yapay zeka davranışlarından dolayı teşebbüslerin sorumlu tutulması görüşünün benimsendiği anlaşılmaktadır. Konuyla ilgili Avrupa Komisyonu Rekabet Genel Müdürü Johannes Laitenberger’in açıklaması aşağıdaki gibi[5]:

“Bir firmanın belirli bir yazılımı rakiplerin fiyatlarını takip etmesi için kullanarak bu doğrultuda kendi fiyatlarını belirlediğini düşünün. Ayrıca söz konusu yazılımın tamamen bağımsız bir şekilde çalışarak, kartel kurmak için gerekli olan; teşebbüsler arası koordinasyon, pazarlık ve ortaklaşa taahhüt verilmesi gibi unsurların hepsini kendi başına gerçekleştirdiğini varsayalım. Elbette böyle bir durumda ilgili teşebbüs bu davranışlardan sorumlu tutulacaktır. Hukuki açıdan doğan riski en aza indirmek adına teşebbüslerin ilk başta bu gibi yazılımları rekabet kurallarını ihlal etmeyecek şekilde programlaması gerekmektedir.”

İlişkili diğer konu ise yapay zekanın aldığı karar neticesinde rekabet kurallarının ihlal edilmesi halinde yapay zekadan faydalanan teşebbüse idari para cezası uygulamanın mümkün olup olmadığı hususudur. Bu sorunun cevabını vermek özellikle rekabet ihlallerinin kabahat olarak değerlendirilmesi ve kabahatler hukuku bakımından kusur sorumluluğunun esas alınması nedeniyle oldukça zor. Ancak belirtmeliyiz ki Kurul idari para cezası uygulayabilmek için her ne kadar teşebbüsün kusurunu ortaya koyabilmesi gerekliyse de yapay zekanın rekabeti kısıtlayıcı davranışlarının engellenebilmesi için kusurun varlığını aranmayacaktır. Zira Rekabet Kanunu’nun 9. maddesi Kurula rekabeti kısıtlayıcı davranışların durdurulmasını emretme ve bu yönde tedbirler alma yetkisi tanımaktadır.

Tüm bu anlatılanlar bir yana Türk rekabet hukuku uygulaması bakımından yapay zeka davranışlarına ilişkin henüz bir yaklaşım benimsenmiş değil. Ancak her geçen gün gelişen teknoloji ve bu teknolojinin ticari hayata entegre olmasıyla Rekabet Kurumu’nun da konuya daha dikkatle eğileceği düşünülmektedir.

[1] Rekabet Kurulu Yemek Sepeti ve Booking.com kararlarında internet satışları bakımından uygulanan en çok kayrılan müşteri hükümlerini incelemiş ve ilgili davranışın belirli koşullar altında ihlale sebebiyet vereceğini değerlendirmiştir.

[2] Konuyla ilgili detaylı bilgiye buradan ulaşılabilecektir.

[3] Case T-41/96, Bayer v Commission, ECLI:EU:T:2000:242, para. 69.

[4] Rekabet Kanunu’nun 4. Maddesi “belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan”  anlaşma ve uyumlu eylemleri yasaklamaktadır. Konuyla ilgili Avrupa Komisyonu’nun yaklaşımı içinse bkz. Cases C-551/03 P, General Motors v Commission, ECLI:EU:C:2006:229, para. 77.

[5] İlgili konuşmaya buradan ulaşılabilecektir.

 

 

 

 

 

 

Fırat Eğrilmez

Fırat Eğrilmez